İstihbarat örgütleri

2. Dünya savaşından sonra başlayan soğuk savaş dönemi ve sonrasın da istihbaratın kullanımı çok yaygınlaştı. Buna istihbarat savaşları dönemi de denilebilir.

İstihbarat savaşları, gizli savaşların dışa vurmuş, aysbergin görünen yüzüdür.

ABD (CIA-DIA-NSA), İsrail (MOSSAD), Rus (KGB), İngiltere (GCHQ), Fransa (DGSE), Almanya (BND) ve İran (SAVAK-VEVAK) istihbaratı isimleri, bu ülkelerin isimlerinin önüne geçmiştir.

Bu istihbarat teşkilatlarından, gelişmiş bilişim ve iletişim teknolojisine sahip olanlar, devlet yöneticilerini de dinlemekteler.

Bölgemiz de 70 yıl etkili olan egemen-dış gücün temsilcisi devletler bölgemizde hep istihbarat teşkilatlarıyla var oldular.

Her zaman, her yerde istihbarat silahını kullandılar.

Bölgemizde ki büyükelçiliklerini ve konsolosluklarını amacından ziyade istihbarat karargahı olarak kullandılar.

Bazı büyükelçiler, konsoloslar, ataşeler, memurlar birer istihbarat elemanı, ajanı gibi çalıştılar.

Ülkeler arası, angajman gereği bulundurulan istihbarat elemanlarından hariç, paralı gizli, kaçak elemanlarla, ajanlarla da çalıştılar.

İsimlerini yukarıda saydığımız istihbarat teşkilatları, ortak menfaat gereği bazen de ortak çalışırlar. Birbirleri arasın da, kendisi için stratejik, önemli olmayan bilgileri de karşılıklı değişirler.

Bir ülke de kendi ülkesinin büyükelçiliği yoksa başka ülkelerin büyükelçiliğini kendi karargahları olarak gizlice kullandılar.

Bunların istihbarat çalışmaların da, vefa, sadakat, vicdan, merhamet, inanç, ahlaki ve insani değerlere saygı gibi kırmızı çizgileri yoktur. Bilgiye ulaşmak, deşifre etmek ve şantaj için her yol mubahtır.

Bölgemiz de yapmak istedikleri düzenlemeleri, yönlendirmeleri, yönetimlere müdahaleleri hep bu yolla yaptılar.

İstihbarat sürecin de karşılaştıkları engelleri aşmak için kendi ülkelerinin bürokratlarını katalizör olarak devreye sokarlar.

Bürokratları da istihbarat reaksiyonunun devamını sağlayamazsa, kendi ülkelerinin devlet başkanları devreye katalizör olarak girerler.

Yöneticileri de müdahale de başarılı olmaz, istenilen hedefe ulaşamazlarsa, o ülke de iç çatışma başlatırlar ve askeri müdahale devreye sokulur. Tüm bunları o ülkenin kurumları üzerinden yaparlar. Kendileri suya sabuna hiç dokunmaz, perde gerisinden seyrederler.

Var oldukları ülkelerin refahı, huzuru, mutluluğuna hizmet etmek gibi bir lüksleri hiç olmadı.

İsrail bölgemiz de varlığını, güçlü istihbaratı sayesinde korudu. Bölge de güçlü Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Mısır'ın varlığını her zaman tehdit olarak algıladı.

Bu ülkeler de istikrar ve huzuru bozma konusun da işi hiç şansa bırakmadılar.

İsrail'in rahatsız olduğu ülkelerden, batıda ki ağabeyleri de rahatsız olurlar.

İsrail' i rahatlatmak için Irak'a müdahale ettiler, Mısır' da darbe yaptırdılar. Suriye'deki iç savaşa müdahale etmediler.

Ülkemizin istikrarı, kalkınması, gelişmesi, büyümesinden rahatsızlar. 12 yıl da yapılan yüzlerce büyük hizmet ve eserlerden rahatsızlar.

Artık eskisi kadar ülkemiz de istihbarat yapamayanlar, eski günleri çok özlemekten sıkılmış gibiler.

Bu nedenle, Başbakanımızı, Dışişleri Bakanımızı, MİT ve Hakan Fidan'ı hedef aldılar.

Türkiye ve AK Parti diktiği fidanı sökmez ve söktürtmez!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum