Osman Demirci
KONYA ARTIK GÜZEL FUTBOL VE GALİBİYET İSTİYOR!
Konyaspor 0 – Başakşehir 0
Futbolda bazen kazanırsınız ama oynadığınız futbol kimseyi tatmin etmez. Bazen de kazanamazsınız ama sahada ortaya koyduğunuz mücadeleyle taraftarınıza umut verirsiniz.
Ancak bir gerçek var ki, Konyaspor taraftarı artık kendi sahasında oynanan futboldan memnun değil.
Bugün Konya Büyükşehir Belediye Stadyumu'nda Başakşehir karşısında alınan golsüz beraberlik, bu memnuniyetsizliği bir kez daha gözler önüne serdi.
Mesele yalnızca kaybedilen iki puan değil.
Mesele, kendi evimizde oynadığımız maçlarda galibiyeti ne kadar istediğimiz, rakibimize ne kadar üstünlük kurabildiğimiz ve sahaya ne kadar kazanma arzusu yansıtabildiğimizdir.
Çünkü bu şehir artık sadece mücadele eden değil, mücadelesini galibiyetle taçlandıran bir Konyaspor görmek istiyor.
POZİSYON VAR, GOL YOK! PEKİ NEREYE KADAR?
Başakşehir karşısında zaman zaman etkili olduğumuz, rakip kalede tehlikeler oluşturduğumuz anlar vardı.
İlk yarıda yakalanan fırsatlar, Baniya'nın kafa vuruşu, ikinci yarıda Deniz Türüç'ün üst direkten dönen serbest vuruşu…
Bunların hepsi maçın kaderini değiştirebilecek pozisyonlardı.
Ancak futbolun değişmeyen bir gerçeği var:
Pozisyona girmek yetmez. O topu ağlarla buluşturacaksınız!
Özellikle maçın 70 ile 80. dakikaları arasında kurduğumuz baskıya ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
İşte o dakikalar, kendi sahasında oynayan bir takımın rakibine üstünlüğünü kabul ettirmesi gereken anlardı.
Baskı vardı.
Gol arayışı vardı.
Tribünlerde beklenti vardı.
Ama eksik olan en önemli şey yine yoktu:
GOL!
O on dakikalık bölümde yakaladığımız fırsatlardan birini değerlendirebilseydik, bugün hep birlikte üç puanın sevincini yaşıyor olacaktık.
İşte taraftarın asıl üzüntüsü de burada.
Çünkü Konyaspor'un kazanabileceği bir karşılaşmadan yalnızca bir puanla ayrılması artık kimseyi tatmin etmiyor.
Hele ki kendi evimizde!
KENDİ SAHAMIZDA BU KADARINA RAZI OLAMAYIZ!
Konya, futbol kültürü olan bir şehir.
Bu şehrin taraftarı takımından her hafta beş gol atmasını, her rakibini farklı mağlup etmesini beklemiyor.
Ama kendi sahasında oynayan bir Konyaspor'un maçın başından sonuna kadar galibiyeti isteyen taraf olmasını bekliyor.
Rakibini baskı altına almasını istiyor.
İkili mücadelelerde ayakta kalmasını istiyor.
Kaybettiği topu geri kazanmak için savaşmasını istiyor.
Özellikle iç saha maçlarında rakibe kendi oyununu kabul ettiren, tribünleri ayağa kaldıran, rakibin üzerine korkusuzca giden bir takım görmek istiyor.
Çünkü taraftarın asıl beklentisi yalnızca skor değil, sahaya yansıyan kazanma iradesidir.
Dört haftada sıfır puanla başlayan sezonda Trabzonspor karşısında aldığımız galibiyet, bu takımın istediğinde neler yapabileceğini göstermişti.
O gün futbolcuların kenetlendiğini, sahada birbirleri için mücadele ettiğini, galibiyete inandığını görmüştük.
Ve alkışlamıştık.
Bugün ise aynı soruyu yeniden sormak zorundayız:
Trabzonspor karşısında gördüğümüz o kazanma hırsını neden her maçın tamamına yayamıyoruz?
Bir hafta rakibinize nefes aldırmayan bir mücadele ortaya koyup başka bir hafta kendi sahanızda galibiyet için gereken sürekliliği sağlayamıyorsanız, burada sorgulanması gereken bir sorun var demektir.
Konyaspor'un artık maç maç değişen bir mücadele anlayışından kurtulması gerekiyor.
VAR VAR, AMA ADALET TARTIŞMASI BİTMİYOR!
Maçın sonlarına doğru yaşanan penaltı tartışmasını da görmezden gelemeyiz.
Konyaspor lehine penaltı beklentisi oluşturan pozisyonun VAR süreci sonrasında gol fırsatına dönüşmemesi, doğal olarak taraftarın tepkisini çekti.
Böylesine kritik anlarda verilen kararlar, maçların kaderini doğrudan etkileyebiliyor.
Burada beklentimiz çok açık:
Konyaspor ayrıcalık istemiyor, adil ve tutarlı bir hakem yönetimi istiyor!
VAR teknolojisinin amacı tartışmaları artırmak değil, tartışmalı kararları en aza indirmektir.
Eğer bir pozisyonda penaltı kararı verilmiyorsa bunun gerekçesi açık ve anlaşılır olmalıdır.
Ancak şunu da özellikle vurgulamak istiyorum:
Hakemi eleştirmek, kendi eksiklerimizi görmemize engel olmamalı.
Bugün yakaladığımız fırsatları değerlendirebilseydik, belki de maç sonunda hakem kararlarını değil, galibiyetimizi konuşuyor olacaktık.
İLHAN PALUT VE FUTBOLCULAR BU TABLOYU İYİ OKUMALI!
Teknik heyetin üzerinde durması gereken en önemli konu, hücumdaki üretkenliği gole dönüştürebilmek.
Çünkü futbol yalnızca topa sahip olmak, rakip yarı alanda oynamak veya pozisyon üretmek değildir.
Bunların hepsi bir araçtır.
Asıl hedef gol atmaktır.
Ve Konyaspor'un özellikle kendi sahasında gol yollarında daha etkili olması gerekiyor.
İlhan Palut'un bu takımın hücum organizasyonlarını geliştirmesi, son vuruşlardaki eksikliklere çözüm bulması ve futbolcularına maçın her dakikasında kazanma alışkanlığı kazandırması şart.
Futbolcular da şunu anlamalı:
Konyaspor formasıyla kendi sahanızda oynuyorsanız beraberliği korumak değil, galibiyeti kovalamak zorundasınız.
Elbette her maç kazanılmaz.
Ama her maç kazanmak için oynanır.
Taraftar da tam olarak bunu görmek istiyor.
TRİBÜNLERDEKİ BOŞLUKLAR BİR MESAJDIR!
Bugün tribünlerdeki boşlukları da konuşmamız gerekiyor.
Konya gibi büyük bir şehirde, böylesine önemli karşılaşmalarda tribünlerin daha dolu olması gerektiği ortada.
Ancak taraftarın neden eskisi kadar heyecan duymadığını da sorgulamalıyız.
Çünkü taraftar yalnızca galibiyetle değil, sahada gördüğü futbolla da heyecanlanır.
Takımının rakibe baskı kurduğunu, gol için saldırdığını, son dakikaya kadar mücadele ettiğini gördüğünde tribün de ayağa kalkar.
Futbolcu tribünden enerji alır, tribün de futbolcunun mücadelesinden.
Bu karşılıklı bir ilişkidir.
Taraftardan koşulsuz destek bekleyenler, o taraftara sahada umut verecek bir futbol sunmak zorundadır.
Bugün tribünlerdeki boşluklar yalnızca taraftara sorumluluk yüklenerek açıklanamaz.
Sahadaki futbolun da bu tabloda payı vardır.
HER HAFTA "ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLARA BAKACAĞIZ" DEMEK YETMEZ!
Maç bitti.
Bir puan alındı.
İki puan Konya'da bırakıldı.
Şimdi yine aynı cümleyi kuracağız:
“Önümüzdeki maçlara bakacağız.”
Elbette bakacağız.
Futbolda geçmişe takılıp kalamayız.
Ancak artık bu cümlenin içini doldurmak gerekiyor.
Her maçın ardından eksiklerimizi gördük, derslerimizi çıkardık, önümüzdeki karşılaşmalara odaklanacağız demek kolay.
Önemli olan o derslerin sahaya yansımasıdır.
Bugün kaçırdığımız goller yarın tekrar kaçırılıyorsa, bugün yaşadığımız hücum sıkıntısı önümüzdeki hafta da devam ediyorsa, aynı sorunları tekrar tekrar konuşuyorsak ortada gerçek bir ilerleme yok demektir.
Konyaspor'un artık sözle değil, sahadaki oyunuyla geliştiğini göstermesi gerekiyor.
Çünkü sezonun başında kaybedilen puanların ilerleyen haftalarda nasıl büyük bir yük haline geldiğini hepimiz biliyoruz.
BU ŞEHİR DAHA FAZLASINI HAK EDİYOR!
Geçen haftalarda Konyaspor'u sert eleştirdik.
Mücadele eksikliği gördüğümüzde söyledik.
Trabzonspor karşısında kazanma inancını gördüğümüzde alkışladık.
Bugün de aynı çizgideyiz.
Konyaspor'un yakaladığı fırsatları teslim ediyoruz.
Zaman zaman kurduğu baskıyı görüyoruz.
Ama eksikleri de açıkça söylüyoruz.
Çünkü bizim meselemiz kişiler değil.
Bizim meselemiz Konyaspor!
Bu takımın başarılı olmasını istiyoruz.
Bu şehrin futbol konuşurken yeniden heyecan duymasını istiyoruz.
Tribünlerin dolmasını, taraftarın takımına inanmasını, futbolcuların da bu güvenin karşılığını sahada vermesini istiyoruz.
Ve en önemlisi, kendi sahamızda oynadığımız karşılaşmalarda üç puanı gerçekten isteyen bir Konyaspor görmek istiyoruz.
Bugün 70 ile 80. dakikalar arasındaki baskıdan bir gol çıkarabilseydik belki de bütün bu eleştirilerin yerini galibiyet sevinci alacaktı.
Ama olmadı.
Şimdi önümüzdeki maçlara bakacağız.
Fakat artık yalnızca önümüze bakmak değil, sahada değişimi görmek istiyoruz.
Çünkü Konya'nın sabrı var.
Konya'nın sevgisi var.
Konya'nın desteği var.
Ama bu şehrin artık galibiyete de ihtiyacı var.
MÜCADELE EDECEKSİNİZ!
KAZANMAYI İSTEYECEKSİNİZ!
BULDUĞUNUZ FIRSATLARI DEĞERLENDİRECEKSİNİZ!
Ve en önemlisi…
KONYASPOR FORMASININ HAKKINI SON DÜDÜĞE KADAR VERECEKSİNİZ!
Çünkü bu şehir artık her maçın ardından aynı mazeretleri değil, sahada karşılığını bulan bir kazanma iradesi görmek istiyor.
KONYA ARTIK GÜZEL FUTBOL VE GALİBİYET İSTİYOR!