FUY ( Fıtrata Uygun Yaşamak ) - 2 Uygulanabilir Bir Model Önerisi

1.4. Sünnet Işığında Fıtrat Anlayışı

Hz. Peygamber (s.a.v.), fıtrat kavramını hem sözleriyle hem de yaşayışıyla somutlaştırmıştır. En meşhur hadislerden biri şöyledir:

“Her doğan çocuk islam fıtratı üzerine doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.)

Bu hadis, insanın doğuştan gelen yönelişinin saf ve bozulmamış olduğunu; ancak çevresel etkilerle şekillendiğini açıkça ortaya koyar.

Buradaki vurgu, bireyin sorumluluğunu ortadan kaldırmak değil; eğitimin ve sosyal çevrenin belirleyici rolüne dikkat çekmektir.

Ayrıca, İslam fıtratı üzere doğan yavruları ; batıl inançların, menfi ideolojilerin, eline düşmekten koruma konusunda, anne babaya düşen büyük görevi ve sorumluluğu ihtar etmektir.

Her insan yaratılış itibariyle lekesiz, tertemiz, iman ve İslam'a en müsait bir hüviyette doğar.

Resulullah (sav) efendimizin hayatı fıtrata uygun yaşamanın en güzel örneğidir.

Sünnette yer alan “fıtratın korunmasına yönelik uygulamalar” (iman, ibadet, temizlik, beden sağlığı, ölçülülük, helal-haram hassasiyeti) insanın fiziksel ve ruhsal dengesini muhafaza etmeyi amaçlar.

Bu uygulamalar, insanın doğasına aykırı kısıtlamalar değil; onu koruyan ve dengeleyen ilkelerdir.

1.5. Fıtrata Göre Yaşamanın Varoluşsal Anlamı

Fıtrata göre yaşamak, insanın kendi hakikatiyle barışık olması demektir. Bu yaşam tarzı, insanı iç çatışmadan, kimlik krizinden ve anlamsızlıktan korur.

Modern dünyada yaygınlaşan depresyon, bağımlılık, yalnızlaşma ve yabancılaşma gibi sorunlar; büyük ölçüde fıtrata aykırı yaşam biçimlerinin sonucudur.

Akıllı ve akılsız, şuurlu ve şuursuz tüm varlıklar için fıtrat söz konusudur. “Allah, göklerin ve yerin Fâtır’ıdır.” Fâtır Sûresi’nin girişinde yer alan bu âyet, göklerin ve yerin de bir fıtratı olduğunu ve bu fıtratı Allah’ın koyduğunu ifade eder. Göklerin ve yerin bir fıtratının olduğunu söylemek, göklerin ve yerin bir amaca mebni olarak yaratıldığını göstermektedir.
Eğer insan eşyanın yaratılış amacını keşfederse, onu amacı dışında kullanmaya tevessül etmez. Böylece hayır için yaratılan eşyadan şer hasıl olmamış olur.

Yaptığı işin fıtratnı bilmeyen kimse
başarılı olamaz.

Fizikçi maddenin, botanikçi bitkinin, biyolog canlının, mimar malzemenin, marangoz ahşabın, öğretmen öğrencimin fıtratını bilmeli, fıtrata aykırı davranmamalı ve fıtratı bozmaya çalışanlara karşı mücadele etmelidir.

İslam, insanın nefsini yok etmeyi değil; onu terbiye etmeyi hedefler. Bu da ancak fıtratla uyumlu bir hayatla mümkündür.

Aşırılık, bastırma ve ölçüsüzlük; insan doğasını zedeler. Fıtrata uygun denge ise huzurun temel şartıdır.

1.6. Birinci Bölümün Temel Sonucu

Bu bölümde ortaya konulan temel yaklaşım şudur:

Fıtrat, insanın Allah tarafından kendisine verilmiş en temel rehberdir.

Bu rehber göz ardı edildiğinde, insan ne kadar ilerlerse ilerlesin mutlu ve dengeli bir hayat kuramaz.

Fıtrata göre yaşamak, geçmişe dönüş değil; insanın özü ile hakikatiyle buluşmasıdır.

Ahlâk, ibadet, aile, eğitim, ekonomi ve toplumsal düzen gibi alanların tamamı; ancak fıtrat merkezli bir bakış açısıyla doğru biçimde anlaşılabilir.

Devam edecek

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.