Açılımın açılmışı...

Açılımın açılmışı...

Bekir Coşkun yazdı...

NE olduğunu bilmeden, sırf iktidara yalakalık yapmak için “Açılımı destekliyorum”
dediniz.
Ne olduğunu şimdi öğrendiniz.
Demek ki şöyle oluyormuş açılım:

PKK militanları daha sınırdan içeri girer girmez mahkeme, sınır kapısına kadar
ayaklarına gidiyor...
Onlara “Pişman mısınız?” diye soruyorlar...
Onlar “Hayır, pişman değiliz” diyorlar...

Ve karar veriliyor:
“O zaman beraat...”

Ben size bu açılımı çok açmayın, sonra kapatamazsınız demiştim...
Şimdi nasıl kapatacaksınız?..
ABD‘nin PKK’yı “uyuşturucu taciri” saydığı günün ertesi, onları bando-mızıka ile

karşıladığınızı...
Ya da:
Yıllarca AB ülkelerini “PKK’ya hesap sormamakla”, “ortalıkta dolanmalarına izin vermekle” suçladıktan sonra, hesap sormadan ortalıkta dolanmalarını “ulusal zafer” ilan etmenizi nasıl anlatacaksınız?..

Şimdi anladınız mı açılım ne?...
Şöyle oluyor:
Vali elinde çiçekle koşuyor...
Kaymakam da arkasından, elinde çikolata...
Vali arada bir “Koş İhsan, geç mi kaldık ne?..” diyor...

PKK’lıları karşılıyorlar...
Tarihimizde ilk kez, yola düşüp sanığın ayağına giden mahkemede soruyorlar:
“Pişman mısın?...”
“Hayır...”
“O zaman beraat...”

İşte açılım...
Siz bunu desteklediniz...
Ne olduğu bilinmeyen bir “açılım” soytarılığını, sırf iktidara hoş gözükmek için
destekleyen aydın-sanatçı-yazar-çizer olmanın ahmaklığı içinde öyle bakarsınız artık, açılımın açılmışına...