• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • Konya 25 °C
  • Suudi Arabistan'da Al Jazeera ve diğer Katar siteleri erişime açıldı
  • Guardian'dan "Erdoğan da yazmak istedi" iddiasına tekzip
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • Suudi Arabistan'da Al Jazeera ve diğer Katar siteleri erişime açıldı
  • Guardian'dan "Erdoğan da yazmak istedi" iddiasına tekzip
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar

Bizim mesleğin ruhuna fatiha...

Adem Alemdar

Konya’da övünerek bahsettiğimiz basın sektörü, maalesef son zamanlarda yanlış bir yola girdi. Kötü örnek olarak verdiğimiz Kayseri, Antalya gazeteleri gibi olmaya doğru hızla ilerliyor…

Mevzuya yabancı olanlar için kısa bi açıklama yapalım…

Konya’da günlük yayın yapan 7 gazete vardı yakın zamana kadar. Bu gazetelerimizin sayfa sayıları, kaliteleri aşağı yukarı birbirine denkti ve yaklaşık 200 kişi bu sektörden ekmek yiyordu...

Herkes halinden memnundu… Veya biz öyle sanıyormuşuz!

Şimdi…

Her bir grup ikinci bir gazete daha çıkarmaya başladı. Kimisi üç-dört gazete birden çıkarmaktan bahsediyor!

Sayı şimdilik 11, ama kısa bir süre sonra 15-16 olması kuvvetle muhtemel…

16 ya da 20 sayfalık kaliteli bir gazete çıkarmak dururken, 8 veya 12 sayfalık tamamen ‘resmi ilan’ almaya yönelik; daha doğrusu diğerlerinin haklarını da ben yiyeyim, (ben güçlüyüm, öyleyse diğerlerini ezerim) manasına bir durumla karşı karşıyayız…

Abonesi olmayan, bayi satışı çok düşük, içeriği sallama, boş ve tamamen gereksiz bir gazete. Birilerinin satın alması veya okuması gerekmiyor zaten. O gazete devletin verdiği ilanı almak derdinde…

Bu çirkinliğe de maalesef ‘dur’ diyecek bir otoritemiz yok!

Çok değil, iki sene sonra Konya basını diye bir tanımlama tarihe karışacak! Nasıl yani mi diyorsunuz? Şöyle: şimdi kurumlarımızın, firmalarımızın pek çoğu gazetelerimizin; patronlarını, yazıişleri müdürlerini, muhabirlerini, yazarlarını tanırlar ve karşılıklı iletişimde bunun faydasını herkes yaşar. Ama gazete sayısı çoğalınca, değil gazetenin sahibini, yazarını veya çalışanını, gazetelerin adını bile karıştıracak insanımız…

Reklam verenler, gazetelerin bu ‘seviyesizliğine’ bakıp başka mecralara yönelecek…

Kısa adı KİK olan Kamu İhale Kurumu, gazetelerin resmi ilan yayınlamalarına karşı çıkıp, ihale ilanlarının internetten; kurumların resmi sitelerinden duyurulması için uzun zamandır bir çalışma yürütüyordu da, biz buna karşı çıkıyorduk…

Meğer KİK, ilanlara giden parayı kesmeye çalışmakta haklıymış ki bu kurumdan evvel bazı refiklerimiz sana giden ilan da bana gelsin, küçükler ölsün, büyükler yaşasın derlermiş!!!

Krallıkla yönetilen bir hayali ülke vardır. Müneccimbaşı bir gün rüya görür ve gördüğü rüyayı şöyle tabir eder: Yağmurlar yağacak ve bu yağmur sularının bulaştığı sulardan içen herkes delirecektir. Ülkenin Kralı bunun üzerine sarayın sarnıçlarını temiz, insanların akıllılığını sürdürebilmelerine yetecek kadar su depo ettirir. Vakit gelir, yağmurlar yağar; bütün dereler, ırmaklar insanları delirten bu suyla dolar. Halk bir süre depoladığı suyla idare eder. Bir süre de susuz yaşamaya çalışır. Fakat susuzluk öyle bir noktaya gelir ki, delilik suyundan herkes içmek zorunda kalır. Bütün halk delirmiştir.

Saray ise daha uzun bir süre akıllı kalmayı sürdürebilir: Fakat bu kez de halk saraydakileri ‘deli’ olarak adlandırmıştır. Sarayın sarnıçlarındaki su da giderek azalır, gün gelir tükenir. Kralın komutanları, vezirleri başta olmak üzere bütün yakınları, akraba ve taallukatı delirtici sudan içer. Sarayda sadece Kral akıllı olarak kalmıştır.

Deliler arasındaki tek akıllı olarak kalan Kral ülkenin tek akıllısı olmasına rağmen herkes tarafından deli görülmeye dayanamaz: “deliliği seçmek en akıllıca iş!” diyerek yağmur karışmış sudan içer.

Elhasıl velkelam; deliler ülkesinde ‘akıllı’ olmanın alemi yoktur…

--------------------------

Bugün benim doğum günüm, bir yaş daha büyüdük veya biraz daha yaklaştık. Ve zaman bizi de evirip çeviriyor, kimilerine göre olgunlaştırıyor. Belki de iyi oluyor…

Geçen haftaki yazımızla pek çok kardeşimize tercüman olmuşuz. Mail veya mesaj atanlar, telefon edenlere bir de mektup eklendi. O mektup iyi ki geldi; sağ olsun yazan…

Allah nasip ederse, birkaç gün sonra umreye gidiyoruz…

Bir süre yazılara ara verecek, ama dönüşte umre günlüklerimi sizlerle paylaşacağım inşallah, hakkınızı helal edin…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
KADİR İYİANLAR
20 Nisan 2010 Salı 11:01
HEPİNİZE GEÇMİŞ OLSUN
sevgili ademciğim daha memleket gazetesi piyasada yokken yusuf ve celalettin kardeşim bir gazete daha çıkartmışlar bunun en büyük kavgasını merhaba gazetesi ile birlikte şahsen ben vermiştim. o zamanlar yusuf gürbüz kardeşim ikinci gazetesini kapatmak zorunda kalmıştı. bu kuralı bozan merhaba gazetesi ve mustafa arslandır. sadece basın ilan pastası almak için günde 15-20 tane sattığı belli olmayan bir gazeteyi piyasaya sürmeye hiç mi hiç hakkı yoktu. ama sürdü.. ben vicdanen bugünde olsa yusuf gürbüz kardeşimin çıkarttığı ikinci gazeteninin engellenmesinde merhabada baş rol oynayan biri olarak halen vicdanen rahatsızım. bu rahatsızlığın en büyük nedeni de bunu bile bile mustafa arslanın ikinci bir gazeteyi piyasaya sürmesidir. eğer bugün konya basınının içinde olsam kesinlikle bunun mücadelesini yapardım. çünkü basın ilan amaçlı çıkardığı gazeteden alacağı her kuruş haramdır.
78.165.176.107
cuma ali Koçak
19 Nisan 2010 Pazartesi 18:23
Allah Uzun Ömür versin
Sevgili abim Allah uzun ömür versin. Kutsal topraklarda bizi de duasız koyma. Allah'a emanet ol...
85.98.180.98
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim