Çocuklarla yolculuk
Tatlı bir yorgunluğun sonunda yazıyorum bu yazıyı. Cuma günü “Dünya Çocuk Hakları Günü”ydü. Böylesi günlerde esip gürleyen çok olur. Çok laf üretilir ama bir şey yapılmaz. Elle tutulur, sonraki yıllarda da unutulmayacak bir şey yapalım istedim
Zeki Oğuz
Tatlı bir yorgunluğun sonunda yazıyorum bu yazıyı. Cuma günü “Dünya Çocuk Hakları Günü”ydü. Böylesi günlerde esip gürleyen çok olur. Çok laf üretilir ama bir şey yapılmaz. Elle tutulur, sonraki yıllarda da unutulmayacak bir şey yapalım istedim.
Aslında bana bu fikri veren değerli fotoğraf sanatçısı arkadaşım, Çanakkale Kadın Fotoğrafçılar Gurubunun üyesi Ferhan Akdağ’dı. Gurup olarak Akşehir şenlikleri sırasında sergi açmışlar, şehrimize geldiklerinde de onları gezdirmiştim. Gurup olarak çocuklarla ilgili bir çalışma yaparak 20 Kasım’da bir sergi düşünüyorlardı. Sonuçta açtılar bahsettiğim sergiyi
Yani aynı gün iki farklı şehirde çocuklarla ilgili sergi açılmış oldu. Belki başka yerlerde de benzer faaliyetler olmuştur, bilemiyorum.
Parklar ve çocuklar konusunu düşünmüştüm ben. Aynı gün yakın bir köyden bir gurup çocuğu getirerek şehri ve müzeleri gezdirmek, sergi açılışından sonra köye uğurlamaktı.
Fikrimi Selçuklu Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ali Düz’e açtım. Sağolsun kabul etti ve çekim için parkları dolaşmaya başladım.
Belki yeterli değil ama çok güzel parklar oluşturulmuş. Çekimlerim iki hafta devam etti. Bu süre içinde şunu gördüm ki park kültürü yeterince gelişmemiş şehrimizde. Hangi saatte gidersem gideyim nerdeyse boştu parklar. Bunların içinde en farklı olana Nene Hatun parkıydı. Burayı yediden yetmişe herkes kullanıyor. Park çevrede oturan insanların spor ve yürüyüş alanı olmuş ve her saat dolu.
Çekimlerimi yaparken aklım hep beldelerde, yaylalarda nerdeyse arkadaşsız büyüyen çocuklarda, cadılarımdaydı. Şehirdeki çocukların biraz daha şanslı olduklarını düşündüm.
Tatköyü İlköğretim Okulu müdürü Mustafa Bilgin’i aradım. 20 Kasım’da sekizinci sınıfların gelmesi için sözleştik.
Cuma sabahı başlarında Mustafa Bilgin ve bir öğretmen arkadaşla birlikte 14 öğrenci geldi. Hepsi de daha önce hiçbir müzeyi gezmemişlerdi.
İlk durağımız Etnoğrafya müzesiydi. Çocuklar heyecanla gezdiler müzeyi. Kimi not tutuyor, kimi kamerası ile fotoğraf çekiyordu.
Arkeoloji müzesini görevli bir arkadaş gezdirdi ve sergilenen eserlerle ilgili bilgiler verdi. Çocukların en heyecanlandıkları yerlerden biri Şehitlik oldu.
Mevlana Müzesini de gezdikten sonra çocuklar Alaattin tepesinde kumanyalarını yemeye ve tepeyi gezmeye gittiler.
Çekimler sırasında Tuğçe ve Ece Tekin kardeşler epeyce yardımcı olmuşlardı bana. Sergiyi hazırlarken de çok yardımları oldu. Bu cadılarıma da teşekkür borçluyum. Çocuklarla birlikte açtık sergiyi. Fotoğraf sanatçısı dostlar, sanat dostları sergideydi. Serginin oluşumunda desteğini esirgemeyen Selçuklu Belediyesine, Ali Düz’e ve açılışta yanımızda olan bütün dostlara teşekkür borçluyum.


