Psikolojik Danışman Ali Şeker

Psikolojik Danışman Ali Şeker

Çocuklarda Dikkat Eksikliği / Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Bir çocuk düşünün… Sınıfta oturuyor. Öğretmen konuşuyor, herkes defterine yazıyor. O ise bir süre dinliyor, sonra kalemle oynuyor, etrafa bakıyor, tekrar derse dönüyor… ama sanki bir şey sürekli elinden kaçıyor gibi.

Ve çoğu zaman ilk cümle hazırdır: “Dikkati çok dağınık.”

Oysa her dağınıklık, aynı anlama gelmez.

Dikkat Eksikliği / Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocuğun dikkatini sürdürme, davranışlarını düzenleme ve dürtülerini kontrol etme süreçlerinde yaşadığı nörogelişimsel bir farklılıktır. Ancak bu tanım tek bir tabloyu anlatmaz. Çünkü DEHB’nin kendi içinde farklı görünümleri vardır ve her biri çocuğun günlük yaşamında farklı şekillerde kendini gösterir.

Bazen çocuk dışarıdan bakıldığında oldukça sakin görünür. Sessizdir, uyumludur, sınıfta sorun çıkarmaz. Ama iç dünyasında bambaşka bir süreç işler. Dinler gibi yapar ama kaçırır, başlar ama sürdüremez, bilir ama uygulamakta zorlanır. Bu çocuklar çoğu zaman “dalgın” ya da “isteksiz” olarak değerlendirilir. Oysa mesele istememek değil, dikkati sürdürebilme sürecinin zorlanmasıdır. Bu tablo, dikkat ağırlıklı tipte DEHB’de sık görülür.

Bazı çocuklarda ise durum tam tersidir. Beden sürekli hareket halindedir, oturmak zorlaşır, konuşma sıklaşır, beklemek güçleşir. Sanki düşünmeden önce davranma hali baskındır. Bu çocuklar çoğu zaman “yaramaz”, “söz dinlemeyen” ya da “kontrolsüz” gibi etiketlerle karşılaşır. Oysa burada sorun davranışın kötü olması değil, davranışın kontrol edilmesindeki güçlüktür. Bu da hiperaktivite ve impulsivite ağırlıklı tipte kendini gösterir.

Bazı çocuklarda ise her iki özellik birlikte görülür. Hem dikkat sürdürmek zorlaşır hem de hareket ve dürtüsellik belirgindir. Bu durumda ders başlatmak, sürdürmek ve tamamlamak daha karmaşık bir hal alır. Çocuğun akademik performansı dışarıdan bakıldığında “potansiyeline rağmen düşük” gibi algılanabilir. Oysa burada mesele potansiyel değil, düzenleme becerisidir.

Tüm bu tabloda önemli olan şudur: DEHB bir “istememe” durumu değildir. Bir “yapamama” durumudur.

Ve bu fark, çocuğa yaklaşımın yönünü tamamen değiştirir.

Çünkü çoğu zaman bu çocuklara daha çok çalışmaları, daha çok dikkat etmeleri, daha çok kontrol etmeleri söylenir. Ancak bu söylemler tek başına yeterli olmaz. Çünkü sorun çabanın azlığı değil, bu çabanın yönetilme biçimidir.

Eğer bir çocukta dikkat, hareketlilik ve dürtüsellik ile ilgili zorluklar farklı ortamlarda ve sürekli şekilde gözleniyorsa, bu durum görmezden gelinmemelidir. İlk adım panik değil, gözlemdir. Aile ve öğretmenin birlikte değerlendirme yapması, çocuğun farklı ortamlardaki davranışlarını anlamak açısından oldukça önemlidir.

Gerekli durumlarda çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi sürece dahil olur. Bu süreç bir etiketleme süreci değil, çocuğun dikkat ve davranış profilini doğru anlamaya yönelik bir değerlendirme sürecidir. Sonrasında ise destek planı oluşturulur. Psikoeğitim, davranış düzenleme çalışmaları, okul desteği ve aile iş birliği bu sürecin temel yapı taşlarıdır.

Okul çocuğun akademik ve sosyal gelişimini desteklerken, aile bu sürecin günlük hayata taşınmasını sağlar. Uzmanlar ise bu yapının bilimsel ve terapötik çerçevesini oluşturur. Bu üçlü yapı birlikte çalıştığında, çocuğun yaşadığı zorluklar daha yönetilebilir hale gelir.

Unutmamak gerekir ki DEHB yaşayan bir çocuk, dikkatsiz ya da kontrolsüz bir çocuk değildir. Sadece dikkati ve davranışı farklı çalışan bir çocuktur.

Ve çoğu zaman mesele şudur: Çocuğu değiştirmeye çalışmak değil, onu anlamaya çalışmaktır.

Çünkü bazı çocuklar yavaş ilerlemez…
sadece aynı anda çok fazla şeyi fark eder.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.