Emetullah Akkaya

Emetullah Akkaya

Sayıca Az İzzetçe Çok

Uçmayı öğrenmeden

Göçmeye mecbur kalmış

Bir kuş gibi kalbimiz diyor Cahit Zarifoğlu… Ve şöyle devam ediyor:

Ah şu yalnızlık…

Kemik gibi… Ne yana dönsem batar…

Çünkü kırıldım saç uçlarıma kadar…

Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü

Dedim ya oturuyorum sadece

İyi ki etrafımda

Kalbimi tanıyanlar yok…

Yine de biri çıksa

Nasılsın dese

Yanlışlıkla iyiyim diyeceğim…

Neyse bitti o şiir

Başka mısra gerekmez…

Kulun kula sırtını döndüğü, gölgelerin bile insanı terk ettiği anlar vardır… Alemlerin rabbi kendisinden “biz” diye bahsederken, dimağında “ben” den başka kelime olmayan edeb yoksunu insanlar vardır. Halbuki insan olmak dik durmak ama diklenmemektir. Sabır göstermek ise direnmek ama yılmamak, Allah’a isyan edenlere karşı vakarlı ve izzetli bir duruş sergilemek iman edenlere karşı tevazu sahibi olmaktır.

Çağımızın firavunlarıyla mücadele etmeyi bırakmamak, efendimizin: “ Sağ elime güneşi sol elime ayı verseler ben bu davadan vazgeçmem.” sözleriyle ümmetine açtığı cihad yolundan yürümek, gösterdiği hedeften ayrılmamaktır.

Eğer kendimizi büyük davalara adamazsak küçük dertler başımızdan eksik olmayacaktır. Büyük davalara, mücadelelere adanmış bir ömür öncelikle farkındalık gerektirir. Acaba kaçımız ilk günkü gibi Gazze’yi dert ediniyoruz? Nemrutlar, Firavunlar öylesine çoğaldı ki gündemimizi istedikleri şekilde değiştiriyor, algılarımızla oynuyor, bize biz farkında bile olmadan davamızı, derdimizi unutturuyorlar. Her yeni gün yepyeni gelişmelerle çocuklarımızın zihinlerini allak-bullak ediyor, ruhlarını kalplerini hedef alıyor hatta belki ele geçiriyorlar.

Cümlelerime başlarken paylaştığım dizeler yüreklerimizin yalnızlaşmasına, Gazzeli kardeşlerimizin bize unutturulmaya çalışılmasına, onların milyarlarca Müslüman içerisinde tutsak oldukları yalnızlığa tercüman gibi adeta…

Yine değerli şairlerimizden Necip Fazıl Kısakürek dayan Kalbim adlı şiirini sanki Gazzeli kardeşlerimiz için yanan yüreklerimize atfetmiş gibi…

Seni dağladılar değil mi kalbim

Her yanın içi su dolu kabarcık…

Bulunmaz bu halden anlar bir ilim

Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık…

Sensin gökten gelen oklara hedef

Oyası ateşle işlenen gergef…

Çekme üç beş günlük dünyaya esef

Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık…

Hissettiklerimi şair yüreğimden geçenleri paylaşmadan ashabı kiramdan örnekler sunduğum yazı dizilerime devam etmek istemedim. Zira bizden istenen cebimizde Kuran mushafı bulunması değil ahlakımızdan bir ayetin okunmasıdır. Hiçbir şey olmamış gibi sıradan hayatlarımızı yaşamaya başladık yine… Yavaş yavaş boykot listelerini düzenleyip azaltma yoluna girdik… Evlerimizde çocuklarımızla kurduğumuz sohbet halkaları yerini sessizliğe bıraktı. Okullarda konuşulmaz oldu ders olarak verilmesi gereken hususlar… Öğretemedik gençlerimize abdestsiz yere basmamanın, namaz kılmanın da bir cihad oluşunu….

Çıkardık aklımızdan, kalbimizden Gazze’yi, Kudüs’ü , Doğu Türkistan’ı, Afrika’yı…

Mazlum coğrafyaların gözyaşlarını…

Unuttuk basireti, feraseti, ümmet olma şuurunu, emaneti…

Rabbimiz üzerimize sabır yağdırsın… Ayaklarımızı sabit kılsın… Kafir topluluklarına karşı bize yardım etsin. Gönüllerimizi yeniden diriltsin… Bizleri yeniden asırlar öncesinde deffaen olduğu gibi sayıca az bile olsa izzetçe kalabalık olan kullarından eylesin. Amin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.