Köy odalarının tamamı ören halinde
Bazı köy ve beldelerimiz var, geleneksel kültürleri ile bağlarını mümkün olduğu kadar korumaya, yaşatmaya çalışıyorlar...
Çumra dağ köylerinde - 2
Zeki OĞUZ
Bazı köy ve beldelerimiz var, geleneksel kültürleri ile bağlarını mümkün olduğu kadar korumaya, yaşatmaya çalışıyorlar. Çumra Arıkören, Taşkent Çetmi Karaman Taşkale’de olduğu gibi.
Pankobirlik denetleme kurulu üyesi Ahmet Yıldız ile Çumra dağ köylerini dolaşırken bu köylerin geleneksel kültür varlıklarını ne derece koruduklarını da araştırdık. Maalesef h
içbirinin geçmişle bağları kalmamış. Yeni ama estetik değeri olmayan şeyler çıktı karşımıza.
Yalnız Dorla’da Dr. Ekrem Yıldırım’ın babasına ait evde soylu bir geçmişin zenginlikleri çıktı karşımıza. Ahmet Yıldız’a ve Dorla'lı Vasfi Koçak’a bir iş düşüyor. Hemşehrilerini ikna ederek bu eşyalarla bir Dorla Müzesi oluşturabilirler. Çok da güzel bir hizmet olur. Diğer Dorla evlerinde de böyle bir müzeye bağışlanabilecek eşyalar çıkabilir.
Gezdiğimiz köylerin hepsinde temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktı. Geçmişte yoğun bir bağcılık olduğunu günümüzde ise hiç kalmadığını söylüyorlardı.
Cicek 70 km. şehrimize. Bozkır ve Hadim taraflarına giderken yolun hemen sağında. Muhtarın a
nlattığına göre Alanya’nın Çiçekli yaylasından gelmişler. Köyün adı bu yüzden Çiçekli, Muhtar Yunus Yılmaz köyün batısındaki tepeye kendi çabaları ile çok geniş bir alana badem ekmiş. Gelip geçerken görürdük, çok kötü bir okulu vardı köyün. Yunus Yılmaz’ın çabası ile modern bir ilköğretim okulu yapılmış. Avşar köyünün öğrencileri de buraya geliyorlar. Köy odası geleneği sürdürülen bir oda kalmış.
Çanakkale’de 48, Kurtuluş Savaşında 60 şehit veren köyde geçim sıkıntısı nedeniyle sürekli dışarıya göç oluyormuş. Gidenler Çumra, Konya, İzmir taraflarını tercih ediyorlarmış. Yirmi sene öncesine kadar meyve sebze tarımı yoğunmuş günümüzde yeni yeni başlıyormuş meyva, sebze tarımı.
Köyde okuma oranı hayli düşük.
1230 nüfuslu Yenisu (Algaran)da tarih olacak belediyelerimizden biri. 200 yıllık bir tarihi var. Kurukavak’tan gelmişler. Eskidende Kurukavakın yaylasıymış köyün bulunduğu yer.
Yoğun olarak arpa, buğd
ay, pancar tarımı yapılıyor.
Köy odalarının tamamı ören halinde.
En çok Konya ve Çumra’ya göç veren Algaran’lıların büyük bölümü de Almanya, Hollanda, Danimarka gibi ülkelerde çalışıyorlar. Bir ara tavuk üreticiliği yaygınmış. Günümüzde ise süt inekçiliği yaygınlaşmış.
Köyde eğitim 1927’de yapılan iki derslikli bir okulla başlamış. Şimdi 12 derslikli modern bir okul var.
Gezdiğimiz Çumra dağ köyleri binlerce yıl öncesinin medeniyeti İsauranın sınırları içinde kalıyor. Bunun için çok değişik adları var köylerin. Alıssada bunlardan biri. Sonradan adını değiştirip Yeni Mescit yapmışlar.
Çumra’ya 43 km. 200 nüfuslu küçük bir köy Alıssa. Süt sığırcılığı ve tarımla geçiniyorlar. Burada da ilg
inç lakaplar var. Bu lakaplarla biliniyor sülaleler. Bulgarlar, Teğmenler, Kopuklar, Celepçiler, Almabilenler, Hatıplar gibi.
Alıssalı öğrenciler taşıma usulü ile Apa’da okuyorlar.
Tahtalı 40 hane 50 nüfuslu küçük bir köy. Zaten sadece ihtiyarlar kalmış köyde. Çoğu Almanya, Fransa, Avusturya’ya çalışmaya gitmişler. Küçükbaş hayvancılık, tarım ve süt sığırcılığı yapılıyor.
Gezdiğim en güzel köylerden biri Çukurkavak’tı. Köylülerle bir köy odasında oturup sohbet ettik. Bayram yemekleri bu odada yeniyormuş. Düğün davetlerinde davetliler çaylarını bu odada içiyorlarmış.