• BIST 102.383
  • Altın 146,529
  • Dolar 3,5207
  • Euro 4,1817
  • Konya 24 °C
  • Dünyanın gözü Kuzey Irak’ta
  • Irak Başbakanı İbadi'den referandum açıklaması
  • Kuzey Irak'ta gerçekleştirilecek referandum yok hükmündedir
  • Dünyanın gözü Kuzey Irak’ta
  • Irak Başbakanı İbadi'den referandum açıklaması
  • Kuzey Irak'ta gerçekleştirilecek referandum yok hükmündedir

Çocuklarımızı namaza alıştıralım

Ali Akpınar

Çocuklarımızı namaza nasıl alıştıralım?

 

Sorunun cevabına geçmeden önce, büyükler olarak namaz ibadetini ne kadar layıkıyla kılıyoruz, sorusuna cevap vermemiz gerekir. Vakitleri Allah ve Peygamberi tarafından belirlenmiş olan ve kulların Yüce Yaratıcıya teşekkür ifadesi ve kulluk borcu olan namazı, ne kadar vakitlerine riayet ederek kılıyoruz? Onu ne kadar severek, isteyerek ve içselleştirerek kılıyoruz? Keyfimiz yetince, sıkışınca, yaşlanınca, bazı özel zamanlarda mı kılıyoruz, yoksa bizden istenen vakitlerde, her zaman mı kılıyoruz?

Elbette namaz zorlu bir ibadettir, ama o, Allah’ı tanıyan, O’na gönülden bağlı olanlara zor gelmez. (2/45) Onların namaz gözlerinin nurudur, göz ve gönüllerini aydınlatan, yollarını ışıtan bir nurdur. Çünkü namaz, İslam’ın son peygamberinin gözünün nurudur. Dolayısıyla o, ihmale gelmeyecek kadar büyük ve onurlu bir ibadettir. Çünkü namazın terk edilebileceği hiçbir özür, hiçbir yer ve hiçbir zaman yoktur. En ağır şartlarda ve en ağır hastalık anlarında bile namaz terk edilmez. Hastalıkta, savaşta, bollukta darlıkta, çocukluk-gençlik ve ihtiyarlıkta, zengin iken fakir iken namaz hep kılınır/kılınmalıdır. Ama kolaylıklar dini İslam, şart ve durumlara göre namaz için pek çok kolaylık tanımıştır. Ayakta duramayanlar, oturarak, oturamayanlar yere uzanmış halde, nasıl kolaylarına geliyorsa öyle namazı kılarlar. Su bulamayanlar, teyemmümle namazlarını kılarlar. Ama asla namazlarını terk etmezler.

İslam fıkhında, namazı terk etmek günahların en büyüğüdür. Bu yüzden Müslüman için namazı terk söz konusu değildir, bunun yerine Salâtü’l-Fâite/Kaçırılan namaz ifadesine yer verilir.

Peygamberimiz, ömrünün son anlarına kadar, hasta olduğu halde bile asla namazı terk etmemiş, ümmetine son vasiyet cümlelerinde de Namaza, aman namaza dikkat edin buyurmuştur.

Bugün İslam toplumunun en önemli problemlerinin başında namazı tamamen yahut kısmen terk etmeleri, namazı gereği gibi kılmamaları ve namazı hayata taşımamaları gelmektedir. Beynamazlık, namazı önemsememe, onu ciddiye almama ve namazdan çalma problemi, bugün neredeyse her İslam ailesini yakından ilgilendiriyor.

Bu hatırlatmalardan sonra başlığımızdaki sorunun cevabına geçelim. Çocuklarımıza namaz bilincini nasıl aşılayalım? Onları beynamazlıktan kurtarıp devamlı namaz kılanlar haline nasıl getirelim? Nasıl aşılayalım ki iman ve İslam hırsızlarının işgal ettiği dünyamızda onlar, asla namazı terk etmesinler. Namaz onları korusun, İslamî hayata hazırlasın ve onları çekip çevirsin.

Önce bilgilendirmek. Doğru bilgilerle namazı anlatmak. Namazın ruhu ile onları tanıştırmak. Namazla ilgili onlarca ayet ve hadisten yola çıkarak onların gönüllerine namaz sevdasını, beyinlerine namaz bilgisini kazımak.

Bilinçlendirmek: Niçin namaz kılarız, kimin için namaz kılarız ve nasıl namaz kılmalıyız, sorularının cevaplarını onlara ikna edecek şekilde açıklamak. Namazı kılarsak ne olur, terk edersek ne olur? Namazın dünya ve ahirette kazanımları nelerdir?

Önemsemek. Bugün çocuklarımızın okuldan, dershaneden, kurstan, spordan geri kalmamaları için nasıl çırpınıyoruz. Yüce Yaratıcının huzuruna çıkmaları konusunda da aynı hassasiyeti göstermeliyiz. O’nun huzuruna çıkma konusunda devamsızlık yapmamalarını, yok yazılmamalarını onlara sık sık hatırlatmalıyız. Huzurdan yok yazılırsak, bunun Yüce Rabbin gücüne gideceğini onlara anlatmalıyız.

Küçük yaşta onları namaza alıştırmak: Peygamberimiz, yedi yaşına gelince çocuklarınızı namazla emrediniz buyuruyor. Buna göre çocuk yedi yaşında namazlı olmalı, bunun için de yedi yaşından önce namazı öğrenmelidir. Küçük yaşlarında çocuklarını namazla tanıştırmayan, onları namaza alıştırmayan anne babaların, on sekiz yirmi yaşlarında çocuklarının beynamazlığından sızlanmaya hakları yoktur.

Namazlı büyükler olarak onlara örnek olmak: Yüce Rabbimiz, evlerinizi namazgah edinin buyurur. Peygamberimiz de namazların bir kısmını/sünnetlerini evlerinizde kılarak evlerinizi kabirlere çevirmeyin buyurur. O halde kadın erkek tüm aile bireyleri olarak yavrularımıza namazlı örnekler sunmalı, namaz fotograflarıyla onların beyinlerini süslemeliyiz.

Evde cemaat olmak. Eşlerimizi, çocuklarımızı ve ev halkımızı en sadık cemaatimiz bilerek namazı onlarla birlikte yaşamak.

Camiye cemaate götürmek. Kız olsun erkek olsun, ne kadar küçük olurlarsa olsunlar. Camiyi kirletirler, cemaati rahatsız ederler diye korkmadan. Hz. Peygamberin mescidinde ağlayan çocuklar vardı anneleriyle birlikte. Onun torunları çok küçük yaşlarda mescide geliyorlar, hutbe okurken yanına çıkıyorlar, kucağında oturuyorlar, namaz kılarken üstüne çıkıyorlardı.

Kolaylaştırmak. İlmihal kitaplarımızda abdest ibriğini dolu koymak, sonraki abdest alacak kimseye teşvik ve kolaylık olsun diye tavsiye edilmiştir. Bunun gibi, çocuklarımızın soğuk mevsimlerde sıcacık sularla abdest alabilecekleri imkanları hazırlamalı, namaz kılacakları seccadeleri sermeli, her aile bireyine özgü en güzel seccadeler tahsis etmeli… Gençlerimiz için sabahleyin boy abdesti alacak ortamları hazırlamalı, gerektiğinde boy abdesti almada utanacak bir şeyin olmadığı anlatılmalı. Çocuklarımıza uzun yaz gecelerinde vakit kolaylığı tanımalı. Öncelikle farzları kılmalarını sağlamalıyız. Sünnet, nafile namazları kılmalarını, tesbihat ve duaları bilahare öğrenirler. Hz. Hüseyin, çocukları namaza alıştırırken öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı birleştirerek kılmaların ister; buna itiraz edenlere de bu onların namazdan uzak almalarından daha iyidir diye cevap verirdi. (İbn Mahled, Ahbâru’s-Sığar, 138) Sabahleyin namaza uyanamayan yavrumuza, kalktığında ilk iş olarak sabah namazını kılmasını tavsiye ederek günü mutlaka namazla başlatma ruhunu aşılamalıyız.

Ödüllendirmek. Namaz kılan çocuklarla kılmayan çocuklar bir olur mu? Namazlı gençlerle, beynamaz gençler bir olu mu? Elbette olmaz. Allah katında da bir olmaz, kullar katında da. Bir olmadığını göstermeliyiz. Onlara iltifat ederek, okşayarak sırtlarını sıvazlayarak, zaman zaman hediyeler alarak.

Pratik ipuçları sunmak. Sözgelimi Tertib Sahibi Olma’nın İslam’da ne büyük rütbe olduğunu onlara anlatmalıyız. Tertip sahibi kimse, üzerinde bir günden fazla namaz borcu olmayan kimsedir, çocuklarımıza buluğ çağından önce bu bilgiler verilerek onlaır bu büyük makam sahibi olmaya yönlendirmeliyiz. Yine 40 gün devamlı namaz kılan bir kimsenin namaza alışacağını, artık namazı bırakamayacağını anlatmalıyız. Kevser suresini okuyarak zamanında uyuyan kimsenin istediği saatte, özellikle namaz vaktinde uyanabileceğini öğretmeliyiz.

Tedaviye devam etmek. Bıkmadan usanmadan, ara vermeden, kararlılık, azim ve ümitle yöntem ve taktikler değiştirerek tedaviye devam etmeliyiz. Peygamberimizin gelin ettikten sonra altı ay Hz. Fatıma-Ali çiftini sabah namazına uyandırdığını hatırlamalıyız. Hz. Fatıma, peygamberin sevgili kızı, onun evinde yetişmiş, onun terbiyesini almış. Damat Hz. Ali de öyle. Çocuk yaşından itibaren onun dizinin dibinde yetişmiş. Buna rağmen Hz. Peygamber, onlara babalık görevini yapıyor ve bizlere de en güzel örnekleri sunuyor. Çünkü yavrularımız bizim ciğerparelerimiz, onlardan vaz geçemeyiz, onları günahlara ve cehenneme terk edemeyiz.

Nefret ettirmemek. Onları namaza ikna etmeliyiz. Yüce Yaratıcının huzuruna çıkmaya hazırlamalıyız. Onların anlayacağı bir dil ve üslupla. Biz yahut çocuklarımız namaz kılarlarken, onların yaptığı yaramazlıklar yüzünden asla onları dövmemeliyiz.

Merhamet etmek. Onlara acımak. Ama onlara merhameti, onları beynamazlığa terk etmek olarak görmemek. Zira beynamazlık, cehenneme götürür. Çocuklarını namaza kaldırmaya ve namaza alıştırmaya kıyamayan anne-babalar, onları azaba kıydıklarının farkında olmalıdırlar. Rabbimiz şöyle uyarıyor böylelerini: “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun..” (66/6)

Dua etmek. Bütün bunları yaptıktan sonra dua etmeliyiz. Salih evlat ihsan etmesi için, zürriyetimizi ıslah etmesi için, evlatlarımızı kendine yaraşır kul yapması için Rabbimize yalvarmalıyız. Bu konuda Kur’ân’ın dua örneklerinden yararlanabiliriz:

Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin. 3/38

Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl! 25/74

Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben Müslümanlardanım. 46/15

Rabbim! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut! 14/36

Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle. 14/40

Sonuç olarak bunların hepsini yapmalıyız. Göreceğiz ki namazlı bir hayat, evimize, kazancımıza, zamanımıza, hayatımıza bereket, huzur ve mutluluk getirecek! O halde maile Hayyala’s-Salah ve Hayyaale’l-Felâh. Tüm aile bireyleri olarak bu evrensel çağrıya gönülden kulak verelim.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim