Aşk olsun

Ben bu gün yağmur yüklü bulut gibiyim, nereye çarpsam yağmur damlaları bırakıyorum.

Dışarıda gözlerimden indiği zannedilen yaşlar, aslında yüreğimden geliyor.

Bu yolun sonunun olmadığını biliyorum.  Karlı dağların ardından getirdiğim kor ateşi hala elimde taşıyorum…

Aslında benim içimde fırtınada kızgın kum çölünü devesi ile geçme gayretinde olan bedevinin heyecanı var. Rüzgârın savurduğu kumlar, çölde ilerlemeyi ne kadar zorlaştırıyorsa bu gün yaşam savaşı içinde onurlu ilerlemekte o kadar zorlaştı, bunu da biliyorum.

Sen ne kadar dik durmak, haksızın yanında olmamak için mücadele versen de, haksızlık öyle bir örmüş ki ağını bermuda üçgeni gibi çekiyor.

Yazıyı yazarken ne kadar zorlanıyorum. Aslında ben bir yazıya başladım mı, sular seller gibi yazar geçerdim. Dilim o kadar keskindir ki, herkes bilir. Vuracağım yere hiç acımadan vururum. Seveceğim yeri de ölümüne severim, bunu da herkes bilir.

Sevgi nasıl bir duygudur ki? Ölüm dahi göze alınır. Murat Başaran da kitabına ismini verirken sevginin gücünü ortaya koyuyor; “sevmek ölmekle başlar.” Ölüm bir asude bir bahar ülkesidir.

Biz bu duyguları kaybedeli yavan yaşar olduk hayatı, böyle giderse ne sevdalarımız adam gibi sevda ne de ölümümüz adam gibi ölüm olacak.

Bir an önce kaybettiğimiz gerçeklere dönmeli, hayatın bize sunduğu şaşalı ve renkli hayatın yalanlarından sıyrılıp, asıl olana dönmemiz gerekiyor, bunu biliyorum. Asude bir bahar ülkesi olarak bizi bekleyen ölüme, kendimizi kaybettiğimiz sevdamızla hazırlamanın zamanı geldi sanırım, diye de düşünüyorum.

Hayat çarklarını öyle zalimane kurmuş ki, geri adımı bile alçaklık sayar olmuş, senin sevdan özlemin, vuslatın kimin umurunda.

Senin hayatta artık kendi adına yapacakların kısıtlanmış, sevgi ve sevdaya ayıracak zamanın kalmamış, acaba beklediğim hayat bu mu? Diye hayallere bile dalma hakkımız yok olmuş.

 

Suya deli sevdalar yazılır, yâre gönderilirmiş zamanın içinde, şimdi mail, msn ve mesajlardaki yalanlar içinde avutuluyoruz. Sanal âlemlerde yalanlara dalmış gençlerimiz. Gerçek sevdanın tadını alamaz olmuş.

Her şeye rağmen onurla bitirilmesi gereken bir hayatımız var. Biz bu hayata onurumuzu verelimde, kalleşler kalleşlikleri ile kalsın.

Biz yine her sabah duamızı alnımızın çatına vuralım.

Yüreğimizi karlı dağlardan getirdiğimiz kor ateşle aynı yerde tutalım, birlikte yanalım sevdamızla.

Çölü bir bedevi edasıyla geçelim, rüzgâra, kuma ve ölüme rağmen.

Kalan ömrümüzü çilehanelerde doldurmayacağımız kesinde, bu hayatın çilehaneden farkı ne diye düşünüyorum.

Sevdalarımıza karşılık alamadığımız şu dünyada, sevdalara da cevap veremeyeceğiz belli oldu artık,

Kimseye bu hayatta boyun eğmeyeceğimiz de biline, hayatı bir kuş gibi avucumda tutuyorum.

Hayatını avucuna alana aşk olsun…

Şerefsizlere şerefsiz diyene aşk olsun...

Şeytanın yanında durup Peygambere dua edene aşk olsun…

Onurla bitirilmesi gereken hayata sarılana aşk olsun…

Bütün bunlara rağmen ben varım ve ayaktayım diyene aşk olsun…

Gözyaşı ile katılaşmış yürekleri eritene aşk olsun…

Yârim sana da aşk olsun…

Sevmek ölmekle başlar diyerek sevene de aşk olsun…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.