KOSGEB, bankalar ve soru işaretleri!

Hükümetin ekonomiyi canlandırmak için küçük ve orta ölçekli işletmelere vermeyi vaat ettiği faizsiz krediye tahmin edilebileceği gibi talep oldukça yüksek. Ancak bu krediyi almak öyle kolay değil!

Evvela bazı sorular sorarak olan biteni anlamaya çalışalım.

Bu kredi kime lazım?

Sermayesizlik yüzünden iş yapamayan, borçlarını ödeyemeyen veya zorlanarak ödeyen işletmeye...

Bu işletme bankaya borcunu gecikmeli olarak ödemiş olsa bile banka işletmeyi kara listeye alıyor ve kredi verilmez diyor!..

KOSGEB ne yapıyor?

Bankaya, soruyor kimlere verilebilir diye...

Kara listedeki işletme maalesef bu faizsiz krediden yararlanamıyor!

E Peki bu destek kim için çıkarılmıştı? Borç yükü altında işini çeviremeyen, sermayesizlikten kıvranan şirketlere değil mi?

KOSGEB bankalar nezdinde kredi verilemez notu düşülen firmalara vermeyecek de kime verecek bu parayı? Sabanacı'ya mı, Koç'a mı?

Zorda olana ver denilen para, 'sen zordasın geri veremen' diye verilmiyor hasılı...

Siyasetçinin ne dediğinin bir hükmü yok, bürokrasi bildiğini okuyor! İşletmenin sadece bugününe bakarak karar veriliyor. Oysa, bu şirketin geçmiş yıllarına bakılsa daha sağlıklı karar verilmez mi? Hem Özal döneminde yıllarca Doğu ve Güneydoğu'da ortada bile olmayan uyduruk şirketlere ne büyük paralar verildi. O paraları olmayan şirketlere verenler de bugün gerçekten iş yapan şirketlere bu parayı vermeyenler de aynı zihniyet! Cumhurbaşkanımızın oligarşik bürokrasi dediği dediği kişiler bunlar!

Bürokrasinin FETÖ'cülerden gerçek manada temizlenip temizlenmediğini de göreceğiz belki...

KOSGEB Başkanı, "Hiçbir KOBİ'miz kaygı duymasın, 19 Aralık'ta kayıtlar başlayacak, kredi onay sürecinde öncelik olmayacak" demişti, izleyip göreceğiz, gerçekten bu 50 bin lira üst limitli, 12 ayı ödemesiz, geri kalanı 3'er aylık taksitlerle ödemeli, toplam 36 ay vadeli kredi desteğini kimler alacak!..

 ***

Oyun büyük, aman haa!

19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında bir hafta boyunca Kahramanmaraş'ta silahlı çatışmalar olmuştu. Resmi kayıtlara göre 105, gayri resmi olana göre ise 500'e yakın kişi ölmüş, 176 kişi de yaralanmıştı...

Maraş olayları başlamadan bir gün evvel Alevilerin takıldığı bir kahvehane tarandı ve iki solcu öğretmen öldürüldü. Ertesi gün Sünnilerin yaşadığı mahalleye gelip otomatik silahlarla halk tarandı ve üç Sünniyi öldürdüler. Sonra Alevi mahallesine haber uçurdular, Sünniler Alevileri kesiyor diye. Sünni mahallesine de Aleviler Sünnileri öldürüyor dediler...

Milleti iki günde birbirine düşürdüler. Bir hafta boyunca çatışmalar devam etti, devlet kontrgerillanın kontrolünde olduğu için görmezden geldi olup biteni. Maraş olayları patlak verdiğinde CHP iktidar, Bülent Ecevit ise başbakandı. Olaydan sonra CHP’nin içişleri bakanı İrfan Özaydınlı yaptığı açıklamada olayların sebebinin sol örgütler olduğunu söyleyerek partisinden büyük tepki almış. sonrasında da içişleri bakanlığından istifa etmek zorunda bırakılmış, yerine Hasan Fehmi Güneş getirilmişti. Bülent Ecevit, olayların kendisini uzun süredir direndiği sıkıyönetim talebine zorlamak için kontrgerillalar tarafından çıkarıldığını söyledi, ama nafile. Olaylar nedeniyle Diyarbakır, İzmir, Suriye-İran-Irak gibi sınır boylarını çevreleyen iller de dahil olmak üzere 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiş, daha sonra bu illerin sayısı çoğalmış ve 12 Eylül 1980 darbesine gerekçe olmuştur.

Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürmüş, çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında dava açılmış, sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. Sıkı yönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır. Davaların müdahil avukatları Ceyhun Can 10 Eylül 1979'da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980'de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980'de öldürülerek gerçeklerin ortaya çıkarılması önlenmiştir. Bugün hâlâ o davalardan dolayı hapislerde çürüyen masum insanlarımız vardır. Gerçek suçlular ise her seferinde korunmuşlardır...

***

Her şey istediğimiz gibi olsun, ama bize bişey olmasın!

Devlet Halep'e müdahale etsin. Esed ile savaşsın aynı anda Rusya ve İran ile de savaşsın, ama ekonomi bozulmasın. Askere de almayın bizi. Vergiler artmasın. Kimse ölmesin de. Fakat Musul, Kerkük, Batı Trakya ve tüm Osmanlı toprakları tekrar geri alınsın. Ama işimiz var bizi savaşa bulaştırmasın.

Suriyeliler ülkeden gitsin ama biz de Suriye'ye girelim. Suriyeliler zaten neden burada ki? Biz girelim Şam'da namaz kılalım. Bu arada Gazze'yi de kurtarmak için İsrail ile savaşalım. Kudüs'ü de alalım. Oradan Kahire'ye inelim ve Mursi'yi kurtaralım. Hazır güneye indik Arakan'ı kurtarırız dönerken Doğu Türkistan'ı da bağımsızlığa kavuştururuz. Ama bu arada ekonomi iyi olsun. Asgari ücret 3000 TL olsun ve benzin 2 TL'ye insin. Bu arada hiçbir askerimiz polisimiz de ölmesin.

Bir de ha yani bizi askere almayın lütfen çünkü bizim işimiz var. Çocuklarımız var. Onlara kim bakar. Bu arada bak Viyana kapılarını unutmayalım. Avrupa Birliğine değil Avrupa'ya girelim. Atina, Belgrad hepsini alalım, ama bizim askerimiz ölmesin. Hasılı kelam her şey bizim olsun, ama bizim rahatımız bozulmasın. Ha bu arada Halep'te açlıktan ölenler varmış, Afrika'da da susuzluktan. Bunlar bize söylenmesin, bizim rahatımız bozulmasın. Onları devlet kurtarsın ama bize zam gelmesin, bizden para çıkmasın...  Sosyal Medyadan

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum