• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 14 °C
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek

Kur'an'da Aile Sempozyumu

Ali Akpınar

Geçtiğimiz günlerde (10-12 Aralık 2010) Manisa’nın ilçesi Soma’da Kur’ân’da Aile Sempozyumu gerçekleştirildi. Kırkın üzerinde akademisyen ve Kur’ân okuyucusunun katıldığı bir toplantıydı bu. Dokuz Eylül İlahiyat, Soma Müftülüğü ve Soma Belediyesinin ortaklaşa tertip ettikleri bir güzel altı oturumluk sempozyum. Açılışından kapanışına kadar her oturumda büyük salonun sürekli dolu olması, büyük şehirlerin bilimsel etkinliklere doygun bir tavır sergilemesine karşılın, şehir görünümündeki ilçelerimizin sempozyumlara iştiyakının şahidi idi.

Soma, Türkiye’mizin en kaliteli linyit kömürünün çıkarıldığı, en büyük üç termik santralımızdan birinin bulunduğu 75 bin nüfusluk bir ilçemiz. Maden, enerji ve üretim kenti. Alın terinin kıymetini bilenlerin şehri.

Açılış, Sempozyumun adına uygun olarak Kur’ân’dan okunan şu ayetlerle başladı:

Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur. Sudan (meniden) bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyet (kan ve evlilik bağından doğan) yakınlığa dönüştüren O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter. (25 Furkan 53-54)

(Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl, derler. (25 Furkan 74)

Oturumlarda Hz. Peygamberin Anneleri, Hz. Peygamberin Eşleriyle İlişkisi, Onun Çok Evliliği İle İlgili Ayetlerin Yorumu, Kur’ân Kıssalarında Aile, Kur’ân’a Göre Ailevî Problemler Ve Yaşanılabilir Çözümler, Aile Yuvasının Temelleri, Kur’ân’da Çocuk, Kur’ân’da Anne Ve Babanın Rolü, Örtünme, Kadına Uygulanan Şiddet, Kur’ân’da Boşanma Ve Sonuçları gibi pek çok konu işlendi, müzakere edildi.

Bu yazımızda söz konusu oturumlarda yapılan konuşmalardan alabildiğimiz notlardan bir kısmını sizlerle paylaşmak istedik:

Yüce Yaratıcının insan için, insanların problemlerini teşhis ve tedavi etsin diye gönderdiği Yüce Kur’ân, her konuda olduğu gibi aile konusunda da insanları en doğru, en sağlam ve kıvamında olan yola iletir. Bunun için insan, Kur’ân’a inanmalı, onun hayatındaki yerini kavramalı, onu anlamaya ve gereklerini yerine getirmeye gayret etmelidir.

Kur’ân, Allah-Evren-İnsanı en doğru bir biçimde tanıtan kitaptır. O, insanın Yüce Yaratıcı karşısındaki konumunu ve duruşunu açıklar. Sorumluluklarımızı hatırlatır bizlere. Asıl hürriyet, sorumsuzluk ve başıboşluk değil; sorumlu olduğunun bilincinde yükümlülüklerini yerine getirmekle kazanılır. Kur’ân bize, hayatımızdaki helal-haram, temiz-pis, doğru-yanlış, güzel-çirkin, dengeli-dengesiz konularındaki ilkeleri açıklar. Kur’ân’ın bizden istediği, her işin helal, temiz, doğru, güzel ve dengeli olmasıdır.

53 yaşına kadar tek eşli bir hayat yaşayan Peygamberimiz, ömrünün son dokuz yılı içerisinde, Yüce Allah’ın emir ve işareti ile çeşitli maslahatlara binaen diğer eşleriyle evlenmiştir. Bu evliliklerinde İslam’ın kadınlar kolunun güçlendirilmesi, dinin kadınlar aracılığı ile öğrenilip öğretilmesi, yeni oluşturulan akrabalık bağları sayesinde kabilelerin topluca İslam’a kazandırılması, yeni dinî hükümlerle ilgili uygulama örnekleri sunulması gibi hikmetler bu maslahatların başında gelir. Yoksa Peygamberimizin yaptığı evliliklerini cinsellikle izah etmek gerçekleri çarpıtmak demektir.

Peygamberimizin aile fertleriyle olan ilişkileri de herkes için modeldir. Eşleriyle istişare eden, onlara değer veren, sevdiğini söyleyen, onların faziletlerini söyleyerek takdir eden, onların dert ve sorunlarıyla ilgilenen, onlara hoşgörü ve şefkatle davranan, işlerinde onlara yardım eden, yeri gelince onlarla şakalaşan, eşlerinin yakınlarına da değer veren, davetlere ve şehir dışı gezilerine onları da götüren bir peygamber her zaman en güzel örneğimiz olarak karşımızda durmaktadır.

Hz. Peygamberin eş ve kızlarına karşı davranışları, İslam’ın kadını hor hakir gördüğü, onları ezdiği, sosyal hayatın dışına ittiği şeklindeki sakat iddialara en güzel cevaptır. Saadet çağında kadın, iffeti ve kişiliği ile sosyal hayatın içerisinde aktif olarak yerini almıştır. Cemaate devam ederek, hac ve cihada katılarak, yolculuklara katılarak vb.

Ailede kadın erkek birbirinin rakibi değil, birbirini tamamlayan refikidir.

Anne ve baba aileyi kuran ve yaşatan iki temel direktir. Anneyi öne çıkarıp babayı görmezden gelmek de yanlıştır, babayı öne çıkarıp anneyi görmezden gelmek de. Bugün konuyla ilgili gündeme getirilen söylemlerde anne öne çıkarılmakta, baba ise daha çok olumsuz tarafları ile anılmaktadır. Despot, eşini ve çocuklarını döven, onları konuşturmayan, evin içi ile hiç ilgilenmeyen, ikinci evlilik tehditlerinin sahibi bir baba profili öne çıkarılmaktadır. Yapılması gereken ise olumlu baba portrelerinin anlatılmasıdır.

İslam Ailesinde baba, ailesine helal lokma temin eden, onların meşru ölçüler içerisinde yaşaması için maddî ve manevî ortam hazırlayan, ailenin dış işleri başta olmak üzere, aile içi ile de ilgilenen, aile fertlerini önce kardeş, sonra yakın gören kimsedir.

Baba rolüne soyunan kadın da, anne rolüne soyunan baba da İslam ailesi için bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.

Tesettür kadın erkek herkes için farz olan bir hükümdür. Tesettür insanî bir uygulamadır. Çünkü hayvanlar için tesettür yoktur. Kadının örtünmesi, kadının aleyhine bir hüküm gibi sunulmaktadır. Oysa tesettür adının eğitimine ve sosyal hayatta aktif olarak yer almasına engel değildir. Saadet çağındaki uygulamalar bunun açı kanıtıdır.

Yüce Allah’ın en sevmediği helal olarak nitelenen boşama, çarelerin tükendiği zaman başvurulan bir çıkış yoludur. Boşama konusunda yer alan pek çok ayet ve müstakil Talak suresi, boşamanın adab ve erkanını açıklayarak bu konudaki istismarlara kapıyı kapatmış ve taraflara ağır sorumluluklar yüklemiştir.

Sempozyumun ilk gecesi ülkemizdeki ilahiyat fakültelerinde ve diyanet işleri bünyesinde görevli birbirinden güzel okuyan 18 Kur’ân okuyucusunun katıldığı muhteşem bir Kur’ân ziyafeti gerçekleşti. Gerçekten de bir ziyafet sofrasıydı bu. Kulaklardan gönüllere işleyen ve göz yaşlarında kendisini hissettiren bir şölen. Üç saate yakın devam eden, yarısı ayakta iki salon dolusu kadınlı erkekli insanın bıkıp usanmadan, sükunet içerisinde dinlediği/izlediği bir program. Gece Kur’ân okundu, gündüz anlaşıldı diyebiliriz. Temennimiz, anlaşılan hakikatlerin hayata geçirilmesi.

Sempozyumun bir diğer güzelliği de ilahiyatçılarla diyanet personelini, üniversite ile yerel yönetimleri buluşturmasıydı. Emeği geçen herkese teşekkürler.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim