• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Konya 6 °C
  • Hollywood filminde 'Erdoğan' detayı dikkat çekti
  • Bakan Soylu 10 Bin polis alınacağını açıkladı
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı
  • Hollywood filminde 'Erdoğan' detayı dikkat çekti
  • Bakan Soylu 10 Bin polis alınacağını açıkladı
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı

Ümmet ayı Ramazan geldi, ümmet nerede?

Ali Akpınar

Bir rivayette Receb Allah’ın ayı, Şa’ban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır buyruluyor. Elbette bütün aylar Allah'ındır. Zira bütünüyle zamanın sahibi Yüce Allah’tır. O halde Receb’in Allah’ın ayı olması ne anlama gelir?

Üç aylar diye bilinen bu aylar geldiğinde Müslümanlar, Allah’ın ayı olan Receb ayında, Yüce Allah karşısındaki duruşlarını gözden geçirmelidirler. O’nu ne kadar tanıyoruz, O’na karşı sorumluluklarımızı ne kadar yerine getiriyoruz, O, bizi sevdiği için sayısız nimetler bahşediyor peki biz de O’nu seviyorsak bu sevgimizi nasıl gösteriyoruz, gibi sorulara cevap aramalıdırlar.

Peygamber ayı Şaban’da ise Peygamber karşısındaki duruşlarını gözden geçirmelidirler. Peygamberi ne kadar tanıyor, seviyor, sayıyor ve O’na karşı sorumluluklarımızı ne kadar yerine getiriyoruz, sorularına cevap aramalıdırlar. Evet, Hz. Peygamber, hayatını insanlığın kurtuluşuna adamış bir dava adamı, peki O’nun ümmeti olan bizler, ona karşı sorumluluklarımızı ne kadar yerine getiriyoruz?

Ve nihayet Ramazan, Ümmetin ayı. Bu ayda Müslümanların kendilerini ümmetlik testine tabi tutmaları gerekiyor. Biliyoruz ki Ramazan Kur’ân ayıdır, Kur’ân ise önce bireyi inşa eden, ardından da toplumu inşa ederek ümmeti oluşturmak için gelmiş olan hayat düsturumuzdur. O halde Ümmet, bu ayda Kur’ân aynasının karşısına geçip kendisine, kendi yaşantısına çeki düzen vermelidir. Kur’ân’a ters düşen şeylerden kurtularak, Kur’ân’ın emrettiği şeylere yönelerek bunu yapmalıdır.

Oruç, bireysel bir ibadet gibi durur. Ancak Ramazan ayında tüm müminler oruç tutarak Ramazan cemaatinin içerisine katılırlar, birbirlerini hatırlar, birbirlerini düşünür, birbirlerinin yardımına koşarlar. Bu halkaya katılmak için aynı mekanlarda, aynı sahur ve iftar sofralarında bulunmak şart değildir. Bir Müslüman tek başına sahur yahut iftar yaparken bile, aynı anda dünyanın dört bir yanında sahur yahut iftar yapan kardeşlerini düşünür ve onlarla beraber oruç için saf tuttuğunu hatırlar. Böylece oruç bireysel bir ibadet olmaktan çıkar, sosyal bir ibadete dönüşür.

Aksi takdirde bu aylar, Müslüman olan olmayan herkese gelir. Ancak onları layığıyla değerlendirebilenler için bir şey ifade eder ve onlara bereketler getirir.

Şimdi asıl can alıcı soruyu soralım: Aynı günde oruca başlamayı, aynı gün bayram yapmayı bile beceremeyenler nasıl ümmet olduklarını iddia edecekler!? Onlar hala teravih namazının rekat sayısın tartışmaya devam mı edecekler, sahur vakti girdi mi çıktı mı tartışması içerisinde enerjilerini tüketecekler mi? Peygamberin sünneti diye mescidlerde kaylule uykusu çekmeye devam mı edecekler? Müslümanların oluk oluk kan ve gözyaşları akarken, Müslüman olduklarını söyleyenler zalimlerden medet umarken Ramazan ümmetine nasıl kavuşacak? Sahi Ramazan geldi gelmesine de, ümmet nerede? Neredesin ey Muhammed Ümmeti? Neredesin ey Ramazan Ümmeti?

Ama karamsar olmaya gerek yok. Zira Ramazan, Saadet Çağındaki gibi orijinal haliyle elinde duran Kur’ân ile Ümmeti yeniden inşa edebilecek güçte ve tazeliktedir. Yeter ki Ramazan’ın bu yönü iyi anlaşılabilsin ve bunun için herkes üzerine düşeni yapsın! Ramazan, Kur’ân ve Sünneti ile ümmeti inşa etmeye hazır, peki biz buna ne kadar hazır ve müstehakız?

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim