Suat Şahinoğlu
3. GÜN KONJIC, JABLANICA, BLAGAY VE MOSTAR: NERETVA'NIN HAFIZASI
Bugün Bosna'nın doğal güzellikleriyle tarihî mirasının birbirine karıştığı bir güzergâhta ilerleyeceğiz.
İlk durağımız 50 km. sonra Konjic oldu.
Neretva Nehri kıyısındaki şehirde Osmanlı döneminden kalan köprü ve cami çevresinde yürüdük.
Nehir boyunca uzanan manzara, Balkan coğrafyasının neden yüzyıllar boyunca insanları kendisine çektiğini anlatıyordu. Bu küçük şehirde 2. Dünya savaşında ve 92 – 95 savaşında hasar görmüş ve tadilatı TC Karayolları ve Tika tarafından yapılmış Osmanlı köprüsü, Kırık minareli camii, aslına uygun restore edilmiş mini çarşı göreceğimiz yerler arasındadır. Fotoğraf molamızın ardından yolculuğumuza devam ediyoruz.
Sonra Jablanica'ya geçtik.
Sıradaki durağımız Yugoslavya’nın kurucusu Josip Broz Tito’nun mareşal ünvanını aldığı savaşın yapıldığı şehir olan Jablanica. (Konyits, Jablanica – Konjic 23 km) Jablanica, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, II. Dünya Savaşı tarihiyle de önemli. Bu şehirde 1943 yılında Tito’nun Alman Nazilere karşı verdiği mücadele sonucu yıktığı köprü ve olayın cereyan ettiği bölgeyi görüyoruz.Tito'nun Alman kuvvetlerine karşı mücadelesi sırasında köprünün yıkılmasıyla bağlantılı tarihî olaylar burada yaşanmış. Aynı zamanda Jablanica, meşhur kuzu çevirmesiyle de tanınıyor.
Bu durum Balkanlar'ın başka bir özelliğini de gösteriyor: Burada tarih, mutfaktan da ayrı değil.
Daha sonra Buna nehri kaynağına 5 asır önce kurulmuş Alperenler (Sarı Saltuk) Tekkesi’ne hareket ediyoruz. (Yablanitsa, Blagaj – Jablanica 59 km) Yolumuzun üzerinde Mostar havalimanını ve Yugoslavya zamanında havalimanı karşısına yapılan ve uçaklar için sığınak olarak kullanılan askeri alanı görüyoruz. Bu alan havalimanının hemen karşısındaki tepeciğin içi oyularak uçakların saklanması için hazırlanmıştır.
Blagay: Suyun ve İrfanın Buluştuğu Yer
Blagay'a geldiğimizde manzara bir anda değişti. Buna Nehri'nin kaynağı... Kayadan çıkan güçlü su...
Suyun hemen yanında yer alan tekke... Ve bütün bunların içerisinde insanın ruhunu sakinleştiren bir sessizlik...
Kaynağına henüz ulaşılamamış ve saniyede 43.000 litreye kadar su çıkan Buna nehri kaynağına kurulmuş Sarı Saltuk tekkesi olarak da bilinen tekkeyi ziyaret ediyoruz. Tekke içinde yer alan Ali Paşa türbesi ve Sarı Saltuk’un türbesini ziyaret ediyor ve tipik Anadolu evi şeklinde inşa edilmiş iki katlı bu evde Bayanlar mescidi, Meydan odası, Erkekler için mescid ve zikir odası, Hamamcık ve halvethane ve mutfak olarak kullanılan odayı görüyoruz.
Tekkenin Anadolu evlerini hatırlatan mimarisi; mescitleri, zikir odası, meydan odası, hamamcığı ve diğer bölümleriyle dikkat çekiciydi. Buna'nın kaynağından çıkan suyun gücü ise ayrıca etkileyiciydi.
Nehir kenarında Türk çayı içmek, bu manzaranın içerisinde ayrı bir anlam kazanıyordu.
Burada bir kez daha Anadolu ile Balkanlar arasındaki görünmez bağları düşündüm.
Bir insanın yanında götürdüğü yalnızca eşyaları değildir. İnancını, dilini, duasını, mimarisini, yemeklerini, musikisini ve hatıralarını da taşır. Belki de medeniyetlerin asıl göçü budur.
Nehire nazır avluda ızgara balık yedik ve Bosna çorbası içtik, dileyen Türk çayı içebilir.
Bugünkü son durağımız Mostar şehri. (Blagaj–Mostar 12 km)
Mostar: Yıkılan ve Yeniden Kurulan Köprü. Günün son durağı Mostar'dı.
Turumuz esnasında görülecek yerler; Şehit camiisi ve avlusundaki mezarlık. Bu mezarlığın bir özelliği de savaş esnasında Müslüman Boşnaklar ile birlikte omuz omuza çarpışan Hırvat ve Sırp Mostarlıların da metfun bulunmasıdır.
Mostar'a girer girmez insanı taş mimari ve Neretva'nın güzelliği karşılıyor. Fakat Mostar'ı Mostar yapan asıl sembol elbette köprü.
Köprünün üzerinde durup Neretva'ya baktığımda aklımdan tek bir düşünce geçti: Bazı yapılar taş ve harçtan ibaret değildir. Mostar Köprüsü artık bir mimari eserden çok daha fazlasıydı.
Yıkılmış, fakat yeniden ayağa kaldırılmış bir hafızanın sembolüydü.
Mostar Köprüsü – 1566 yılında Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından yapılan ve Bosna savaşında Hırvat topçuları tarafından 8.11.993 “te yıkılmıştı. Ancak 2004 yılında tekrar restore edilen tek kemerli köprüdür. Tara Kulesi – Bu kuleler zamanında köprü güvenliğini sağlayan ekiplere mahsusken günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.
Tara Kulesi... Kriva Ćuprija, yani Eğri Köprü... Tabakhane Camii ve Hamamı...
Şehitlikte Müslüman Boşnakların yanı sıra savaş sırasında onlarla omuz omuza mücadele etmiş Hırvat ve Sırpların da mezarlarının bulunması ayrıca düşündürücüydü.
Savaşların insanları kimliklere ayırdığı bir yerde, mezar taşları bazen insanların aynı kaderi paylaşabildiğini gösteriyordu.
Bölgeye özel nehirden toplanan taşlarla işlenmiş kaldırımlı Mostar çarşısı, Koski Mehmet Paşa camii. Bu cami köprünün en güzel fotoğrafının çekildiği camidir. Türkiye Cumhuriyeti Mostar Başkonsolosluğu binasını gördük ben daha sonra Başkonsolsumuz Fatih beyi ziyaret ederek duygu ve düşüncelerini öğrenme fırdsatı buldum.
Kriva Cuprija – Eğri Köprü, Tabakhane camii ve hamamı – Zamanında deri işiyle uğraşan eşrafın diğer camiilerdeki cemaate koku olarak rahatsızlık vermemesi adına kendilerine özel yaptırdıkları ve altından sular akan camiidir. Mostar köprüsünü altında botlarla 10 Euro karşılığında 10 dakikalık hızlı bir tutr atabiliyorusunuz. Akşam yemeğimizi yerel restoranımızda aldıktan sonra konaklama Mostar’daki otelimizde.