• BIST 101.849
  • Altın 259,118
  • Dolar 5,6360
  • Euro 6,3235
  • Konya 16 °C
  • Merkezi yönetimin 2018’de AR-GE’ye harcadığı para 13 milyar 24 milyon lira oldu
  • Ahmet Davutoğlu'nu yazdılar
  • İran’ın Kürt politikasında yeni arayışlar
  • Merkezi yönetimin 2018’de AR-GE’ye harcadığı para 13 milyar 24 milyon lira oldu
  • Ahmet Davutoğlu'nu yazdılar
  • İran’ın Kürt politikasında yeni arayışlar

Bitkisel Hayat

Arif Köse

İnsan yaşadıkça, Allah’ın şanının ne kadar yüce olduğuna daha da fazla tanıklık ediyor. Deniz Üzümü adında bir canlı var. Bu canlı hayatına bir “hayvan” olarak başlıyor. Okyanus tabanlarında yaşayan bu hayvanın amacı, kendisine yapışabileceği bir yüzey, kaya bulmak. Bu kayayı bulup ta ona tutundu mu yaptığı ilk iş ne oluyor biliyor musunuz? Kendi beynini yemek. Evet evet, bu hayvan, okyanus tabanında yapışabileceği bir kayayı bulup ta ona tutunduğu an, ilk iş olarak kendi beynini yiyor çünkü artık bir beyne ihtiyacı olmuyor. O gün itibariyle, daha fazla enerji harcamamak için beynini yiyen bu canlı; hayvan cinsinden, bitki cinsine geçiyor. O artık bir bitkidir ve yaşamının sonuna kadar bitkisel hayat sürecektir.

Aslında pek garip gelmedi bana. Bu bilgiyi öğrenir öğrenmez aklıma bizim ideolojistler geldi. Bizde de o kadar çok deniz üzümü var ki, kimi bir şeyh buldu mu beynini yer, kimi sol tandanslı bir ideoloji buldu mu beynini yer…, ama mutlaka beynini yer.

İşin en enteresan yanı ne biliyor musunuz? Deniz üzümü canlısı örneğini verenlerden biri Mustafa İslamoğlu’dur. Nasıl bir girdaptır Ya Rabbi.

Adam ön alıyor. Dünyanın en saçma, en komik inançlarından birine sahip olan, hadis-sünnet, evrim, kabir azabı, Hz. İsa ve Meryem a.s., gibi konularda kendine bağlı deniz üzümleri yetiştiren bu adam ön alıyor ve karşı cepheyi deniz üzümü canlısı üzerinden yermeye çalışıyor. Allah’ım aklımıza mukayyet ol, amin.

 

Ülke insanımız bu örneğe çok uygun maalesef. Çoğu, İslami çaba içerisindeyken kendisine bağlanacak bir şeyh, hoca bulduğu zaman tıpkı deniz üzümü gibi ilk iş olarak beynini devre dışı bırakıyor çünkü artık kullanmayacak. Çünkü artık onun yerine düşünecek bir hocası, büyüğü var. O hoca ona masum sivil de katlettirecek, canice insan da öldürtecek, Amerika’ya ajanlık-askerlik te yaptıracak, olmadık fiilleri ibadet diye de yaptıracak, bir sürü bidat ve hurafeyi din diye de inandıracak. Çünkü artık deniz üzümümüzün beyni yoktur.

 

O artık sokak eylemlerine sosyalizm adına çıkıp ATM soyabilen, kaldırım taşı söküp kamu malına zarar verebilen, Kürt olmayanların emriyle Kürtçülük adına Kürt öldürebilen, Atatürkçülük adı altında Atatürk’le alakası olmayan bir şekilde ülkesini Avrupa-Amerika’ya servis edebilen, bu toprakları parçalamayı hedef edinenlerle işbirliği yapabilen… bir varlıktır.

Çünkü artık o bir bitkidir, beyni yoktur, bitkisel hayattadır. Zombi de diyebiliriz elimizdeki bu “tür”e. Çünkü artık beyni ve ruhu olmayan bu varlıkta, bütün insanlığın ortak mirası olan “akl-ı selim” yoktur, kaybolmuştur. Akl-ı selimi kaybetmiş birine asla gerçekleri kabul ettiremezsiniz.

İsterseniz deneyin, alın karşınıza bu hale gelmiş birini ve onun savunduğu yanlış ideolojiyi, düşünceyi delilleriyle çürütün. Kabul edilebilir delillerle onun düşüncesini çürütmenize rağmen asla fikrini değiştirmediğini göreceksiniz. Çünkü onda bu işi yapabilecek olan organ yani beyin nakavt olmuştur, yenmiştir, devre dışı bırakılmıştır. O artık bir zombidir. Üzerindeki bombayı patlatıncaya kadar insanların beyinleri arasında dolaşacak ve günü geldiğinde de kendini imha edecektir.

 

Allah bize pek çok kez akletmez misiniz, düşünmez misiniz dese de akletmiyoruz, düşünmüyoruz. Çünkü nasıl olsa bizim yerimize düşünen, kuyruğu Avrupa ve Amerikaya bağlı karpuzumsu varlıklar var. Dilinden çıkanla ameli birbirini tutmayan, söylediği hak olduğu halde kendi hak üzerinde bulunmayan önderler ve onlara bağlı deniz üzümleri olduğu müddetçe, bu okyanus daha çok kırmızıya boyanacaktır maalesef. O kanın kokusunu alan köpekbalıkları ise zaten kapıda beklemektedir.

Köpekleşmiş satılık hoca ve siyasi önderlerin bizi götüreceği kaos ateşine su yerine odun taşımakta da çok mahiriz. Nasıl mı? İyiliği emredip kötülükten alıkoyma yani uyarma işini terk ederek. Sokaklarımızda vücudu her noktasıyla ortada olan SAPIK bayanlar olmasına rağmen onlara ağzımızı açmayıp uyarmayarak, onların cennete girmesi haram kılınmış DEYYUS erkeklerine ağzımızı açmayarak. Faiz, yalan, hile, israf, ibadetsizlik, haram kazanç, zina… gibi günahları işleyenleri gördüğümüz halde susarak.

 

Aslında buradan bu milleti yok etmek isteyenlere de seslenmek istiyorum: Kardeşim boş yere yormayın kendinizi. Siz bile bizi, bizim kadar öldüremiyorsunuz. Şu 9 günlük bayram tatilinde bile 83 vatandaşımızı kendimiz öldürdük. Nasıl mı? Trafikte. Kurallara uymayarak. Aracımızın gereken kontrollerini yaptırmayarak. Uykusuz araç kullanarak.

Ne uğraşıyorsunuz ki, siz bile 9 günde 83 kişiyi öldüremiyorsunuz.

Hasılı, öyle bir bitkisel hayata girmişiz ki, sonumuzun ne olacağını kestirmek çok güç ve Yaradan’dan başka kimse bilmiyor. Hakkımızda hayırlısı, amin.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim