Açıklama İçin Kim Ne Dedi?

Açıklama İçin Kim Ne Dedi?

Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın, Taraf gazetesi'nin ortaya çıkardığı “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nı belgesiyle ilgili açıkladığı karara kim ne dedi?

Savcılık günlerdir tartışılan irtica eylem planına ilişkin soruşturmasını tamamladı, açıklamasını yaptı; "İrtica eylem planını Genelkurmay hazırlamadı" dedi. Savcılığın bu kararına siyasiler ne dedi?

Devlet Bakanı Egemen Bağış:
"Bu belge gerçek olsa da sahte olsa da AB konusunda önemini ortaya koymaktadır. Çünkü, AB standartlarındaki ülkelerde ne böyle bir belge hazırlanabilir ne de böyle belgelerin sahteleri hazırlanıp piyasaya sürülebilir."

AKP milletvekili Burhan Kuzu:
"Belge gerçekse de sahteyse de bu iş sonuna kadar götürülmeli. Askeri savcılığın açıklaması bu belgenin hiç hazırlanmadığı anlamına gelmez."

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay:
"Askeri savcılık, böyle bir belgenin TSK'da hazırlanmadığını, belgede imzası yer alan askerin belgeyi hazırlamadığını, TSK'nın suçun faili olmadığını açıklamıştır. Buna bakıldığında askeri makamları ilgilendiren bir durum yok. Askeri makamlar takipsizlik kararıyla el çekmiştir. Burada önemli olan asker tarafından askeri makamlarda hazırlandığı darbe planın sahte olduğuna göre bundan sonra ne olacak ona bakmak gerek. Başbakan ve Başbuğ'un bu konuda iddialı açıklamaları vardı. Şimdi bunların arkasında durmak lazım.

Bu koşullar altında Ergenekon soruşturmasına sokulan belge sahte ve yandaş medya tarafından servis ediliyor. Şimdi demek ki işin içinde kurumalarası sürtüşmeyi yaratmak isteyen bir anlayış var. Birileri siyasette mağduriyet havası yaratıyor. Bu kişilerin hakkında gereken yapılıp yapılmamasına bakılmalı. Savcılık bu konuda nasıl gerçeğe ulaşacak? Temel kuşku buradadır. Türkiye artık sahte belgelerle gerililm yaratanlardan kurtulması lazım. Türkiye'de darbe hevesi var dedi Erdoğan. Yardımcısı da bu belgeyi referans göstererek. TSK'ya acımasız sözler söyledi. Türkiye'de artık kurumların gerçek olmayan belgelerle yıpratılmasına dur demek gerekli.

Hiç kimse kurumları çatıştırmadan menfaat elde edeceğini zannetmesin. Bir kurumun içinde birileri bunu yapıyorsa, onları da birileri kulağından tutup ortaya çıkartması lazım. Kimse, artık saklanmasın. Kimse, 'Benim tanıdığımdır. Bizim çocuklar. Bunları saklayalım' demesin."

CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek:
"15 gündür meşgul ediliyor kamuoyu. Taraf'ın haberinden sonra Başbakan Urfa'dan seslendi, 'Araştırıyoruz. AKP'ye dönük bir oyun oynanıyor. Gerekirse biz de dava açarız' dedi ve açtı. Sert açıklamalar yaptı. Arkasından da Genelkurmay Başkanı ile görüştü ve söylem yumuşattı; 'Kurumlararası çatışma olmadığını, böyle bir çatışmaya girmeyeceklerini' ifade etti.

Başbuğ da dedi ki; 'Askeri savcılık araştırıyor.' Fakat yargı süreci beklenmeden yorumlar yapıldı. Bu belge gerçekmişcesine yorumlar yapıldı. 'Emir komuta zinciri içinde böyle bir belge hazırlatmadık. Albay da hazırlamadım dedi. Tüm bilgisayaralar incelendi böyle belge yok' demişti Orgeneral Başbuğ.

Bu dönem içinde süre uzadıkça yorumlar geldi. AKP'li Bekir Bozdağ, '4 gün geçti, sonuç yok. Genelkurmay'ın açıklamaları tatmin etmedi. Savcılar tespit etsin, gerekli işlemler başlasın' dedi. Bu olay her gün tartışılınca CHP lideri Deniz Baykal'ın ağzından yorumlar yapıldı. Baykal niye susuyor? denildi. Askeri savcılık, 'Bu belge sahtedir' açıklamasını yaptı, 'Böyle bir belge yoktur' dedi. Şimdi, CHP'nin ihtiyatlı olmasının doğruluğu ortaya çıktı. Böyle bir belge yoksa, 15 gündür yorum yapanlar, TSK'yı suçlayanlar şimdi ne diyecekler?

Bu belgeye dayalı olarak Türkiye'de kıyameti koparanlar, darbe girişiminde bulunulduğunu iddia edenler şimdi kendilerini savunmak, açıklama yapmak veya söyledikleri nedeniyle özür dilemek durumundadırlar.

Eğer farklı bir iddiası olanlar varsa, 'bu belge gerçektir' diyenler varsa bunun belgelerini, delillerini ortaya koymalıdırlar. Eğer koymuyorlarsa o zaman askeri savcılığın vardığı sonuçlara itibar etmek, onu kabullenmek durumundadırlar."

MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır:
"Sorumluların ortaya çıkması için hukumet goöevini yapmıyor. Biz sorumlu olarak hükümeti görüyoruz. Belgeyi kimin basına servis ettiğini hükümet bulmak ve yargıya teslim etmek zorundadır. Ancak hükümet topu taca atıyor, yargıya suç duyurusunda bulunuyor. Herkes hukuktan aldığı yetkilere göre görevini yapar. Hukuk dışı hareket edenleri tespit etmek de siyasi iktidarın sorumluluğudur."

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural:
"Eğer bir kurum tarafından hazırlanmadıysa bu belgeyi AKP'yi bitirme planı olarak sunanlar kimlerdir? Bundan ne amaçlandı, hangi amaçlara ulaşıldı? Bu konuda kimler nemalandı? Belge Genelkurmayda hazırlanmamış olabilir. Ama böyle bir belge üzerinden üretilmiş siyaset, sahte kahramanlıklar varsa bunun ardındaki gerçekleri bilmek, demokraside her vatandaşın hakkıdır. Bu belge doğru değilse bu belgeyi hazırlayanların amaçlarının ortaya çıkarılması demokrasiye hizmet olacaktır. Bunun sorumluluğu da AKP Hükümeti'ne aittir. Hepimizi meşgul eden bir eksende, asker sivil gerilimi ekseninde, bir siyasi manipülasyon ortamı oluşturulan böyle bir belge ekseninde, gerçeklerin ortaya çıkmasını talep etmemiz, demokratik hakkımızdır. Asker sivil gerilimi üzerinde siyaset oluşturanların, bu işten nemalanarak siyaset üretenlerin ve siyasete müdahale etmek isteyenlerin gerçek yüzlerini görmemiz gerekiyor."

Demokratik Toplum Partisi:
DTP askeri savcılığın kararını eleştirdi, "Ergenekon savcıları durumu hemen ele almalı" mesajını verdi.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Ufuk Uras:
"Belge ortada kaldı. Meclis, siyasetin sivilleşmesi doğrultusunda adım atmalı. Herkesi paranoyak yaptılar. Herkes, dedektif gibi bir şey arıyor. Ama sonuçta albayın da sahteciliğe yönelmesi başlı başına bir problem olduğunu gösteriyor. Her kopyanın bir aslı vardır. Sivil yargı, aslına baksın."

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Ahmet Gökçen:
"Delil niteliği zayıf da olsa fotokopi bir belgedir. Sivil savcılığı ilgilendiren boyutu var olayın. Tabi askeri savcılık belgeyi inceledi ve kamu davası açmaya yetecek bir nitelik bulamadı. İtirazı mümkündür bunun. Sivil savcılık yönünden yine soruşturması yapılacak. Önemli olan bu belgenin aslının olup olmadığı önemlidir. Ceza muhakemeleri açısından bunlar delil olur ama fotokopi belge elde etmek çok kolay olduğundan bu da bir şüphe sebebidir. Sivil savcılar da aynı değerlendirmeyi kendileri araştıracaklar. Gerekli görürlerse kamu davası açmayı düşüneceklerdir. Bu belgenin aslının bulunamadığı görülüyor verilen kararlardan anladığımız kadarıyla"

"Bu tür durumlarda her iki savcılık da herekete geçebilecektir. Önemli olan Yargıtay'dan onanmış birşey olmadığı için gerek askeriye gerekse de sivil savcılık açısından bir sonuç alınamadığı anlaşılıyor. Ama diyelim bunun aslı ortaya çıkarsa derhal kaldığı yerden devam eder. Askeri mahkemelerin verdiği kararlar sivil savcılığı, sivil savcılığın buldukları da askeri savcılığı etkiler"

Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya:
"Tabi gerçekten günlerdir tartıştığımız belge kriziyle ilgili önemli gelişme. Parçalardan en önemlilerden bir tanesi. Puzzle'ın tamamnı görebilmek içim henüz erken. O belge ilk ortaya çıktığından itibaren söz konusu 3 iddiadan 1'inin bertaraf edildiği ortadadır. Belge emir komuta zinciri içinde Genelkurmay'da hazırlandı tezi vardı. Bence bugün askeri savcılık o ihtimali ortadan kaldıran bir sonuçla bugün kamuoyunun karşısına çıkmış oldu. Ama diğer spekülasyonların akıbetini öğrenmek için henüz erken. O yüzden diğer hukuki prosedürlerin tamamlanmasını beklemek lazım. Şimdi adli tıp raporu da dün geç saatlerde ortaya çıktı. Orada birtakım ihtimallerden söz ediliyor. Konunun albay ile ilgili diğer sebnaryolar açısından önem kazanıyor şimdi. Burada önemli bir soru var: Albay'ın Cumhuriyet Başsavcılığı'na ifade verip vermeyeceği Şahsı kanaatim ifade vermesi yönünde. Şüpheler açısından bu daha doğru olur"

"Şimdi en büyük tehlikeden bir kaos ihtimalinden kurtulduk. Bu iddia parça tesirli etki yapabilirdi. Bundan kurtulduk. Aslında imkansızlıklar yeni güçlükler ortaya çıkabilirdi. Kamuoyundaki bütün soru işaretlerini ortadan kaldıracak bir yaklaşım. Bugün askeri savcılık bir aşamasını gerçekleştirdi. Ama soru işaretleri tamamen bitmez. Gelinen bu noktadan sonra bu konunun zaten gelinen 2 yıllık süreçte Ergenekon savcılasrında sürdürülen soruşturma kapsamında aynı soruların Albay Çiçek'e sorulması ve hukuki prosedürün tamamlanmasını beklemek. Şimdi top İstanbul'a gelmiş durumda. O evrakın orijinali bulunmadan resmin tamamını göremeyeceğiz gibi anlaşılıyor."