11. Teknoloji Ödülleri ve Kongresi
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz:
İSTANBUL (AA) - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin, analitik ve eleştirel düşünme yeteneğini onlara kazandıramazsak, problem çözme becerilerini geliştiremezsek teknolojide taklitten öteye geçemeyiz" dedi.
Yılmaz, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV), TÜBİTAK ve TÜSİAD iş birliğiyle bu yıl 11.'si düzenlenen Teknoloji Ödülleri ve Kongresi'nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin ölümcül iş kazalarında geldiği noktanın vahim, üzücü ve asla kabul edilebilir bir durum olmadığını söyledi.
İş sağlığı ve güvenliğinin insani bir sorumluluk olduğunu, temel bir insan hakkı olduğunu anlatan Yılmaz, herkesin sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma hakkına sahip olduğunu kaydetti.
Tüm işverenler, çalışanlar ve kamu kesiminin iş birliğiyle, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinden kaçınan bir tutumu benimsemek, insan hayatına değer vermemek demektir. Hukuk sistemimizden ve kamu yönetiminden, yaşanan bu acı olayı en ufak ayrıntısına kadar takip edip, olaydaki tüm suç unsurlarını ortaya çıkarmasını ve son olmasını umut ettiğimiz bu facianın bir daha tekrar etmemesi için gereken önlemleri almalarını bekliyoruz, diliyoruz" şeklinde konuştu.
- "Bilişimin yenilikçiliği destekleyici rolü, katma değeri yüksek ve sofistike ürünlere kavuşmamızı kolaylaştıracaktır"
Yılmaz, inovasyon ve teknolojide yetkin ve yüksek teknolojiye dayanan, rekabetçi ürün ve hizmetler geliştiren ülkelerin, küresel ekonomide daha rekabetçi olduğunu, ekonomik gelişmişlik ve kalkınma seviyesiyle, inovasyon ve teknoloji yaratma kapasitesi arasında doğru orantılı bir ilişki olduğunu söyledi.
Teknoloji ve inovasyon kapasitesinin yükselmesinin aynı zamanda sürdürülebilir bir ekonomik ve sosyal kalkınma sağladığına işaret eden Yılmaz, "Bu da daha yüksek üretkenlik ve milli gelir, daha gelişmiş istihdam olanakları, çevre ve enerji arz güvenliğinde iyileşmenin sağlanması anlamlarına gelmektedir" dedi.
Kalkınmanın sürdürülebilirliğinin, bilgi toplumu ve teknoloji üretebilen bir toplum olabilme yolunda bütüncül politikalar izlenmesini gerekli kıldığına dikkati çeken Yılmaz, bunun da, yatırım ortamının iyileştirilmesinden girişimciliğe, finansman seçeneklerinin artırılmasından, eğitim, Ar-Ge ve inovasyon politikalarına kadar geniş bir alanda çalışma gerektirdiğini dile getirdi.
Bu konularda plan ve programlarda yer alan eylem planlarının etkili ve kararlı şekilde hayata geçirilmesinin, Türkiye'nin yakın gelecekteki konumunu doğrudan belirleyecek en önemli unsur olduğunun altını çizen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Ülkemizde, teknoloji ve inovasyon kapasitesinin temel bileşenlerden birisi olan Ar-Ge harcamalarında son yıllarda önemli artışlar yaşandı. Ayrıca, inovasyon konusundaki farkındalığımız da eskiye nazaran çok daha iyi bir duruma ulaştı. Nitekim, Dünya Ekonomik Forumu'nun hazırladığı 2013-2014 Küresel Rekabet Raporu'nda; ülkemizin inovasyon göstergesinde 148 ülke içinde 50'inciliğe ulaştığını ve aldığı bu derece ile ortalamanın biraz üzerine çıktığını memnuniyetle gözlemliyoruz. Küresel rekabetçilik endeksinin, teknolojik altyapı bileşeninde ise gerilemiş durumdayız maalesef. Bu bileşen, teknolojiyi benimseyebilme ve bilişim teknolojilerinin kullanımı konularını içeriyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ekonomilerde inovasyonu besleyen, üretkenlik düzeyini yükselten, ekonomik ve sosyal refahı artıracak fırsatları yaratan çok önemli bir sektör. Türkiye'nin bilgi ve iletişim teknolojilerinin üretim zincirlerinde varlık göstermesi, uzun dönemli büyüme performansının da en önemli destekleyicilerden biri olacaktır. Bilişimin yenilikçiliği destekleyici rolü, katma değeri yüksek ve sofistike ürünlere kavuşmamızı kolaylaştıracaktır. Bilgi ve iletişim teknolojileri ile birlikte, yazılım ve servis sektörünün de Türkiye'nin orta ve yüksek teknolojili bir üretim yapısına ulaşmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz."
- "Çocuklarımızın ve gençlerimizin, problem çözme becerilerini geliştiremezsek teknolojide taklitten öteye geçemeyiz"
Yılmaz, Türkiye'nin dinamik nüfusunun, birçok alanda olduğu gibi, teknoloji alanında da en önemli potansiyeli oluşturduğunu düşündüğünü bildirdi.
Bu potansiyeli, katma değeri yüksek ürün ve hizmet üreten, yenilikçi bir güce dönüştürmenin şart olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin fen-matematik başarı düzeyini yükseltmeye öncelik vermezsek, önem vermezsek, analitik ve eleştirel düşünme yeteneğini onlara kazandıramazsak, problem çözme becerilerini geliştiremezsek teknolojide taklitten öteye geçemeyiz" dedi.
Eğitim sistemlerini sürekli daha iyiye ulaştırma çabası içinde olan ülkeler dikkate alındığında, eğitimin niteliğinde çok ciddi bir sıçrama yapılması gerektiğinin görüldüğünü belirten Yılmaz, herkesin bunu bildiğini, gözlemlediğini, aksi takdirde şu an bulunulan vasat noktadan ileri gidilemeyeceği gerçeğinin durduğunu dile getirdi.
Okul öncesi eğitimden başlayarak, eğitim sisteminin her kademesinde araştırmacılığın ve yenilikçiliğin ön plana çıkarılmasının, inovasyon politikalarının amacına ulaşması için vazgeçilmez olduğunu anlatan Yılmaz, "Ayrıca, ülkemizde bilişim okuryazarlığının geliştirilmesi gereğini, özellikle sayısal uçurumun kapatılması açısından vurgulamak istiyorum. Bu çok önemli bir fırsat. Bu bilinci özümsersek, Türkiye'nin teknolojiyi ithal eden ve kullanan değil, üreten ve bu alanda dünya çapında rekabet gücüne sahip bir ülke konumuna geleceğine yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu.
Teknoloji Kongresi'nde bu yıl, teknoloji ve yaşam konusunu ele aldıklarını anımsatan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Teknoloji elbette, sınırlı ülke kaynaklarını verimli kullanmak için, rekabet avantajı yaratmak için zorunlu. Ancak ana gayeyi de hiç unutmamak lazım. O da insanın refahını ve mutluluğunu gerçekleştirmek. Yeni fikirlerin ve buluşların pazarda gerçek ürünlere dönüşmesi ve buna uygun teknolojilerin gelişmesi, daha nitelikli ürün ve hizmetlere ulaşmamızı sağlıyor ve gündelik yaşamımızı kolaylaştırıyor. Bunların hepsi çok önemli, çok değerli… Ancak teknolojinin, insan hayatını etkilediği sağlık ve iş güvenliği alanını özellikle işaret etmek istiyorum. Gerek sağlık sektöründe, gerekse iş güvenliği alanında yeni teknolojilerin kullanımı yaşamsal önem taşıyor; Hayatın akışı bu gerçeği bize acı olaylarla hatırlatıyor. İnsan eliyle geliştirilen teknolojinin, insanı ihmal eden değil insana değer veren yaklaşımlarla geliştirilmesi ve kullanılması gerekli. Ancak bu şekilde ülkemizde, ekonomimizde umduğumuz gelişmeleri, insani gelişmişlik ile taçlandırabiliriz. Ülkemizi tam anlamıyla gelişmiş ülke konumuna ancak bu şartlarda yükseltebiliriz. Teknolojiyi yaşamlarımıza dahil ederken, bir sonraki nesillere güzel bir dünya bıraktığımızdan da emin olmalıyız, sürdürülebilir bir dünya bıraktığımızdan da emin olmalıyız."
Kaynak: