100 bin kişi işsiz kalabilir! Tekstil can çekişiyor
Küresel savaşın tetiklediği maliyet artışları tekstil sektörünü vurdu. Toparlanma beklentisi yılın son çeyreğine kaldı, 100 bin kişilik yeni istihdam kaybı riski doğdu.
Türkiye’nin ihracat lokomotifi tekstil ve hazır giyim sektörü, küresel jeopolitik gerilimler ve artan maliyet baskısı nedeniyle zor bir süreçten geçiyor. Sektör temsilcileri, bahar aylarında beklenen toparlanmanın gerçekleşmediğini, iyileşme sürecinin yılın son çeyreğine ertelendiğini belirtiyor.
2025 yılını üretim, ihracat ve istihdam açısından kayıplarla kapatan sektör, 2026’nın ikinci yarısında enflasyonun düşmesi ve faizlerin gevşemesi beklentisine odaklanmıştı. Ancak savaşın tetiklediği enerji ve petrol fiyatlarındaki artış, bu senaryoyu bozdu.
Enerji fiyatları ve faiz baskısı sektörü sıkıştırdı
Artan enerji maliyetleri enflasyon üzerinde yeni baskı oluştururken, Merkez Bankası’nın faiz indirim süreci de ötelenmiş oldu. Bu gelişme, sanayicinin beklediği ucuz finansman imkanını ortadan kaldırdı.
Sektör paydaşlarına göre son bir yılda 5 binden fazla firma kapandı, 400 binin üzerinde istihdam kaybı yaşandı. Mevcut şartlar devam ederse 100 bin kişinin daha işsiz kalabileceği ifade ediliyor.
Avrupa pazarı daraldı, siparişler iptal ediliyor
Sektörün ana pazarı olan Avrupa’da tüketici davranışları da hızla değişti. Jeopolitik belirsizlikler nedeniyle harcamalar temel ihtiyaçlara yöneldi.

Büyük siparişlerin askıya alındığına dikkat çeken sektör temsilcileri, alım randevularının yüzde 20’ye kadar iptal edildiğini belirtiyor. Bu durum, yaz aylarında beklenen hareketliliğin sonbahara kaymasına neden oldu.
“Denge istiyoruz, kur artışı değil”
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği cephesinden yapılan değerlendirmelerde, sektörün temel sorununun yalnızca kur olmadığı vurgulandı.
Yetkililer, yüksek enflasyon, yüksek faiz ve düşük kur dengesizliğinin maliyetleri artırdığını belirterek, “Kur artsın değil, dengeli bir ekonomi istiyoruz” mesajı verdi.
Ayrıca rekabet gücünün dijital dönüşüm ve verimlilik yatırımlarıyla artırılması gerektiği ifade edildi.
Yeni üretim modeli: Daha küçük ve esnek yapı
Sektör temsilcileri, mevcut üretim modelinin de değişmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Büyük ve yüksek istihdamlı fabrikalar yerine daha kompakt, esnek ve katma değerli üretim modeline geçiş öneriliyor. Bu kapsamda, emek yoğun üretim için farklı ülkelerle iş birliklerinin gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Savaş uzarsa toparlanma gecikir
Uzmanlara göre, savaşın uzaması halinde Avrupa’daki tüketici davranışları daha da temkinli hale gelecek. Bu da sektörün toparlanma sürecini doğrudan etkileyecek.
Sektör temsilcileri, mevcut tabloda 2026’nın son çeyreğinde toparlanma, 2027’de ise büyüme beklentisinin öne çıktığını ifade ediyor.
En büyük risk: Kapasite ve istihdam kaybı
Sektörde en kritik riskin üretim kapasitesinin kaybı olduğu belirtiliyor.
Yetkililer, “Bu yıl büyüme değil, kapasiteyi koruma yılı olmalı” uyarısında bulunurken, yüksek faiz ortamında firmaların ayakta kalmasının giderek zorlaştığına dikkat çekiyor.
Sektörün talepleri açıklandı
Sektör temsilcileri, krizden çıkış için şu destekleri talep ediyor:
İstihdam desteğinin 6 bin TL’ye çıkarılması
Asgari ücret desteğinin 2.500 TL’ye yükseltilmesi
Enerji ve SGK maliyetlerinde destek
KGF kredilerine hızlı ve uygun erişim
Döviz dönüşüm desteğinin artırılması
Avrupa pazarı hâlâ kritik önemde
Tüm zorluklara rağmen sektör temsilcileri, Türkiye’nin hız ve kalite avantajı sayesinde Avrupa için vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.