• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 5 °C
  • Kanada'da Kur'an-ı Kerim'e çirkin saldırı!
  • Araç sahiplerine müjde! İndirim geldi
  • İsmailağa Cemaati referandum kararını açıkladı
  • Kanada'da Kur'an-ı Kerim'e çirkin saldırı!
  • Araç sahiplerine müjde! İndirim geldi
  • İsmailağa Cemaati referandum kararını açıkladı

MODERN İNSANIN KAYBI : MEDENİYET

Derviş Argun
Medeniyet ve Modernizm sürekli ortak noktaları aranmış ama uzlaştırılabilmesi mümkün olmayan ortaksızlar olarak karşımıza çıkmıştır. Çünkü medeniyet kalıtsallığı, asaleti, kültür mirasını, dini ve edebi bağların meydana getirdiği sosyal letafeti temsil eder. Buna karşın modernizm ise, ürettiği için tüketen, tükettiği içinde üretmek zorunda kalan daire adamların oluşturduğu bir sistemdir. Bu sistem neredeyse tüm dünyada homojen toplumlar oluşturmak için makinaya teslim olmuş vida insanlar üretmek istemektedir. Bu insanlar, yaşam tarzı açısından kendisinden başka kimseye sorumlu olmayan, sorgulanabilirlikten uzak, başkasının hukukunu kendi sözde özgürlük alanları içinde yok etmeye çalışan batılı anlayışın ürünüdür. Biz Avrupalı olmayan Müslümanların en büyük sorunu ise modernizmin teslim aldığı medeniyetimizi, sömürgeciliğin temsilcisi batılıların kucağında aramamızdır. Batıdan esen bu modernizm rüzgarının şiddeti bizi ve bizimle birlikte ailemizi de bu sürecin içine katmıştır.Bu öyle bir süreçtir ki, Türk yada Türkler gibi batılı olmayan Müslüman ülkelerin tamamı bu rüzgardan etkilenmiş, giyim kuşam yada yaşam şekillerini oluşturan ruhsal ve düşünsel melekelerini bu modernizm rüzgarına teslim etmişlerdir. On beş yaşındaki gül misali kızlarımızın, göbek ve bellerindeki bir karışlık müstehcen sunum, bu rüzgarın etkisiyle oluşmuş, kırklık zontalarımızın ise bu çocukların fizikselinden görsel ve daha ileri faydalanma arzuları modernizmle ifadelendirilmiştir. Modernizm tanımlaması altındaki bu değişim, bununla da kalmamış Medeniyetimizin-ki bu medeniyet bize inancımızın bıraktığı bir mirastır- bize sunduğu nasıl düşüneceğiz ve nasıl giyineceğiz yada arzularımızı ve hatta kavgalarımızı nasıl yapacağımıza kadar sirayet etmiştir. Her medeniyetin kendine özgü toplumları, o toplumların kendine özgü yaşamları,o yaşamların kendine özgü kuşamları olur. Biz batılı olmayan Türkler olarak kendimizi, bizi dik tutan bize karizma katan yaşam şeklinden bizi palyaçoya çeviren biraz oradan biraz buradan mozaik bir stile sokmuşuz. Bu stil üzerinde barındırdığı parçacıklar açısından doğunun gizemli bütünselliğinden uzak ama batınında taklitsel ve değişken parçalanmışlığına da pek yakın olmayan bir durumdur. Bu gün sokaklara yansımış rengarenk tesettür tiplemeleri yada başörtüsü altına yerleştirilmiş şuh saç modelleri veya allanmış pullanmış yüzlerin etrafını çeviren seyirlik başörtüleri hep batılı anlayışın şekil verdiği modern görünme kaygısından ortaya çıkmıştır. Erkeklerimiz yada kadınlarımız açısından ayna karşısına geçip kendisinden utanmayan bir kişilik arayışı büyük çoğunluğumuz için hüsranla sonuçlanmaktadır. Çünkü modernizm dünyaya ki maalesef biz ona tabii olmuşuz. Medeniyet ise, kalıcılığa hitap eder.Kendisini medeniyetinin-ki bizim medeniyetimiz referanslarını İslam dan almıştır-tavsiye ettiklerine değil, modernizmin tarif ettiklerinin kucağına bırakan bir kişilik kendisiyle ve toplumuyla yüzleşmekten kaçan sorumsuzluğu sorunsuzluk sayan bir kişiliktir. Oysa bizim medeniyetimizin referansı olan İslam,sorumluluklarımızın neye fiziksel sunumlarımızın da kime olduğunu öğretmiştir. Bu durumdan kendimizi kurtarıp aynanın karşısına geçtiğimiz zaman, kendisinden memnun kişilikler haline gelemezsek hem düşünsel hem de fiziksel değişimimize sebep olan bu modernizm tutkumuz bize oldukça pahalıya mal olacaktırModernizmin teslim aldığı açık yada mütesettir bayanlardan yine modernizmin teslim aldığı çağdaş yada metroseksüllik anlamında bakımlı olmayı marifet bilen islamcı baylardan medeni çocuklar yetişmeyecektir.Evlerini beklemekle sorumlu mütesettir analar, okul önlerinde tesettür kavgası veren kızlarından daha modern görünmeye çalıştıkça, kızlarımızın bu medeniyet kavgaları da maalesef sonuç vermeyecektir.Bunun için toplum olarak medeniyetimize sahip çıkıp, hep beraber ama hiçbir istisnaya da fırsat vermeden olduğumuz yerden geri dönmeliyiz.Batının bize medeniyetimizi kaybettiren modrnizmine karşı durmalıyız. Kendimize özgü stillerimize sahip çıkıp, bize dayatılan üretim ve tüketim sarmalında kaybolmuş daire adam rollerine itiraz etmeliyiz.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim