“Konya Çocukları”nın Ansiklopedisi!

Ansiklopedi meselesi tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Ucundan kıyısından bulaştığımız bu tartışma umarım ansiklopedinin oluşmasına olumlu bir etki yapar. Edindiğim izlenim konuşması gerekenlerin ya da bir şeyler bilenlerin şu an için sustukları. Mehmet İpçioğlu sadece başkalarının da düşündüğü eleştirileri açıkça kaleme alma cesareti, cüreti gösteriyor. Kimilerine göre üslubu çok sert ve yapıcı olmaktan uzak, yıkıcı, kırıcı. Esas eleştiri Ansiklopedi yayınlandıktan sonra ortaya çıkacak deniyor. Bence yanlış. Yayınlandıktan sonra iş işten geçmiş olacak. Düzeltme imkanı bulunmayacak. Düşünceler, öneriler var ise şimdiden ilgilileri ile, danışma-bilim kurulları ile doğrudan irtibata geçmek gerekir. M.Ali Uz konusuna da değinmeden geçemeyeceğim. Konya Tarihi ve kültürüne verdiği emekleri, yazıları, çalışmaları ile bir köşetaşı niteliğinde olan ve kimsenin pas geçemeyeceği bir ağabeydir M.Ali Uz. Saygı duyulacak, eli öpülecek bir adamdır. Eyvallah. Ben de katılırım her ne kadar çok yakinen tanımamış olsam da kendisini. Bunu bir kenara not edelim ve hakkını teslim edelim. Şimdi bir parantez açalım. Şu ifadeler bir parantez açılmayı hak ediyor. Merhaba Gazetesinde İpçioğlu’na cevaben yazdığı yazıların ilkinde “Birileri bilmem nereden kalkıp geliyor ve aralarındaki şahsi kavgalarından kaynaklanan bir kin ve hınçla Konya çocuklarının bu idealini yok etmeye kalkışıyor. Bu hayırlı işin akamete uğramasında İpçioğlu’nun hiçbir kaybı yok. Kayba uğrayacak olan Konya ve Konyalı. Onun umurunda mı?” M.Ali Uz her şeyden önce bu paragraftan neyi kastettiğini açıklamak zorunda. Ansiklopediye getirilen bir eleştiriden yola çıkarak savunma yazarken eleştiren kişinin Konyalı olmadığının altının çizilerek, “Konyalı olmayan birinden” gelen bir eleştiri “Konya Çocuklarının” idealini yok etmek diye algılanabilir mi? Bu iş akamete uğrarsa İpçioğlu’nun hiçbir kaybı olmayacakmış, Konyalı değil K.Maraşlı olduğu için! Kayba uğrayacak Konya ve Konyalı imiş. “Konya Çocukları” bu adamı dinlemeyin! Kusura bakmasın da böyle savunma olmaz, yapılmaz! Bu kadar Konyalılıkla malul bir bakış açısı ilmine, yaşına, birikimine yakışmayan bir tutum. Konyalılık Konya’da doğmakla olunan bir şey sanırım. Bu şehre emek verip, şehrin ruhuna, kültürüne, ilmine emek verseniz, eserlerinizi bu şehirde üretseniz ve hayatınızı burada geçirmiş olsanız dahi hiçbir zaman Konyalı sayılmayacak, bir Konya ansiklopedisinde yer alamayacaksınız demektir. Hele de belki biraz sert tonajda yapılmış bir eleştiriyi Hucurat suresinden yola çıkıp fasıklığa atıfta bulunarak cevaplamaya başlamak, kendini savunmak kendisine hiç yakışmayacak bir tutum. Hayret ettim doğrusu hayret. En küçük olayda böyle ayetlerle savunmaya geçersek haricileşmeye başladık demektir ki vay anam vay.  Ez cümle “Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazâdan” demiş Ziya Paşa. Kamuya açık bir konuda, bir şehre ait ansiklopedi hem de şehrin belediyesinin finansmanıyla yapılırken eleştirilere bu tahammülsüzlük anlaşılır, kabul edilebilir bir şey değil. Bu arada cevabi yazılardan öğreniyoruz ki bizim ansiklopedi kurulunda bulunmasına şaşı bakıldığı için dışarıda tutulduğunu düşündüğümüz Prof. Dr. Mikail Bayram’ın da kurulda bulunduğunu öğreniyoruz. Ne güzel. İlk açıklanan kurulda ismine rastlamamıştık. Son olarak bu iş seni neden bu kadar ilgilendirdi diye soran olursa cevabım  “ilahi îhtâr İpçioğlu’nun mesnetsiz yazısının peşine düşenleri de kapsar” diye yazan M.Ali Uz’dan dolayı diyebilirim. Bu ibareyi okuduğum zaman bu yazıyı yazma konusunda kendimi mecbur hissettim. Her ne hal alırsa alsın bu tartışmanın hayırlara vesile olacağına inanıyorum. Vesselam.

Endülüs Kahve’si

Endülüs Kahve diye bi mekan var. Konya’da kilisenin karşısında, eczanenin üstünde, birinci katta. Sohbetin, derginin, kitabın yeni mekanı. Masalardaki sohbetlere bir kulak kabarttığınız zaman Türkiye’nin siyaset, kültür ve edebiyat meseleleri üzerine değinilere, yorumlara kulak misafiri olabilirsiniz. Sigaralı ve sigarasız mekanının yanına bir de güzel müzik ve manzara eklenince daha ne ister insan. Duvarda İsmet Özel, Sezai Karakoç, Can Yücel, Nazım Hikmet gibi şairlerin kolajları bulunuyor. “Bence Yaşamak” diye başlayan bir mısra karşılıyor sizi kapıdan içeri girerken. Tabii bir de Endülüs’ün adına dikkat çekiyorum. Emsallerinin sonu hep ‘cafe’ ile biterken bu kafe değil kahve. Gazetenizi, derginizi okumak, kitabınızı karıştırmak için iyi bir mekan. Umarım bu niteliğini korur ve yaşar.

Fatih Kara

Eski İl Sağlık Müdürü Yrd. Doç. Dr. Fatih Kara’nın, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na atandığını öğrendim. Yeni bir anabilim dalının kuruluşu görevinde kendisine başarılar dilerim.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum