• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 18 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

STK’lar nerede duruyor?

Derviş Argun

Halkın sorunlarında STK’lar nerede duruyor?

Hangi alanla iştigal ederse etsin ben Sivil Toplum Kuruluşları’nın halkın temsilcileri olduğuna inanıyorum. Ekonomik beklentileri devletin kasasına dayanmadıkça, STK’lar halkın konuşan dili, gören gözü, duyan kulağıdır. Etkin ve egemen zihniyetin mağdur ettiği kesimlere karşı kavga vermişler, hatta güçleri nispetçe halkın kendilerinde çözülebilecek eksiklerini gidermeye çalışmışlardır. STK’ların bu özellikleri halkın sürekli ilgisine mazhar olmuş, ulusal düzeyde yardım organize eden bir takım kuruluşlar halkın sevgi ve desteğiyle sınır ötesi hizmetler verecek düzeyde büyümüşlerdir.

Ülkemizde yöneticilerin nerede ise tamamı, sivil toplum kuruluşları ile ilgili sempatik şeyler söylerler. Sürekli görüştüklerini, devamlı fikir alışverişinde bulunduklarını filan. Oysa bu hiçte doğru değil. Devletin halkla arasındaki mesafeyi korumada gösterdiği ısrarcı tutum, maalesef Ak Parti iktidarına rağmen, tüm vakıf ve dernekler için halen uygulanmaktadır. Oysa resmi zevatın halkın bu temsilcileri ile geliştireceği diyalog, sorunların daha hızlı ve kalıcı çözülmesine sebep olacaktır.

AB Türkiye delegasyonu başkanı Kreshmer’in MazlumDer’den randevu talep edip geldiğini ve hatta bir saate yakın kalarak uzun uzun sohbet ettiğini hatırlıyorum. Bunun öncesinde ve sonrasında başkaca heyetlerin gelip bizim MazlumDer olarak,  ilgili konulardaki tutumlarımızı öğrenmeye çalıştıklarını biliyorum. Kesinlikle bunu gurur verici bulduğum ya da bu ziyaretlerden gurur duyduğumuzu söylemek için yazmıyorum. Hatta bu ve benzer ziyaretleri, sömürge Avrupa’sının ülkemiz uzantısında görev yapanların faaliyetleri olarak değerlendiriyorum.  Allah’a hamdolsun ki MazlumDer, onlarla hangi jargonda konuşması gerektiğini bilen bir dernek. Bu ziyaret ve ilgi Avrupalıların alakalı oldukları konulara bakışını gösteriyor. Onlar Türkiye’de “başörtüsü” ya da İslami kesimin başta olmak üzere  “hukuka ait” temel sorunlarının Mazlum Der tarafından takip edildiğini çok iyi biliyorlar.  Eğer konu açlıkla ilgili olsa idi, bu seferde aşevi temsilcileri ve ilgili vakıflarla görüşürlerdi. Bu onların, sorunun çözümünde parça olduklarına inandıkları unsurları ciddiye aldıklarını gösterir. Velev ki sorunun çözümüne katkı sağlamak istemeseler bile.

Oysa bizim yöneticilerimiz sorunların çözümünde ilgili kişi ve kuruluşları değil,  kendi engin tecrübe ve birikimlerini esas alırlar. Onların sivil toplum kuruluşlarına ayıracak ne zamanları nede sabırları vardır. Halkın temsilcisi olan bu STK lara biraz vakit ayırıp görüşseler, istişarelerde bulunsalar, belki daha az vebal, daha çok hayır alırlar. Meseleye Konya esaslı baktığımız zaman ellinin üzerinde vakıf ve dernek mevcut. Bunlar nerede ise halkın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak cephelerde branşlaşmış ve çalışıyor. Bunların kimisi evlendiriyor, kimisi eğlendiriyor. Kimisi yediriyor, kimisi giydiriyor. Kimisi yatırıyor, kimisi okutuyor. Ama halkın beklenti ve beslentisine destek sağlıyorlar.

Yerli yöneticilerimizin, STK lara gösterdiği bu zaman cimriliğini başka unsurlar için cömertçe harcadıklarını biliyoruz. Bu temelde bir sorumluluk olarak bizi de ilgilendirmiyor. Fakat MazlumDer’in nerede ise dört yıldır Büyükşehir Belediyesinden randevu talebine cevap beklediğini biliyorum. Bu durum sadece Konya’ya ve de MazlumDer’e özgü bir uygulamada değil. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu meselelere bakışı bu. Devletin bakışı bu olunca uzantılarının da bu formatta olması yadırganamaz. Ama şu bilinmeli ki gücünü halkın teveccühünden alan bu STK lar atanmış ve seçilmiş bürokrasinin bu ilgisizliğine rağmen Allah’ın izni ile çalışmalarına devam edecek. Ama bu atanmış ya da seçilmiş bürokrasi,  halkın temsilcilerini ciddiye almayan bu tutumlarının neticesi olan yanlış yönetimlerinin ayıbı ile pişman olacaklar. İslam peygamberinin öğretisine göre, sonu illaki pişmanlık olan yöneticilik, ancak halka ya da halkın gerçek sorunlarına isabet ederse kazançlı çıkar. Çünkü istişare doğruya ulaşmanın en temel yollarından birisidir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim