Geçmiş zaman olur ki… II*

“…Bir fazilet devleti, varlığıyla bir fazilet, inandığı mukaddesatlarla bir fazilet. Hindistan’da bir Müslüman’ın kılına zarar gelse koca orduyu, koca donanmayı Hint denizine sürecek kadar sadakat sahibi. Hocası at üzerinde iken kendisi yayan İstanbul’a giren bir ilim aşığı ve tevazu abidesi, Hanların başında durduğu bir devlet… Ve tarihin karşısında temenna ettiği bir millet:

Bu tepeler tanır beni, ha bu hisarlar Tanır,

Şu tarih dile gelse bütün dünya utanır…”  

                    (Konuralp Gazetesi, 1999)[1]

“… Tarih 1389 I. Kosova Savaşı sona ermiş, Osmanlı topla yaptığı ilk savaşta da düşman ordusunu mağlup etmiştir. Her şeyde ilklerin yaşandığı kuruluş döneminde, ilk kez bir padişah savaş esnasında şehit olacaktır…

Sultan Murat Hüdavendigar’ın şehit olmasına anlar kalmıştır, silah arkadaşları ve askerler etrafına toplanmış, kutlu bir zaferin aynı anda burukluğuna da şahit olmaktadırlar. Silah arkadaşlarından biri ona son buyruğunun ne olduğunu sorar. Haince hançerlenen Hünkar kendisinin son ama; sözlerin en başını söylemiştir:

 “ATTAN İNMEYESÜZ!””

                                          (Konuralp Gazetesi,1998)[2]

“…İçlerindeki sevgiyi bazen ummanın coşkulu dalgalarına, bazen de dallardaki yeşil yaprakların raksına bıraktılar, o içlerindeki her yönüyle güzel her yönüyle hakiki sevgiyi o güzel duyguları salgıladılar zamana ve satha. Onlar hakiki mihmandarıydı sevginin…

… Kimisi bu hasretle kurudu sarardı soldu. O sevgiyi bağrında taşıyarak gitti. Bulunduğu asra kırgınca. Adeta ölürken dahi isyan ettiler…”

                                                                      (Konuralp Gazetesi, 1998)[3]

  



(*)İnsan kimi zaman geçmişe dönüp bakmak ister. İşte “geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.” sözü böyle anlar için söylenmiş olsa gerek. Eski yazılarımdan oluşan bu seçkiyi  eski  okurlarımın gönderdiği ısrarlı mailler üzerine hazırladım. Bir süre sizi bunlarla baş başa bırakacağım.

[1] Konuralp Gazetesi, 14 Ocak 1999, “700. yıla girerken” başlıklı yazı

[2] Konuralp Gazetesi, 15 Ekim 1998 “Attan İnmeyesüz” başlıklı yazı

[3] Konuralp Gazetesi, 12 Kasım 1998 “Hasret Çiçekleri” başlıklı yazı

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum