BAGRAM yeni GUANTANAMO

BAGRAM yeni GUANTANAMO

Amerikan dış politikasında Afganistan yeni bir merkez olma yolunda ilerliyor.

Amerikan dış politikasında Afganistan yeni bir merkez olma yolunda ilerliyor. Amerikan'ın 11 Eylül sonrası işgale giriştiği ülkede insan hakları ihlalleri hiç bitmedi.

*Ancak Barak Obama'nın Ocak 2009'dan sonra göreve gelmesi ile birlikte Irak'tan açıklanan çekilme planları ve Afganistan'a daha fazla güç gönderme kararı bu ülkede bulunan gizli Amirkan hapishanelerini de gündeme taşıdı.

*Afganistan'ın Bagram şehrinde bulunan askeri üste tutulanlar Guantanamo, Ebu Guraip'e benzer işkence iddiaları ile gündemde. New York merkezli insan hakları örgütü Human Rights Watch, gizli CIA hapishaneleri iddialarına yenilerini ekledi. ABD ise işkence iddialarını reddediyor.

Örgüt, Amerikan hükümetinin halihazırda Küba'daki Guantanamo Üssü'nde tuttuğu bir grup tutsağın, Guantanamo'ya getirilmeden önce Afganistan'da gizli bir merkezde işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldıklarını anlattıklarını söylüyor.

Afganistan'ın Bagram şehrindeki Amerikan hapishanesi 2001 sonunda kuruldu. Amerikan savcılar ve Uluslararası İnsan Hakları uzmanları bu hapishaneyi denetleyemeyiyorlar. Yani yer tamamen hukuki denetim dışında kalıyor (Uluslararası ve savaş hukukça boyle bir durum öngörülmemiş, yani hukuk bakımından orası bir ‘kara delik’). Bagram hapishanesinde tutulanların çoğu Afganistan'dan. Ancak son zamanlarda en az 50 diğer ülke vatandaşı da Bagram'a götürülmüş.

Human Rights Watch'ın yayınladığı son rapor, Guantanamo tutsaklarının avukatlarına anlattıklarına dayalı.

İnsan hakları örgütüne göre haftalarca dayak yeyip karanlıkta tutulduklarını söyleyen bu kişilerin ''tutarlı ve inandırıcı'' iddiaları resmi bir soruşturma gerektirecek nitelikte.

Human Rights Watch raporunda adı geçen tutsaklar, ''olağanüstü nakil'' denen uygulamanın kurbanları olduklarını iddia ediyorlar.

Yani bir başka deyişle, çoğunluğu Asya ve Orta Doğu ülkelerinden olan bu kişiler yaşadıkları yerlerden Amerikalı ajanlar tarafından kaçırılmış ve Afganistan'a nakledilerek burada sorguya çekilmişler.

İddialar, Kabil yakınlarında Amerikan ordusunun kullandığı Bagram hava üssüyle ilgili değil.
Tutsaklar, 'kara hapishane'' diye adlandırdıkları daha gizli bir tesisin varlığından bahsediyor.

Human Rights Watch, birçoğu daha sonra Guantanamo Üssü'ne götürülen bu kişilerle doğrudan temas kurmayı başaramamış.

Fakat örgüt, tutsakların avukatları aracılığıyla elde ettiği bilgilerin tutarlı ve güvenilir olduğunu söylüyor.

İşkence mağdurları anlatıyor:

Aralarından Etyopya doğumlu Benyam Muhammed, tam üç gün boyunca karanlık bir odada duvara asılı tutulduğunu, bacaklarının şiştiğini, ellerini ve bileklerini hissedemez hale geldiğini anlatıyor.

Başka bir sefer demir parmaklıklara bağlanıp sürekli olarak korkunç kahkahalar ve yüksek seste müzik dinletilmiş.

Üç başka tutsağın -Hasan Bin Ataş, Cemil el Banna ve Bişer el Ravi'nin- avukatları müvekkillerinin sorgu sırasında yüzlerine tokat atıldığını ve vücutlarının yumruklandığını söylüyor.

İddialara göre sorgu mahalindeki görevlilerin ve gardiyanların hiçbiri askeri üniforma giymiyordu.
Human Rights Watch, bunun sözkonusu merkezin CIA tarafından işletildiği şüphelerini güçlendirdiğini belirtiyor.

2004 yılı içinde bu tutsaklardan bazıları önce Bagram'daki ana hapishaneye, buradan da Küba'daki Guantanamo Üssü'ne götürülüyor.

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, CIA'in bir dizi ülkede gizli hapishaneler işlettiği haberlerini bugüne değin ne doğruladı ne de yalanladı.

Gizli uçuşlardaki vekil işkenceci!

Obama'nın Guantanamo'su mu yoksa Bush'un Bagram hapishanesinde yaşayan mirası mı?

Ülke dışındaki işkenceler ve gizli hapishaneler, özellikle de Afganistan’da Bagram Hava Üssündeki kötülüğü ile dile düşmüş ancak az bilinen hapishane söz konusu olduğu zaman Obama yıllarının bu cümleyi tamamlamayacağını umalım.

Bush döneminde, Bush yönetiminin işkence, alıkoyma ve sorgulama politikalarını takip edenler fasit bir saklambaç oyununun gönülsüz oyuncuları gibi hissediyor kendilerini.

Sonunda Ebu Gureyb ortaya çıktığı zaman asıl odaklanılması gereken şeyin yönetimin “olağandışı hüküm verme” programı ve CIA’in Amerika Birleşik Devletleri için vekil işkenceci olarak hizmet veren yabancı ülkelere olan gizli uçuşları olduğu ortaya çıktı. Ve vekâleten işkence vakalarından birisi yani az da olsa göze çarpan Maher Arar olayı ortaya çıktığı zaman, ABD tarafından yasallaştırılan işkence politikalarına bakılması gerekirken ABD için vekâleten işkence yapanlara bakılmaya başlandı

Birkaç yıl önce, İngiliz insan hakları avukatı Clive Stafford Smith, Bush yönetiminin ülke dışında zulüm tacındaki elmasın yerini yani Guantanamo’yu, dikkati başka yere çekme kategorisine yerleştirmişti. Çünkü dikkat Guantanamo ile çok daha vahşi ve daha önemli bir Amerikan alıkoyma merkezi olan Afganistan’daki Bagram Hava Üssünden başka bir yere çekilmiş oluyordu.

Bagram’da Zor Zamanlar
Oval Ofis Ocak ayında el değiştirdiğinden beri, yanlış bir şeylerin olduğuna dair kötü bir his yayıldı. Ve sonunda buna odaklandığı zaman, akla tek bir soru gelmekteydi: Bagram’daki Amerikan hapishanesine ne oldu?

2002 yılında ABD tarafından işgal edilen terkedilmiş bir Sovyet üstünde açıldığını ve Afganistan’ın işgalinden sonra muazzam bir şekilde etkili bir hizmet sınıfına geçirildiğini ve amacın da Amerikan mahkemelerinin veya her türden uluslar arası gözlem organlarının şüpheci gözlerinden olabildiğince uzakta bir yerlerde Küresel Terörle Savaş mahkûmlarının tutulması olduğunu biliyorduk. Aslında, en sonunda Guantanamo’ya nakledilenlerin çoğu ilk önce çok daha kötü koşullarda Bagram’da tutulmuş ve başından beri orada var olan dayak, taciz ve her türlü kötü muameleden bahsetmişlerdi.

Bagram’daki bilinen düzenli tutuklu hücrelerinden güya ayrı olarak bir yerlerde kurulmuş gizli bir CIA hapishanesinin bulunduğu biliniyor.

Afganistan dışından da getirilen var

Hapishane ve hatta oradaki mahkûmların sayısı hakkında çok az şey söyleyebileceğimiz ortaya çıktı. Haber kaynakları Bagram’da yaklaşık 500–600 kadar kişinin tutuklu bulunduğunu belirtseler de geçerli ve güvenilir bir beyan mevcut değil. Yakın bir zaman öncesinde federal bir yargıç “Bargam Hava Üssünde tutulan tutukluların sayısını, Afganistan dışında yakalanan tutukluların sayısını ve Afgan vatandaşı olan tutukluların sayısını” sordu ancak Obama yönetiminin mahkemeye verdiği cevap gizli olarak tasnif edildiği için kamuya açık resmi tutanaklar arasında yer almıyor.

New York Times’ın haberine göre, Bagram kurulduktan dört yıl sonra bile, tıpkı Guantanamo’daki ilk alıkoyma merkezi olan X-Ray kampındaki koşullara benzer şekilde, kablo kafeslerinin hücre, kovaların da tuvalet olarak kullanıldığı ifade ediliyor. Guantanamo’dakine benzer bir şekilde ABD’nin Afganistan ile kuvvetler statüsüne dair sözleşmesi yok ve bu nedenle sadece ABD’nin bir sözüyle üs ve hapishane Afganlıların üzerine havale edilebilir. Hepsinin ötesinde, bazı Bargam mahkûmlarının avukatı olsa da çoğunun avukatı bulunmuyor.

Görevden ayrılmadan önce Bush yönetimi, Bagram tutuklularının, ABD Anayasası ve ABD mahkemelerinde uygulanabilir uluslararası hukuk kapsamında hiçbir hakları olmadığından tutukluluk şartlarının kanuna aykırılığına itiraz edemeyeceklerin belirtmişti. Bagram’da tutulan tutuklular, ABD egemenliğindeki topraklar dışında tutulan ve ABD uyruklu olmayan kişiler gibidirler. Guantánamo tutukluları gibi Bagram’da tutulanlar da tamamen ABD’li görevlilerin kontrolündedir. Şimdilik Afganistan’daki mahkemelere erişimleri yoktur.

Bagram'da çocuklar da bulunuyor

Tutukluluğun kanuna aykırılığına bir mahkeme önünde itiraz etme hakkı silahlı çatışmanın da yer aldığı acil durumlarda dahi aza indirgenemeyecek çok temel bir insan hakkıdır. Hukuki gözetim, idari kolluk güçlerince yapılan ihlallere ve keyfi ve gizli tutuklama, işkence ve diğer kötü muamele ve bir ülke ya da hükümetten bir diğerine yapılan kanun dışı transferlere karşı temel bir korunma aracıdır.

Hukuki gözetimin yokluğunda, Guantánamo’dakiler gibi Bagram’daki tutuklular da bu tip ihlallere maruz kalmaktadırlar. Çocuklar dahi bu ihlallerin dışında tutulmamıştır. Bunu akılda tutarak, Uluslararası Af Örgütü, ABD hükümetine, Hakim Bates’in sorularına verilen yanıtlara ek olarak, şu an Bagram’da bulunan tutukluların kaçının henüz 18 yaşını doldurmamışken gözaltına alındığını açıklama çağrısında bulunuyor. 2008 yılında, önceki ABD yönetimi tarafından BM Çocuk Hakları Komitesi’ne verilen bilgilere göre, bir yıl önce üste tutulan en az 10 çocuk vardı.

Uluslararası Af Örgütü bugün çatışmanın tüm taraflarına, savaş esirlerine yaptıkları muamelede 3. Cenevre Konvansiyonu’na tam olarak uymaları için çağrıda bulundu.

UAÖ, "savaş esirlerine insanca muamele edilmeli, işkence ve kötü muamelenin herhangi bir biçimi ile karşılaşmamalı ve Kızıl Haç Uluslararası Komitesi’ne anında erişimleri sağlanmalıdır" dedi.

Geçen baharda, International Herald Tribune, Bagram’dan Afganlıların bazen çok az delille ve hiçbir şahit olmaksızın Afgan suç yargılama usullerine göre yargılandıklarını bildirdi.

Bu bilgi Guantanamo öğrencilerini rahatsız edici bir şekilde tandık gelecek bir durumdur. Ve bu Gitmo’nun karanlık tarihini ciddi bir şekilde hatırlatan pek çok şey vardır. New York Times’ın haberine göre, Bagram kurulduktan dört yıl sonra bile, tıpkı Guantanamo’daki ilk alıkoyma merkezi olan X-Ray kampındaki koşullara benzer şekilde, kablo kafeslerinin hücre, kovaların da tuvalet olarak kullanıldığı ifade ediliyor.

Guantanamo’dakine benzer bir şekilde ABD’nin Afganistan ile kuvvetler statüsüne dair sözleşmesi yok ve bu nedenle sadece ABD’nin bir sözüyle üs ve hapishane Afganlıların üzerine havale edilebilir. Hepsinin ötesinde, bazı Bargam mahkûmlarının avukatı olsa da çoğunun avukatı bulunmuyor.

Herşeyin Başladığı Hapishane
Afganistan’daki hapsedilme durumlarının kara deliğini merak ederken, Obama yönetimi konuyla ilgili ilk veciz bildirisini yayınladı. Bargam tutuklularına habeas haklarını (yani ABD mahkemelerinde alıkoyulmalarına itiraz etme haklarını) vermeye gelindiğinde yönetim basitçe ve kolayca topu “durumu daha önce ifade eden Adalet Bakanlığına” atarak habeas hakkının verilmeyeceğini belirtti.

Bush Döneminin Korkunç Suçları
Başkan Obama’ya yeni bir araya gelmiş altı aylık bir görev gücü verildi.- insanların zor koşullarda herhangi bir suçlama veya geri dönüş hakkı olmaksızın tutulduğu göz önünde bulundurulursa bu uzun bir süredir- Bu ekip Bush yönetiminin alıkoyma pratikleri meselesini gözden geçirecek ve (tabi ki eskileri unutmayarak) yeni politikalar geliştirecekler.

Arka Plan Bilgisi:
3. Cenevre Konvansiyonu’na göre; savaş esirleri, "tüm koşullarda kişiliklerine ve onurlarına saygı gösterilmelidir" (Madde 14), "özellikle şiddet veya tehdit hareketlerine ve aşağılanmalar ve kamu merakına karşı her zaman korunmalıdır" (Madde 13). Savaş esirlerine işkence ve insanlık dışı muamele Konvansiyon’un ağır bir ihlalidir (Madde 130). Konvansiyon’un tüm tarafları, bu tür ihlalleri yapanları araştırmakla ve adaleti sağlamak için kendi mahkemeleri huzuruna çıkartmak ya da başka bir taraf ülkeye yargılanmak üzere teslim etmekle yükümlüdür. (Madde 129)

BM, Bagram raporu hazırlıyor

Terörle savaşırken İnsan hakları koruma konularının (1.) ve İşkence ve şiddet konularının (2.) BM İnsan Hakları Yüksek Komiserinin özel raporcularınca yürütülen bir inceleme devam ediyor. Raporun büyük kısmı Amerika'ya ait, Afganistan'daki ve dünyanın başka ülkelerindeki gizli hapishanelere ait olacak. 1 Mayıs'a kadar işkence gören veya savaşlar sırasında hakları bozulan insanlar kimliklerini açıklamadan bu sayfada olayları açıklıyor. https://esurvey.ohchr.org/survey.aspx

Rapor birkaç ay sonra sunulacak.
Raporu hazırlayan isimler:

1.Martin Scheinin - Uluslararası ilişkiler profesoru, Avrupa Enstitüsü (The Special Rapporteur on human rights and counter-terrorism, , was appointed to this mandate in August 2005 and is a Professor of Public International Law at the European University Institute).

2. Manfred Nowak – Uluslararası insane hakları hukuku professoruViena Üniversitesi
(The Special Rapporteur on torture, , was appointed to this mandate in December 2004 and is a Professor of International Human Rights Law at the University of Vienna and Director of the Ludwig Boltzmann Institute of Human Rights.)

Rotahaber