Ne demek ortam duygusal?

Ne demek ortam duygusal?

Ali Bayramoğlu, dayak skandalında kendisini 'bizi anlayın, ortam duygusal' diyerek savunan BBP'li yöneticileri ve olayı görmezden gelen medyayı eleştirdi

Yazıcıoğlu, yazar, saldırı...
Kanal 7'deki İskele Sancak Programından hemen sonra, Alperen Ocağı İstanbul Başkanı olduğu söylenen kişi, televizyona gelip, programa katılan tartışmacılardan birisini hırpalıyor...

Bu olabiliyor...

Rasim Ozan Kütahyalı, Taraf Gazetesi yazarı, son dönemlerde genç yazar kuşağının en etkili kalemlerinden birisi.

Kütahyalı'nın, Muhsin Yazıcıoğlu hakkındaki değerlendirmesinden hoşlanmayan bir zorba elini kolunu sallaya sallaya televizyona geldi, Rasim'i dövdü, elini kolunu sallaya sallaya çıktı gitti.

Fikrini beğenmiyor, adam dövüyorlar, fikrini beğenmiyor adam öldürüyorlar...

Rahibi dövdüler kimsenin haberi olmadı, dayak atan böbürlendi, sırtı sıvazlandı.

Sonra öldürdüler rahibi... Hrant Dink'i öldürdükleri gibi...

Rasim Ozan Kütahyalı'nın dövülme biçimi, bunun seyri ciddi ve sembol bir meseledir ve bu ülkenin başındaki büyük belalardan birisidir.

Ahmet Altan dün, saldırıyı konu aldığı yazısında, görüştüğü BBP yönecilerinin "Ortam duygusal, bizi de anlayın" dediklerini anlatıyorlardı.

Ne demek ortam duygusal?

Ne demek bizi anlayın?

Yazıcıoğlu'yla ilgili istenmeyen laflar edilemez, edilen dövülür, döven mazur mu görülür demek?

"Ortam duygusal, bizi hefef alıyorlar, bize kompo kurmuşlar" gibi sözleri en azından ben kaçıncı kez duyuyorum...

Alperen Ocaklar'ı nın kullanıma açık tehlikeli, hatta kirli bir havuz olduğunu yazdığımda aldığım küfür ve tehditler üzerine BBP yöneticilerinden kaç kez duydum bu sözleri... Yazıcıoğlu'na kaç kez haber yollattım... Son kez Recep Kırış'tı konuştuğum, Alperenler'e dikkat edin, etsinler dediğim...

Yazıcıoğlu öldü...

Etkilendim, üzüldüm, Allah rahmet eylesin...

Ama bu onu bir "veli" mertebesine çıkarma gayretlerine alkış tutmama yol açmadı... Yazıcıoğlu'nun geçmişteki sorumluluklarını yoksaymama da yol açmadı...

Bunu ben bu sorumlulukları hala ciddiye alıyorum. Kütahyalı'nın düşüncelerinden farklı yerde durmuyorum...

Ayrıca, Yazıcıoğlu da her kritik olayda, örneğin Dink cinayetinde, örneğin Sakarya'daki linç girişiminde Alperenlerin, bu ocak üzerinden partisinin ve kendisinin anılmasından şikayetçi değil miydi?

Ahmet Altan hatırlatıyor, Yazıcıoğlu Şamil Tayyar'a, Dink suikastında Alperenler'in adının dolaşmasından üzüldüğünü belirtmiş ve "bizim tarlayı daha önceden sürmüşler"... demiş...

İşte sorun da bu, sorumluluk ta...

Tarlaları sürdürmeyeceksiniz...

Sürülen tarlaları temizleyeceksiniz...

Ama bunu her hatırlatana küfürle, tehditle, sopayla yaklaşırsanız, "duygularımız var, cenazemiz var" anlayın bizi derseniz, bu işin sonu gerçekten kötüye varır, daha da kötüye varır.

Dink olayı gibi olaylara yeni kapılar açılır...

Bu sorun ve sorumluluk elbet tartışılacaktır...

MHP şiddetle iç içe yaşayan kendi arka bahçesini Devlet Bahçeli eliyle dağıttı.

BBP bunu yapamadı. "Alperenler Ocakları'yla partinin resmi ilişkisi yok" demekle yetindi. Kullanıldığıni gördükleri halde, etkili şekilde harekete geçmedi partililer.

Dink davasının kimi sanıkları Alperenler Ocakları'nın üyeleri...

Tesadüf mü bu?

BBP eski Trabzon İl Başkanı ve Alperenler Ocağı İl Başkanı yargılanıyor bu davada. Söz konusu il başkanı sanıklar için "bunlara ben bakıyorum hapisanede, bunlar benim çocuklarım" diyor, mahkeme heyetine...

Böyle iş olmaz...

Ben Muhsin Yazıcıoğlu'ndan gelen, aydınlarla görüşme talebine bunun için, etrafıyla ilgili, Alperenlerle ilgili hiç bir talebi dikkate almadığı, bu ocakları dağıtmadığı için soğuk baktım...

Son söz: Duygular önemlidir, ama duyguların siyaseti tehlikelidir...

Fikrine katılın ya da katılmayın, tarzını sevin ya da sevmeyin, insanın ülkesinin bir yazarının, bir aydınının hastanelik edilmesinden utanması gerekir...

Bu arada, Türk basını bu rezaleti önemli ölçüde "görmezden gelerek" geçiştirdi.

Utanç vericidir...

Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak