Ne güzel şans!

Gerçekten şans… Konyaspor’un Adana deplasmanında ilk 17 dakikada 2 gol bulması ve maçın geri kalan bölümünü sadece bir gol yiyerek 90 dakikayı tamamlaması büyük şans şans. Erdal’ın da, Neca’nın da attığı gollerde iki oyuncunun orada bulunma becerisini göstermelerinin ötesinde Adana Demir defansının adam paylaşımındaki büyük hatasının etkisi var. Bu iki gol nedeniyle, ev sahibi takım ilk yarı sonuna kadar şoku üzerinden atamadı. Ama şunu da belirtelim: “Konyaspor güçlü rakibi karşısında kötü mücadele etti” diyemeyiz.

Asıl konuşulması gereken ikinci yarıydı. Konyaspor aynı on birle sahaya çıktı. Hüsnü Özkara, bu maçı mutlaka galip tamamlaması gerektiğini biliyordu. 2-0 öne geçmese belki “beraberlik iyi sonuç” diyerek hem o hem de taraftar kendisini avutabilirdi ama o saatten sonra kaybedilecek bir ya da üç puan, hiç de iyi sonuçlar doğurmazdı. O da adeta tecrübesini konuşturdu. Adana Demir’in golünden sonra 60. dakikadan itibaren yavaş yavaş hücum oyuncularını çıkardı. Skoru korumak için her şeyi yaptı. “Neden geri çekildi” diyenin futbol bilgisinden şüphe ederim. Doğru yaptı ama Sinan Özkan’ın kontralarda gol yapamadığı basit pozisyonların dönüşünde beraberlik golü gelmediği için şansın bu galibiyete etkisini de kimse yadsıyamaz.

Kaleci Ramazan, Erman Özgür, Hüseyin Cimşir, Yusuf Kurtuluş, Gökhan Kaba, İrfan ve Erçağ gibi daha birçok isimli oyuncuyla mücadele eden Adana Demirspor’un, ilk üç hafta istediğini bulamayan Konyaspor’u adeta küçümsemesi de bu sonucu hazırladı.

Konyaspor’da Tolga ve Bilal Aziz’i yine çok kötü, İshak ve Neca’yı da çok iyi gördüğümü  belirtmeliyim. Özellikle Bilal Aziz iyice deşifre oldu. Bundan sonra maçları izleyen her rakip o kanadı akın bölgesi yapacak.

Bu arada geçen yıl sakinliğiyle dikkat çeken Osman Özdemir, öyle bir kadroyu elinde bulunca ve geriye düşünce hayli sinirliydi. Konya’da ayağa kalkmayan Özdemir’in taç pozisyonuna bile neredeyse sahadan atılacak kadar itiraz etmesi şaşırtıcıydı.

TAYFUN - YASİN ELELE

Baştan söyleyelim. Bazı gazeteciler gibi yaşadığım ikili sorunları, yani haberci-haber kaynağı ilişkisinin ötesindeki konuları, yazılara taşımamaya büyük özen gösteririm. Konyaspor ve Anadolu Selçukluspor’da göreve başlayan eski futbolcular Tayfun Türkmen ve Yasin Çelik ile de muhabirlik dönemimde hiç sorun yaşamadım. Ama ikisinin de bu görevlere başlamasını açıkçası hayretle karşıladım. İkisinin de hangi kriterlere göre görevlere getirildiklerini merak ediyorum. Yönetimdeki iki “Mehmet”in gerekçeleri tatmin edici değil. Bu birinci tarafı. Bu işi garabet olarak nitelendirmemin ikinci nedeni ise Konya’da bu işi yapacak birilerinin hala olduğuna inanmam. Bu şehirde gazetecilik yaptığım için üzülüyorum ve bazen de utanıyorum. Galiba bu kararları anlayabilmek için bir süre yöneticilik yapmam gerekiyor. Ama ben yönetici olacağıma Konya tabiriyle “ahraz” olarak kalmayı yeğlerim.

Bir de ortada dönen espri var. “42 numaralı formayı giyen Konya’ya dönüyor” şeklinde. Yasin’i anladım da benim bildiğim Tayfun 33 giyiyordu. Bu kriter de tutmadı yani.

Önceki ve Sonraki Yazılar