Aşure telaşı başladı
Muharrem ayının gelmesiyle birlikte insanları bir aşure telaşı sardı. Muharrem ayının onuncu gününde pişirilmeye başlanacak olan aşureler yine insanların ağızlarını tatlandıracak.
Muharrem ayı, 17 Aralık’ta başladı. Tüm İslam aleminde önemli bir yeri olan Muharrem ayının onuncu gününden itibaren aşureler pişirilmeye başlayacak. Çoğu insan tarafından beğenilen ve sevilerek yeniliyor. Aşure bir çok bakliyatın ve kuru meyvenin birleşiminden yapıldığı için çok sayıda faydası bulunuyor. Kış hastalıklarının ve özellikle domuz gribinin salgının tavan yaptığı şu günlerde aşure yemek insanların bünyelerine büyük faydalar sağlıyor. Aşurenin maddi anlamının yanında manevi olarak da çok fazla önem taşıdığının altını çizen uzmanlar, “Aşura ayının iki değeri vardır. Biri lezzetli yemek türü, ikincisi de manevi değeridir. Müslümanların dini halk geleneğinde önemli bir yer tutan aşura ayı, aynı zamanda Muharrem ayının onuncu günü başlamak üzere daha sonraki günlerde de özel merasimlerle pişirilip dağıtılan aşure tatlısına ad olmuştur. Aşure tatlısının ilk ortaya çıkışı ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Rivayetlerden en yaygın olanı aşurenin Hz. Nuh'un gemisinde son günlerde elde kalan yiyeceklerin tek tek geminin bütün yolcularını doyuracak bir yemek yapmaya yetmemesi üzerine çoğunluğu bakliyat ve kuruyemişten ibaret 40 tür malzemenin biraraya getirilip pişirilmesi sonucu keşfedilmiş bir yemek olduğudur. Yine bazı rivayetler, Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilişini anmak üzere o gün mutlaka bakliyat ve kuru meyvelerle hazırlanan aşureyi pişirip yediklerini belirtirler” diyor.
AŞURE FARKLI ANLAMLAR TAŞIYOR
Aşurenin Muharrem ayının onuncu gününde pişirilmesiyle ilgili karşımıza çok sayıda rivayet çıkıyor. Şiilerin aşure haftasında doyasıya su içmeme geleneğini sürdürdüklerini dile getiren uzmanlar, “Su içmek, susuz bırakılarak şehit edilen Hz. Hüseyin'e hürmetsizlik sayılır. Su içerken bir iki yudum alınır, Hz. Hüseyin'in susuzluğu hissedilmeye çalışılır. Bu ünlü tatlının başka hikayeleri de bulunmaktadır. İslam tarihçileri bu günlerin cahiliye döneminde bile Araplar tarafından kutsal sayıldığını anlatmaktadır. Muharrem ayının onuncu günü Adem baba ile Havva anamızın ilk tanıştığı gün olan bugün ilk aşure pişirildiği, yine Hz. Adem ve Hz. Davut'un tövbelerinin bugün kabul edildiği, Hz. Süleyman'a bugün hükümdarlık verildiği, Hz. Yunus'un balığın karnından bugün kurtulduğu, Hz. Musa'nın İsrailoğullarını Firavun'un zulmünden bugün kurtardığı, Hz Yakub'un Hz. Yusuf'a bugün kavuştuğu, Hz. İbrahim'in mancınıkla atıldığı ateşten bugün kurtulduğu, Hz. Peygamber'in geçmiş ve gelecek bütün günahlarının affedileceği müjdesini bugün verdiği, Cebrail, İsrafil, Mikail, arş, sema ve cennetin bugün yaratıldığı. Aşure gününe, Muharrem ayının 10'una atfedilen diğer rivayetlerdendir” diyor.
HZ. NUH VE AŞURE
Aşure ile ilgili başka bir rivayet ise aşurenin Hz. Nuh tarafından yapıldığı yönünde karşımıza çıkıyor. Nuh tufanından korunmak için her canlıdan birer örnek alarak bir gemiye sığınan Hz. Nuh’un gemideki tüm yiyecekleri bir araya getirerek aşureyi yaptığını dile getiren uzmanlar, “Aşure ile ilgili çok fazla rivayet var. Önemli olan aşurenin ve Muharrem ayının önemini bilmektir” dedi.
OSMANLI’DA AŞURE
Zengin bir mutfağa sahip olan Osmanlı Devleti’nde aşurenin ayrı bir önemi vardı. Osmanlı padişahları bu tatlıyı çok benimsediği için mutfaklarının baş tacı olarak konumlandırırlardı. Omsalı sofralarının en yaygın tatlısı olan aşure ayrıca bir tören tatlısı olarak kabul edilirdi. Genellikle Muharrem ayının onu ile yirmisi arasında yapılır ve dağıtılırdı. Evlerde kırk türlü malzeme ile dualar eşliğinde kazanlara, tencerelere konulan aşure, yine ilahiler eşliğinde uzun süre pişirilirdi. Hazırlanan aşure, hemen her Osmanlı evinde bulunması adet olan büyük aşure sürahileriyle komşulara, akrabalara dağıtılırdı. Anadolu'da zengin aileler ve esnaf teşkilatları tarafından pişirilen aşure sebilciler ve halkın iştirak ettiği merasimlerle dağıtılır, bazı bölgelerde aşure dağıtımından sonra kurban kesilirdi. Aşure saray mutfağında da pişirilirdi. Helvacıların nezaretindeki aşçılar ve kiler ağaları tarafından hazırlanan aşure, muharremin onuncu gününden itibaren “aşure testisi” adı verilen özel kaplarla önce padişaha ve saray efradına sunulur, sonra ilmiye ve mülkiye ricalinin konaklarına gönderilir ve bütün halka dağıtılırdı. Saray aşuresinin diğer aşurelere göre farkı, süzme ve sütlü oluşuydu. Bir tür muhallebi kıvamında olan bu lüks aşureye, piştikten sonra badem şekeri ve çikolata da dahil edilirdi. Kamu görevlileri olan ilmiye ve mülkiye ricalinin konaklarına gönderilen aşure testileri saraya boş geri gönderilmez, içlerine çikolata, badem şekeri, fıstık gibi çerezler konur, konak ağalarınca saraya iade edilirdi. Bu ince usule “cevap” adı verilirdi. Ali Murat Mırçık-Memleket