Liberal faşolar
Serdar Turgut'a göre toplumda sevilip sayılan Türkan Saylan'ı gözaltına almak toplumsal anlaşmayı öldürürmüş!
Türkan Saylan'ı vuran dalga toplumsal anlaşmayı öldürür
Türkan Saylan gibi toplumda çok sevilen sayılan bir ismin Ergenekon bağlamında evinin aranması, Türkiye'de güçlükle ayakta tutulmaya çalışılan 'Toplumsal anlaşmayı' yerle bir edecek kadar önemli bir gelişmedir.
Her modern toplum, hukuk sistemini yıpratmadan ayakta tutabilmek için hukukun meşruiyetine gölge düşürmekten kaçınır. Sadece bazı adli işlemlerin yasalara uygun olması onu otomatikman haklı kılmaz. Yasal işlemlerin temelinde mutlaka bir meşruiyet de olması gerekir. Neyin meşru olduğu konusunda bir toplumsal anlaşma olması mutlaka lazımdır.
Ergenekon gözaltıları bir süredir zaten tartışmalıydı. Özellikle Türkan Saylan gibi sayılan, sevilen, üstelik kanserle mücadele ettiği için sempati de toplamakta olan bir insanın evinin aranması Ergenekon soruşturmasının meşruiyetine darbe vurmuştur. Hukuk adamlarının, yaptıkları işlerin sadece kitabına uygun olmasını değil, meşruiyeti de düşünmeleri gerekiyor.
İnsan hayatları ile istedikleri gibi oynama yetkisine sahip olan savcıların, hukukun meşruiyeti meselesine ve toplumsal anlaşmayı sürdürmeye özellikle dikkat etmeleri gerekiyor.
Dün bu satırları yazarken ve Türkan Saylan hakkındaki habere de bakarken, kendisiyle bağlantı kurulan bir kanala konuşan Taraf yazarı Alper Görmüş, meselenin bu yönüne hiç değinmeden sadece 28 Şubat'tan sonra darbe endüstrisinde olan kavram değişikliğinden ve sivil toplum örgütlerine darbe işinin ihale edilmiş olduğundan bahsetti.
Yani bir anlamda çağrışım oluşturarak Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin de darbeci olabileceği ima edildi. Pes doğrusu. Taraf gazetesi yazarlarına eğer okurlarsa anlayacaklarından emin olduğum John Rawls'un 'A Theory Of Justice' adlı kitabını tavsiye ediyorum. Bu kitapta 'Çoğulcu ve eşitlikçi bir siyasi liberalizm anlayışı içinde hakkaniyet olarak adalet fikrinin nasıl gerçekleştirilebileceği' konusunda hayli derin bir şekilde düşünülüyor. Herkesi biraz sakin durup biraz düşünmeye davet ediyorum.
ERGENEKON ARTIK SİYASİ OTORİTEYİ DE DİNLEMİYOR
Son seçim gecesi yazdığım yazıya 'Beyaz Türklerin İsyanı' başlığı atmıştım. Seçim sonuçları, çağdaş, meslekli, bilgili, birikimli insanlar AKP iktidarının bazı uygulamalarından duydukları korku ve kuşkuyu da yansıtıyordu. Nitekim AKP de seçim sonuçlarına verdiği tepkiler, sonuçlardan duyduğu endişelerle o tepkiyi anladığı ve hissettiği izlenimini veriyordu.
Ancak dün yapılan gözaltılar ve özellikle Türkan Saylan gibi 'Beyaz Türklerin' sevdiği ve kendisinden bildiği bir insanın evinin aranması da tuhaf bir gelişme oluşturdu. Ben son seçimden sonra meşruiyeti sorgulanan tutuklamaların artık yapılmayacağını, buna izin verilmeyeceğini düşünüyordum.
Siyasi otoritenin de bunu istemeyeceğini düşünmek normaldi. Çünkü bir hukuki sonuca varmayan ama siyasi sonuçları hayli ağır olabilen gözaltılarını iktidarın da istemeyeceğini düşünüyorum.
Dün gözaltına alınan isimleri görünce ben de Ergenekon soruşturmasının siyasi otoritenin kontrolünden tamamen çıktığı ve polisi kontrol edebilen otoritenin eline geçtiği izlenimini yarattı.
Eğer bu doğruysa, çok tehlikeli bir gelişmedir ve toplumsal anlaşmamızın tamamen çökmesine yol açabilir. Bu çökerse hepimizin altında kalacağımızı da lütfen unutmamaya çalışalım.
(NOT: Gözaltına alınmış rektörlerin hepsinin hayatlarının bir noktasında Atatürk devrimlerine bağlılığı ifade etmiş olmaları da, bazı kuşkuları destekleyen olayın bir başka boyutunu oluşturuyor.)
LİBERAL KUŞATMA SÜRÜYOR
Bu arada dün medyadaki liberal kuşatmanın tüm hızıyla sürdüğünü gördüm. Alper Görmüş'ten sonra kendisine mikrofon uzatılan Mehmet Altan 'Saygın olmanın ölçüsü nedir?' diye sordu. 'Beyaz Türkler'e liberal ihanetin vurdumduymazlığının bir başka örneğini de verdi. Türkan Saylan, ben ve benim gibi insanlar açısından saygındır anladınız mı liberal faşolar?..
Serdar Turgut / Akşam