Bizim hallerimiz..

Bizim hallerimiz: üç kısa hikaye

Yapımına 1954 yılında başlanan, ama 1963 yılında ancak bitirilebilen Konya Çimento Fabrikası’nın inşaatında Alman uzmanlar işin başında, çalışanlar ise Konya’nın çeşitli mahallelerinden gelen işçiler…

Konyalı işçilerden birisi her gün iş yerine girerken gördüğü Alman’a nasıl olsa anlamaz diye sallıyor. Bu durum Alman’ın dikkatinden kaçmıyor ve bir gün yanına bir tercüman alıp adamı gösteriyor; bu adamın bana ne dediğini çevir, diye…

Bizim Konyalı’nın Allah’ın günü adama ağza alınmayacak küfürler ettiği anlaşılınca, Alman yetkili bu işçiyi yanına çağırıyor ve ona hem maaş zammı yapıyor hem de onu görevde yükseltiyor. Bir müddet sonra da maaşına biraz daha zam yapıp görevinde bir kez daha yükseltiyor. Bizim küfürbaz Konyalı iyice kendisini bişey sanınca; etrafındakileri asıp kesmeye başlayınca ve hayat standartları da iyice yükselince Alman talimatı veriyor, “atın işten!”

Niye böyle yaptığını soranlara ise şu cevabı veriyor. “Ona bir kez değil, hayatı boyunca unutamayacağı bir ders verdim, şöyle ki: Bu adam artık eskisi gibi basit amelelik işi yapamaz. Çünkü kafasında artık o büyük işlerin adamı. Hayat standartları da yükseldi, ona kimse o maaşı veremez ve sonuç olarak perişan olacak!..”

 

***

2000 yılında Konya oto galericiler sitesine birkaç ay binmek için basit bir otomobil almaya gitmiştim. Bir karıştan uzun sakalı olan birkaç ortağın işlettiği ve benim kendilerini tanıdığım galeriye girdim. Bana bir araba gösterdi içlerinden birisi ve pazarlığın neticesinde 2 bin 700 TL’ye arabayı almaya karar verdim. Çaylarımızı içerken de arabanın ‘muayyer’ olduğunu, yani istediğim zaman geri getirebileceğimi öğrendim!

Tevafuk olacak ya ertesi gün arabadan anlayan bir dostumla karşılaştım. Dostum bana arabanın kazalı olduğunu ve satarken sorun yaşayabileceğimi, mümkünse iade etmemi söyledi. Hemen galeriye gittim ve bir gün evvel araba için benimle pazarlık eden şahsa durumu anlattım. Bana ne dese beğenirsiniz. “Neyse fiyatını indirelim, 2 bin 500 olsun!”

Kabul etmedim ve paramı istedim. “Biz o paraya başka bir araba aldık, madem vazgeçtin biz o arabayı satalım da parayı öyle verelim sana!” dediler. Peki deyip çıkıp gittik. Tabi arabayı da bırakarak... Tam bir hafta sonra aynı yerdeyiz ve bize verilen cevap şöyle: ‘biz henüz arabayı satamadık, bir hafta sonra gelin.’ Kızdık falan ama yapacak bişey yok. Öyleyse size iki hafta daha süre dedik gittik…

İlk iki haftanın üzerine iki hafta daha, tam dört hafta geçmişti, yine vardık galeriye. Adam bizi görünce ne dese beğenirsiniz. “Amma da paragözmüşsünüz ha…” Bu sefer parayı almadan gitmeyeceğimizi kesin ifadelerle vurguladıktan ve epeyce oyalandıktan sonra bize arabayı satarken ‘canım abim’ diye yalaklık yapan galerici bir aydır ‘karşılıksız’ kullandığı paramı yüzüme fırlattı…

O zamandan bu yana galericilerden araba almıyor, gidip ‘sıfır’ alıyorum…

 

***

Konyalı’nın biri Kayserili ile ortaklık yapacakmış. Kayserili atlayıp Konya’ya gelmiş ve müstakbel ortağına misafir olmuş. Sabah da erkenden kalkarak Konya’nın caddelerini, sokaklarını gezip gelmiş ve kahvaltı sofrasında Konyalı’ya ‘ben ortaklıktan vazgeçtim’ deyivermiş. Bizimkisi niye diye ısrar edince Kayserili cevabı vermiş: Kardeşim o kadar dükkân tabelası okudum bir tane falanla falan ortaklığı diyenini göremedim. Mehmet Usta ve Ortakları, Ali Usta ve Ortağı şeklinde levhalar aradım bulamadım. Bizim seninle uzun ortak kalmamız zor demiş…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum