Ölümün ardından

“Ölüm

erken gelir kimi zaman,

bir yıldırım gibi düşer,

alır götürür

yaşanacak onca şey varken.”

 

Kulağımda Suriyeli hafız Ahmet’in taziye evinde okuduğu aşır’lar, Yasin, Rahman, Mülk vd. sureler. içimde kendime ve çevreme söylediğim söz “Kadere iman kederi azaltır” ile teselli arıyorum. En büyüğümüz, en nazlımız, derdini acılarını içine gömen, bu yüzden en sert görünümlümüz, dayağını çokça yediğim, soba üstünde kaynayan suda demli çaylar içtiğimiz ablamızı kaybettik geçen hafta… yazacak ve anacak şey çok dualar içinde.  Yaralar kabuk bağlasa da acı taze. Yazmak, belki kendisine ulaşabilecek hayır dualarına vesile olur diye zorunlu. Ölüm gelince her şey susar. Hayatın hakikatidir karşımızdaki. Ne büyük bir aldanış ile baktığınızı fark ediyorsunuz hayata ve sonra yine bir perde iniyor ve kaldığın(m)ız yerden devam ediyoruz aldanmaya… Ne çok yazacağım yazı vardı ölüm geldi, ilk sıraya kondu.

“aşk için karnıma ve göğsüme

ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden

aşk ve ölüm bana yeniden

su ve ateş ve toprak

yeniden yorumlandı.”

“Hedefi olmayan yolcularız bizler,

Bulutlarız, rüzgârlarda dağılan,

Ya da ölümün soluğunda üşüyen çiçekler,

Yerimizden kopartılmayı beklemekteyiz.”

 “Aslında hayatı ölüm tadında yaşamak,

Korkusuz aynı dem de korkutmadan,

Saatleri ve takvimleri kaldırarak.

Koşarak olmasa da yürüyerek,

Bir kaç yorgan ve yastıkla yetinerek,

Ölümüne anlar kalsa bile üzülmeyerek,

Tebessüm ederek gitmek.

Bir selâm gibi ölümünü bekleyen ahâliye.”

“ölümü geciktirmek sonsuzluğu kısaltmaz

diyor birisi, evet ama

hayatı uzatır sanki”

“En son ölüm gelir

Yine de erken deriz”

El Fatiha…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum