• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Konya 14 °C
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi
  • Galatasaray FETÖ'cülerden temizlenmeli
  • Bugün seçim olsa hangi parti yüzde kaç oy alır?
  • Selin Sayek Böke koalisyonları öve öve bitiremedi

Domuzu kim yedirdi?

Ümit Savaş

 

"Ne yiyorsan O'sun" cümlesi bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim gibi bir anlam kazandı. Tarım Bakanlığının internet sitesinde "milleti kazıklayan firmalar" diye de okunabilecek açıklamaları takip ediyorum bir süredir.

İnsanın, ahlakın ve vicdanın çürümüşlüğünü gösteren bir liste bu aslında. Binlerce firmanın içerisinde açıklanan listenin az olduğunu ve önemsiz olduğunu düşünüp iyimser olabiliriz eğer bütün firmalar sistematik olarak denetleniyor ve değerlendiriliyorsa. Yok, eğer bu denetleme ve değerlendirme sonuçları çok az sayıda denek üzerinde yapılıyor ve bu sonuca ulaşılıyorsa yandığımızın resmidir.

GDO diye kısaltılan felaketin aslında tam olarak ne olduğunun farkında değiliz. Genetiği değiştirilmiş organizma diye de okuyabileceğimiz bu gıda türleri tam bir felaket, bir zehir ya da aklınıza gelen en kötü kavram ne ise o.

Temel gıda maddelerinin genleriyle oynayarak bir nevi "tohumu kısırlaştırıp" hibrit tohum elde ediyorlar. Bu, tohumun kendisinden başka ürün vermez, "tohumundan yeni ürün" elde edilemez hale getiriyorlar. Bu ilk etapta sizi tohum satan ülkelere bağımlı kılıp her seferinde yeniden tohum almak zorunda bırakıyor. İkinci etapta ise bu genetiği ile oynanmış tohumlardan üretilen besinleri yiyen insanların, yani sizin, bizim, genlerimizi bozuyor. Hibrit İnsana dönüştürülüyoruz, yani yediğimiz gıdalardan dolayı kısırlaştırılıyoruz!

Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, “Gıdalar üremeyi doğrudan etkiler. Bir buğday un yapılırken ayırırken ruşeymini i ayırsanız bu buğdaydan üretilen unu tüketen insanların üremesini bozarsınız. Türkiye’deki tohumların çoğunluğu da hibrit tohum olduğu için büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız” diye konuştu. 2000 yılında 100 çiftten en fazla 5’inin kısır olduğunu belirten Özer, bu rakamın 2012 yılında yüzde 35’e çıktığını belirtti"

Eğer tedbir alınmaz, farkındalık oluşturulmaz ise istatikler "yüz yıl sonra" ortada nesil kalmayacağını gösteriyor. Komplo değil gerçek. Uluslar arası komplo aramaya da gerek yok, içimizdeki tamahkarlar bizi mahvetmeye yetecek.

Ahlakı olmayan aklın, maliyet, kar ve çıkar hesabını sadece matematiksel işlemlerden ibaret görmesinden kaynaklanan bir "millet kırımı" yaşayacağız ve hatta yaşıyoruz. Bakanlık listelerinde afişe edilen domuz, at, eşek, bilimum tek tırnaklı hayvan etlerini, sahte bal, peynir, gdo lu soyaları ihraç etmedik! Sen, ben, biz yedik.

Sana, bana, kardeşlerimize yedirildi ve tespit edilemeyenler de yedirmeye devam ediyor. Bu konuda bir farkındalık oluşturup, daha sıkı denetim ve daha ağır cezaların düzenlenmesi gerekiyor. Çünkü böyle bir üretim yapan firmaya verilecek ceza yazıyla onbirbin liraymış! Sudan ucuz! Onun için de savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerekiyormuş ayrıca. Milletin ekmeği ile oynamak ne kadar kolay ve ceza almak ne kadar zor!

Konya Ticaret Odası'nın böyle firmalara karşı bir yaptırımı var mı merak ediyorum. Eskiden pabucu dama atılırdı bir yaptırım olarak ya şimdi? Sayın Selçuk Öztürk ne düşünüyor acaba?

Şimdi, başta ve ilk önce siyasi parti il örgütleri, il yönetimleri, bu konuyu öncelikle ve ivedilikle gündemlerine alıp milletvekillerine bu yönde bir dosya sunmalıdır. Kendisi de hukukçu olan Ak Parti İl Başkanı Ahmet Sorgun bu konuda insiyatif almalı diye düşünüyorum.

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ve/ya Konya Barosu Başkanı Fevzi Kayacan duyarlılık gösterir de bir ekip çalışması ile kanun tasarısı hazırlayıp, neyin nasıl değiştirileceği üzerine yol gösterici bir rota da çizebilir siyasi partilere, milletvekillerine...

 Kısırlık %100'e ulaşmadan harekete geçmek için vakit geç değil! Sizi bilmem ama ben domuz, at, eşek vb. et ürünleri yemek, genetiği ile oynanmış bilimum ürünleri tüketmek istemiyorum.

Böyle bir çalışma, duyarlılık, Tarım Bakanlığı'nın açıkladığı neredeyse her listede "bir kaç firması" ile başarı! ile temsil edilen Konya'ya yakışır... "Şehrin Marka Değeri" böyle kurtarılır ve kurulur.

Aksi takdirde üç çocuk çağrıları da beş çocuk çağrıları da fayda etmeyecek...

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim