• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Konya 29 °C
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!

CÜMLE BOZUKLUKLARI

Şakir Tuncay Uyaroğlu

1. TENAFÜR (KAKOFONİ)

Bir kelime veya kelime grubundaki seslerin söyleyiş bakımından birbiriyle uyuşmaması, kulağa hoş gelmeyen bir izlenim uyandırması ve dinleyiciyi rahatsız etmesidir. (“tenafür”, Arapça “nefret” kökünden gelir. “nefret ettiren” anlamındadır.)

Böyle durumlarda dil, bazen kendi kendine tedbir alarak tenafürü önler. Mesela “ufak, küçük, büyük” gibi kelimeler, küçültme ekleri alınca; “ufacık, küçücük, büyücek” şekillerine girer. azcık » azıcık, bircik » biricik, darcık » daracık, devirim » devrim, kavuşak » kavşak, kıvırım » kıvrım örneklerinde de görülen değişiklikler, dilin tenafüre karşı kendi kendine uyguladığı bir tedbir sonucunda ortaya çıkmıştır. Söyleyiş güzelliğini bozan kelimelere, mütenafir kelimeler denir.

basınçölçer / batılılaşmışlık / biçimselleştirilebilirlik / bilinçlilik / Bu biçim işleyiş içinde... / Çok şaşacaktır. / koşullaştırılmışlık...

Çocuklar arasında söylenen ve aynı zamanda diksiyon eğitiminde de kullanılan yanıltmacalar, tenafürün en uç örnekleridir. (Yanıltmacaların bazıları, Nüzhet Şenbay’ın “Alıştırmalı Diksiyon Sanatı” isimli eserinden alınmıştır.)

A be kuru dayı, ne kuru sarı darı bu darı, a be kuru dayı.

Âdem madene gitmiş, madende badem yemiş. Mademki Âdem madende badem yemiş, niye bize getirmemiş?

Al bu takatukaları takatukacıyatakatukalatmaya götür. Takatukacı taka­tukaları takatukalamam derse, takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al da gel.

Annemin çorbası yok, atın arpası çok, herkesin karnı tok, bizde hiç yok.

Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.

Baldıran dalları ballandırmalı mı, ballandırılmamalı mı? Sonra o bala daldırılan baldıran dalları dallandırılmalı mı, ballı dalla dallandırılmamalımı?

Ben bademe baktım, badem bana baktı; ben bademden bıktım, badem benden bıktı.

Benim seni düşündüğüm zaman senin de beni düşünüp düşünmediğin düşündürüyor beni.

Bir berber, bir berbere “Bre berber, beri gel.” diye bar bar bağırmış.

Bir derede eşek eti, bir derede şişek eti. Şişek etine vardım şişek eti yedim. Eşek etine vardım, şişek eti yedim.

Bir katır var, bir satır. Satırı kaldır, katıra saldır. Katırı kaldır, satırla saldır.

Bir laf söylemeli ama saçmalamamalı.

Bizde bize biz derler, sizde bize ne derler?

Bu bahçe başka bahçe.

Bu duvarı badanalamalı mı, badanalamamalı mı?

Bu duvarı malalamalı mı malalamamalı mı?

Bir tarlaya kemeken ekmişler. İki kürkü yırtık kel kör kirpi dadanmış. Biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi, öteki dişi kürkü yırtık kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne; kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler.

Bu ekşi, eski ekşi.

Bu tarlaya bişinikekeremekere ekmişler. Öteki tarlaya da bişinikekeremekere ekmişler. Bu tarlaya ekilen bişinikekeremekereye, boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuk dadanmış. Öteki tarlaya ekilen bişinikekeremekereye de, boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuk dadanmış. Bu tarlaya ekilen bişinikekeremekereye dadanan boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuk, öteki tarlaya ekilen bişinikekeremekereyedadanan boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuğa; sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bişinikekeremekereye dadanan boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuksun demiş. Öteki tarlaya ekilen bişinikekeremekereye dadanan boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuk da; bu tarlaya ekilen bişinikekeremekereye dadanan boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuğa demiş ki, sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bişinikekeremekereye dadanan boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuksan, ben de o zamandan beri bu tarlaya ekilen bişinikekeremekereye dadanan boz ala boz tüylü kel başlı pis porsuğum demiş.

Bu mumcunun mumu umumumuzun mumu.

Bu pikap, şu pikap, o pikap.

Bu yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamasak da mı saklasak? Bu yoğurdu mayalamalı da mı saklamalı, mayalamamalı da mı saklamalı?

Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar. Nesi için Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar? Kârı için Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar.

Dağda bir tırtıl, yürüyor tıkır tıkır, onu görenler gülüyor fıkır fıkır.

Değirmene girdi köpek, değirmenci çaldı kötek. Hem kepek yedi köpek, hem kötek yedi köpek.

Dört deryanın deresini dört dergâhın derbendine devrederlerse, dört deryadan dört dert, dört dergâhtan dört dev çıkar.

Düşünüyorum da; senin beni düşünüp düşünmediğini düşünürken düşündüm taşındım, beni birazcık düşününce düşüncelerini düşünmekten düşüncelerimi düşünmediğini fark ettim. Düşünmeyi bu kadar düşününce, düşüncenin düşünerek düşlendiğini düşündüm. Galiba seni de düşünürdüm, artık beni düşünme, düşüncelerini düşün. Düşüncenin düşünerek düşlendiğini düşünüyorsan hâlen devam et, çok daha düşünürsün.

El âlem ala dana aldı ala danalandı da, biz bir ala dana alıp da ala danalanamadık.

Eller lahana almış lahanalanmış; biz de lahana alıp lahanalanalım.

Eller pekmezlendi, biz pekmezlenemedik. Eller pekmezlenmiş de biz pekmezlenmemişiz.

Eller tere almış terelenmiş; biz de tere alalım terelenelim.

Getirince el getirir, yel getirir, sel getirir; götürünce el götürür, yel götürür, sel götürür.

Gökten bir damla düştü; şıp benim alnıma, şıp anamın alnına, şıp benim alnıma, şıp anamın alnına.

Götür küpü, dök küpü; getir küpü, dök küpü.

Gül dibi bülbül dili gibi, gül dibi bülbül dili.

Hakkı Hakkı’nın hakkını yemiş. Hakkı Hakkı’dan hakkını istemiş. Hakkı Hakkı’ya hakkını vermeyince, haklı da Hakkı’nın hakkından gelmiş.

Herkes bazlama yapıp bazlamalandı da, biz bazlama yapıp bazlamalanamadık.

Herkes lahana alıp lahanalandı da, biz lahana alıp lahanalanamadık.

Hissetmediğin hisleri, hissettiğini hissettiğin anda hissettiğin ilk his düşüncedir.

Ilgarcı ılgar, ılgıngillerinılgancırıılgalayarak ılgıt ılgıt ılgılardı.

İbiş ile Memiş mahkemeye gitmiş; mahkemeleşmiş mi, mahkemeleşmemiş mi?

İndim kuyu dibine; sildim, süpürdüm, silindim silindim çıktım.

İt iti itti, bit iti itti, it biti itti. Bit gitti, it gitti. İtti, bitti, gitti.

İşlek işlemeci, işlemeli işleri işlikte işleyerek işletmeciye iş yerinde izletti.

Kapı ardına yalak koydum. Öte yalak ararım, beri yalak ararım.

Kara üzümün kartlaşmamışçası.

Keşkekçininkeşkeklenmiş keşkek kepçesi.

Kırk kantar, kırkar kırkar kantar tartar. Kırk kartal, kırkı iner kırkı kalkar.

Kırk küp, kırk kulpu kırık küp, kırk kulpu kırık küpün içinde kırk kılkuyruk var.

Kırk tepsi Antep helvası, kırk tepsi Bağdat hurması, kırk kapının yaprak dolması, acaba yeter mi sabah kahvaltısı?

Nankör nalbant nalları nallamalı mı, nallamamalı mı?

Ne cezveyi köpürdetebildim, ne kahveyi höpürdetebildim.

Nehrin o tarafında bir kara kuru karga; nehrin bu tarafında da bir kara kuru karga; bu kara kuru kargalar karalaşacak kara kuru kargalar mı, karalaşmayacak kara kuru kargalar mı?

Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mısın? Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.

Paşa tası ile üç tunç tas has kayısı hoşafı.

Pısırık pırlak pırnallıklardapırnallanırken pılı pırtısını pısırık pıtraklara pıtır pıtır pırtlattı.

Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse, pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.

Saçmalamalı mı, saçmalamamalı mı?

Sahilde un gibi ince kum. Bu kumu yedim. Bu kumu yedim.

Sen seni bil, sen seni; sen seni bil, sen seni; sen seni bilmez isen patlatırlar enseni.

Sıcak ekmek pekmezsimiş; pekmez sıcak ekmeksimiş. Sıcak ekmek pekmezsimezse, pekmez sıcak ekmeksir miydi?

Siz bizim hısmımızmışsınız, biz bilememişiz.

Sizin damda var, beş boz başlı beş boz ördek. Bizim damda var, beş boz başlı beş boz ördek. Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek, bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe: “Siz de, bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz?” demiş.

Su dağda on beş eşek var. Beş bez yüklü boz eşek, beşi düz yüklü boz eşek, beşi koz yüklü boz eşek.

Şu gelin şu eleği şu duvara ne güzel asmış.

Şu karşıda kuru kara kavak. Takırdadın da mı kurudun kuru kara kavak, takırdamadın da mı kurudun kara kavak oldun?

Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortadaki soğuk su şişesi.

Şu şose Samsun şosesi, şu şose Şam şosesi.

Şu yamayı şu abaya yamamalı mı, yamalamamalı mı?

Şuraya bir ördek basmış, amma basış basmış.

Şemsi Paşa Pasajı’nda sesi büzüşesiceler.

Şu çocuğu gıdıklasak da güldürsek mi, yoksa gıdıklamasak da güldürmesek mi?

Şu karşıda beş eşek, beşi de boz beş eşek, biri yüklü dişi boz eşek, dördü yüksüz erkek boz eşek, hepsi eder beş boz eşek.

Şu karşıda bir kuru dal, dala konmuş kırk kartal. Kartal kalkar, dal sarkar, dal sarkar, kartal kalkar.

Şu karşıdaki dibi kavuk, kabuğu kalın, eğri doğru kuru kavak!

Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortadaki su şişesi.

Şu tespihi imamelemeli mi, yoksa imamelememeli mi?

Şu yamayı şu köseleye yamalamalı mı, yoksa yamalamamalı mı?

Üç tunç tas has hoşaf; sap sana, sap bana.

Üçüncü üçkağıtçı, üçe tek üçleşerek üç tekerli arabayla süzüm süzüm süzülen süzgeçleri süzdü.

Üstü üç taslı taç saplı üç tunç tası çaldıran mı çabuk çıldırır, yoksa iç içe yüz ton saç kaplı çanı kaldıran mı çabuk çıldırır?

Yamaçta bir horoz kuyruğunu kıvraşmışlandırmış amma, amma da kıvraşmışlandırmış.

Zaman saman satar, saman zaman satar.

2. ZİNCİRLENME

Kelime grubunda veya cümlede aynı eklerin zincirleme olarak birbirine bağlanması demektir.

Günlerce, durmadan, dinlenmeden, uyumadan(durup dinlenmeden ve uyumadan) çalıştı.

Kapıyı açıp, ayakkabılarını çıkarıp, salona yürüyüp, koltuğa oturup(Kapıyıaçarak, ayakkabılarını çıkarıp, salona yürüdü ve koltuğa oturup)televizyon seyretmeye başladı.

Selçuk Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı bölümününÇağdaş Türk Lehçeleri anabilim dalının(Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü Çağdaş Türk Lehçeleri anabilim dalı)doktora öğrencisiyim.

Selçuk Üniversitesi’ninSarayönü Meslek Yüksekokulu’nunGıda Teknolojisi bölümünün2. sınıfında (Selçuk ÜniversitesiSarayönü Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi bölümü 2. sınıfta)okuyorum.

3. TEKRAR SIKLIĞI

Konuşurken veya yazarken aynı sözü sıkça tekrarlamak, kelime hazinesi yetersiz olan ve okumayı sevmeyen kişilerde daha çok görülür. Hele bir de bu hataya bir eğitimci düşmüşse vay hâline. Onun bu özelliği, mezuniyet yıllığına girmeye aday demektir.

Malum olduğu üzere, eğitimcilerin bir ders boyunca en çok kullandıkları kelimeler için yıllıklarda özel bir bölüm oluşturulur: “Hocalarımız, dört yıl boyunca ne dediler?” başlığı altında.

Öğrenciler, tekrar sıklığı yapılan kelimeleri üşenmeden sayarlar ve bu bölümde kalıcı hâle getirirler. Aynı söz varlıklarını defalarca kullanmak, dinleyicilere eziyettir ve hakarettir. Temcit pilavı uygulamasına düşmemek için, kitap kurdu olmak lazımdır.

İşte vazgeçemediklerimizden bazıları…

“Ānadıñ mı?”, “Anlatabildim mi?”, “Yani”, “Bilmem anlatabildim mi?”, “Tamam mı?”, “Anlıyor musun?”, “Ondan sonra”, “Efendim”, “Efendime söyleyeyim”, “Eeee”, “Evet”, “Şeyyy”, “Iıııı”, “Haklı mıyım?”, “Haklı değil miyim?”, “Haksız mıyım?”, “Haksız değil miyim?”, “Ne buyurdun?”, “Ne dersin?”, “Meselâ”…

Bu dosya, şu anda başka bir kullanıcıadlı kullanıcı tarafından (bir başkası tarafından da) kullanılmaktadır.

[Bilgisayarların yazı programlarında karşımıza çıkan muhteşem (!) bir cümle. ]

Lütfen, 399 99 99nolutelefonnumarasını(numaralı telefonu) arayınız!

Mahallemizde bir ölü (kişi) öldü.

[Ölünün tekrar ölme” gibi bir ihtimalinin olamayacağını; “çapa çapalamak” gibi bir fiilin asla mümkün olmadığını, ancak bir tarla, bir bahçe veya bir bağın çapalanacağını ve yine “su sulamak” diye bir fiilin de olmayacağını, ancak bir tarla, bir bahçe veya bir yerin sulanabileceğini öğrenemedik vesselam!..]

Kayıt kaydedildi(yapıldı). / Veri kaydedildi.)

[ Bazı cep telefonlarında gördüğümüz olağanüstü (!) bir cümle. Kayıt, nasıl kaydedilir acaba?]

Medaş yer altı kablo çalışmasından (çalışması için) dolayı, (-)verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

O kadar çok yürüme(-) yürüdük ki, hayli yorulmuşuz.

Sokağımızdaki yangın yanan yere (yangın yerine) hemen ulaştık.

Süpürge(Ev)süpürmeyi, bazı genç kızlar hiç sevmezler.

Terör örgütlerine ait, çok miktarda örgütsel(-) doküman ele geçirildi.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim