Başbuğ'un konuşması kimleri ağlatacak?

Başbuğ'un konuşması kimleri ağlatacak?

Başbuğ’un konuşmasını “ordu kılıcını atacak” heyecanıyla bekleyenler vardı. Omuzları düştü, pardon, süngüleri.

Başbuğ’un konuşmasını “ordu kılıcını atacak” heyecanıyla bekleyenler vardı. Omuzları düştü, pardon, süngüleri. Birçok yönüyle değerlendirilmeyi hak eden bu konuşmanın en önemli özelliği “bazılarında” yaratacağı kesin hayal kırıklığıdır. Nedenleri var.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un toplam 120 dakika süren konuşması, birçok yönüyle değerlendirilmeyi hak ediyor.

Org. Başbuğ’un Harp Akademileri salonunda yaptığı “yıllık değerlendirme” toplantısı, özellikle Ergenekon soruşturmasının derinleşerek sürdüğü günlere denk gelmesi bakımından önemliydi.

Mehmet Ali Birand, Başbuğ’un konuşmasının gündemi değiştireceğini söylediği Posta gazetesindeki yazısında, Ergenekon soruşturmasına, özelikle de soruşturma kapsamında bazı muvazzaf subaylar ile emekli paşa ve subayların davanın sanığı olmalarına atıf yaparak Başbuğ’un ordunun prestij ve itibarını koruyacak açıklamalar yapacağı öngörüsünde bulunmuştu.

Dahasını söyleyelim. Olaya ve Türkiye’nin gündemine deyim yerindeyse Ergenekoncu bir zihniyetle bakanlar, Başbuğ’un konuşmasına kendi durdukları yerden “çok farklı” bir anlam yüklemek eğilimindeydiler.

Kafaları darbe dönemlerinde kalmış bazılarının kafalarındaki manşet “ordu kılıcını attı” gibi bir manşet idi.

Başbuğ’un konuşması, konuşmasını oluşturan asker-sivil ilişkileri, terör ve terörle mücadele, laiklik gibi hususlar etrafında birçok yorum ve analize konu olacak.

Ancak öncelikle Başbuğ’un üslubu üzerinde durmak gerekiyor. Başbuğ’un üslubu, bazı çevrelerin beklentilerini boşa çıkaracak şekilde demokratik siyasete vurgu yapan bir nitelik taşıyordu. Sivil siyasi iradeyle ilişkilerin Genelkurmay Başkanı tarafından sürdürüldüğünü ifade eden Başbuğ’un son kararı sivil siyasi iradenin vereceğini vurgulaması, üzerinden atlanamayacak bir önemde.

Öte yandan Başbuğ’un “Türkiyelilik” vurgusu da önemli. Hatırlanacaktır, iki yıl önce Başbakan Erdoğan “Türkiyelilik bir üst kimliktir” dediğinde, milliyetçi-ulusalcı çevreler ayağa kalkmıştı. Bu söylemin Başbuğ’un ağzından yeniden gündeme gelmiş olması, ulusalcı-milliyetçi çevrelerde hayal kırıklığı yaratacak diğer bir husus olarak öne çıkıyor.

Konuşmasına hayli hazırlıklı olduğu, bütün yorumcuların ortak görüşü. Çeşitli düşünürlerden alıntılarla konuşmadaki vurguların güçlendirilmeye çalışılması, bu anlamda dikkatlerden kaçmadı.

Konuşmanın tamamı açısından söylenecek olan en önemli husus ise, askerin siyasete müdahale etmesi, Ergenekon soruşturması konusunda kendisini “müdahil” pozisyona sürükleyecek bir tutum içerisine girmesi beklentisi içerisinde olanların tam bir süküt-u hayale uğramış olmalarıdır.

Ergenekon duruşmalarına biraz daha yakından bakmanızı öneriyoruz. Çünkü bu tip gelişmeler olduğunda Ergenekon duruşmasında bazı sanıkların gözyaşları döktüğüne tanık olduk. Aynı sahnelere yeniden tanık olacağımız aşağı yukarı kesin. iyibilgi.com