• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Konya 25 °C
  • "15 Temmuz müfredatta"
  • "Tahşilecilere kumpas" davası sanıklarının "ByLock" kullanma dökümleri
  • FETÖ, darbeci askerler için fon oluşturmuş
  • "15 Temmuz müfredatta"
  • "Tahşilecilere kumpas" davası sanıklarının "ByLock" kullanma dökümleri
  • FETÖ, darbeci askerler için fon oluşturmuş

İmralı Nerede? Washington’da mı, Brüksel de mi?

Mustafa Yiğit

Başbakanın Diyarbakır konuşma metnini kim hazırladı?
Ne yaptığını iyi bilen biri ya da birileri.
Rast gele, laf olsun diye hazırlanmış bir konuşma metni değil.
Bu konuşma metnini kimlerin hazırlayacağı konusunda başbakanlıkta iki ayrı grubun oluştuğu ve bu gruplar arasında görüş ayrılıklarının olduğu da söylenenler arasında. Hatta bugüne dek başbakanın konuşma metinlerini hazırlayan bir ekibin bu konuşma metni öncesi tasfiye edildiği de biliniyor.

Demek ki bu konuşma çok önemliydi. Türk siyasi tarihine damgasını vuracak kadar önemli.
Başbakanın meşhur Diyarbakır konuşması sonrası giderek artan olayları gözlediğimizde bunu daha iyi anlıyoruz.

Son günlerde 6-7 Eylül olaylarını gündeme getirenler, saatlerce televizyonlarında bu konuyu işleyenler, programı yapanlar da bunu laf olsun diye yapmıyorlar.
Sonu hayır olmayan bir planın parçaları.


Bundan sonra ne olacak, “Türkiye, Kürt-Türk çatışmasına gidiyor, aman bu iş büyümeden, ‘bölücübaşını’nın tecridini kaldıralım, hatta onu serbest bırakalım diyecek” birileri.
Bütün bunlar Türkiye’nin kaderini etkileyecek kadar önemli.
Türk siyaseti bu vebalin altından kalkamaz. Siyasileri de muhalefetiyle iktidarıyla bu vebalin altında kalacak.

Bu ülke gelecekte var olacak mı, yoksa tarihe mi karışacak ?
Kendilerine bu soruyu sormaları, acilen sormaları gerekir.
Bütün bunlar olurken medyaya ayrı bir paragraf açmak geriyor.
Bazı aydınlarımıza sesleniyorum: Bu ülkeyi ne Türkler ne de Kürtler böler. “Bölerse medya böler.”

Son günlerde gazete ve televizyonlarda kullandıkları dilden de anlaşılmıyor mu bu?
Yıllarca sol dergilerde, gazetelerde bölücülük yaparak, bu gençlere “gerilla”cılığı öğreterek bölücülüğe hizmet eden medya hainleri son zamanlardaki gelişen olayları “AB oyununu bozmak istiyorlar” diyerek haber yapıyorlar. Bunu da iyi irdelemek gerekiyor.
AB’ye destek verenler kimler belli.

Anlı şanlı aydınlarımız, bu televizyonların yorumcuları, hükümet, ana muhalefet, DEHAP.
Demek ki, AB oyununu bozmak isteyenler bunlar değil.
Peki kimler?
APO’nun serbest bırakılmasını isteyen terörist yandaşlarına “bıçak kemiğe dayandı yetti atık” diyen Bozüyüklüler!

Bu oyun büyük, başrol yine medyanın! Bu süreçte onlar “Aman AB’ye gireceğiz bu teröristler ne yaparsa yapsın ses çıkarmayalım” diyecekler yine.
AB’ye girinceye kadar herkes her istediğini yapacaktır. Bundan emin olabilirsiniz. Millet olarak sesimizi çıkarmayacağız. Zaten ülke olarak üçte birimiz bu hükümeti desteklemedik mi? Oylarımızla iktidara getirmedik mi? Onlar herhalde halledecektir her şeyi(!)

Ama ben yine de şu uyarıyı yapayım.
Bu sadece bir terör meselesi değildir: Çünkü bundan sonra Türkiye etrafını göremeyecek kadar karışacak. Hatta şimdiden her yer toz duman, göz gözü görmüyor, molotof kokteyllerinden. Türkiye’nin her yerinde Molotof kokteylleri patlarken biz Telefer’den gelen sesi duyamıyoruz: “Telafer'de Peşmerge destekli Amerikan askerleri tarafından evleri bombalanan binlerce Türkmen, Telafer'in şehir merkezini terk ediyor. 5-6 gündür Telafer bombardıman altında.”

****
Bozüyük’te karşı karşıya gelenler Kürtler ve Türkler değil. Çünkü yirmi yıllık terörle mücadelede bu hiç olmadı. Demek oyun başka. Peki karşı karşıya gelen kimler? Bunu en iyi İmralı’daki bilir.
İmralı tüm Ortadoğu ülkelerini ablukaya aldı farkında mısınız?
Bir soru daha.
Peki İmralı nerede? Washington’da mı, Brüksel’de mi?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim