• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Ufuk Turu - 3

Murat Kayacan

Konya’da faaliyet gösteren 62 Sivil Toplum Kuruluşu’nun (STK) Bolvadin’de bulunan Heybeli Termal Tesisleri’nde 25-28 Mayıs tarihleri arasında organize ettiği “Ufuk Turu 3” adlı bir dizi seminer ve panelden oluşan program gerçekten ufuk açıcıydı. Emeği geçen dernek ve vakıf üyelerine teşekkür ediyorum.

Programa dair yazacaklarım katılabildiğim programların ilgi çekici bulduğum noktalarıyla ilgili.

Davet edilen konuşmacılardan Hasan Celal Güzel, Türkiye’de başbakanların baraj ve köprü inşa ettiğini Tayyip Bey’in de çift yol yaptığını, devlette etkili kurumların bunları sorun etmediğini ancak sosyal meselelerde belirleyici olma girişiminde bulundukları zaman başbakanların “kamusal alana” (“Yassakh hemşerim yassakh!” alanı  demek de mümkün.) girdiğini ve bir yönetim krizi yaşandığını söyledi ve Başbakan’a biraz Ankara’da durmayı, ülke dışı ziyaretlerini azaltmayı tavsiye etti.

Hayri Kırbaşoğlu, programın en tartışmacı simasıydı. İslâmî Sol kavramını gündeme getiren Kırbaşoğlu bu kavramı sosyolojik anlamıyla kullandığını, dolayısıyla adaleti ve mazlumun yanında olmayı gündeme taşımak gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda Roger Garaudy’nin değerinin bilinmediğini söyledi. Akılcı hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Kırbaşoğlu, Mutezile mezhebinin ilkeleri olan tevhid, adalet, iyiliği-emir kötülüğü nehiy gibi kavramların önemine işaret etti. Doğrusu Sünni bir ortamda büyümüş bir Müslüman olarak “İslâm’ın şartları”na dair Mutezile’nin ilkelerini kıskanmamak kolay değil.

Kırbaşoğlu diyalog çabalarına da eleştiriler getirdi. Vatikan’ın niyetinin şer oluşuna dikkati çekti. Bu eleştirisini dinleyince milliyetçi ve ulusalcı çevrelerin yaklaşımları aklıma geldi ve doğrusu arada ne tür bir fark olduğuna dair bir incelik yakalamakta güçlük çektim. Konuşmacı illa da bir diyalog çabası içine girilecekse, ABD emperyalizmine karşı çıkan Marksist Latin Amerikalı rahiplerle diyalog kurmak gerektiğini, asıl olanın “güçlü” olana değil adalete meyil olduğunu, Doğu Konferansı girişiminin de böyle bir anlayışla ortaya çıktığını ve yayılmacılığa karşı çok güzel imkânları ortaya koyduğunu vurguladı.

TGTV temsilcisi Mustafa Özkaya Temmuz ayının ilk haftasında içlerinde Yusuf el-Karadavi (Kardavi değil)’nin de yer aldığı Alimler Konseyi’nin İstanbul’da bir araya geleceği müjdesini verdi. TGTV’nin etkinliklerine dair kısa konuşmaları dinlememizin ardından H. Kırbaşoğlu sert bir üslupla: “TGTV, BOP’tan kendisini tenzih etmelidir” deyince ortam gerginleşti. Kırbaşoğlu kendisini tutamamak gibi bir durum olmadığını, nereye gittiğimiz konusuna dikkat çekmek için böyle yaptığını söyledi. Hassasiyet iyiydi, ama üslubuna katılmam mümkün değil. Mustafa Atılgan, Kırbaşoğlu’nun hem TGTV Başkanı’nı yalancılıkla suçlamasının hem de TGTV’nin “BOP’a karşıyız” şeklinde açıklama yapmasını istemesinin çelişkili olduğunu söyledi.

“Eğitim, Siyaset, İdeoloji” konusunu anlatan Naci Bostancı sunumunu çok güzel hikâyelerle renklendirdi. İdeoloji düşmanlığı yapmadı. Aksine her insanın veya insan grubunun maddi hayatın nasıl düzenleneceğine dair hayalleri veya düşünceleri olduğunu, bunların ideolojiyi oluşturduğunu, bu nedenle kimsenin “ideolojik davranmaktan” münezzeh olmadığını vurguladı.

“Dünyada Din Eğitimi Uygulamaları” adlı tebliğini sunan Mehmet Zeki Aydın, Avrupa’nın birçok ülkesinde din dersinin veya alternatifinin zorunlu olduğuna dikkati çekti. Verdiği bilgilere göre, Belçika’da okulların yüzde 50’si özel ve bu okulların çoğu da kiliselere ait. Kilise ders müfredatını istediği gibi belirliyor. Özel okul deyince bizim zihnimizde canlanan şey, aslında devlet okulundan farksız. Sadece eğitim-öğretim ücretini veli ödüyor. Ancak Avrupa’da özel okul deyince anlaşılan şu: Veli devletin verdiği eğitim-öğretim müfredatından memnun değil. Devlet bu durumda isteyene istediği tarzda eğitim hakkı tanıyor. Sadece istenen, devlet okulları ile aynı sınavlara girip o sınavlarda başarılı olmaları.

Programın sonuç bildirgesinde ABD ve ülkemizdeki güç kullanmaktan başka yol bilmeyenlere yönelik tavır alınması gerektiği, özgürlükleri genişletme konusunda hükümetin yetersiz kaldığı ve YÖK’ün baskıcı uygulamalarının toplumun büyük kesiminde rahatsızlığa yol açtığı vurgulandı.

Ufuk Turu’nun bu yılki programı, Türkiyeli Müslümanların uyanmasına, haksızlıklara karşı direnmesine ve halkımızın özgürleşmesine bir katkı sağladı ve önümüzdeki yıllarda da sağlamaya devam edecek.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim