Yüzer misin, gemiyle mi gidersin?
CHP'ye oy verdi ama içi sızlaya sızlaya… Hatta yetmedi, 'Bu oyumun sana yarayan kısmı haram olsun' dedi. Ama şimdi o başka bir şey daha diyor: 'Baykal Rodos'a kadar yüz, geri de gelme'…
Yüzer misin, gemiyle mi gidersin
git ve lütfen bir daha geri gelme…
Baykal; partisini “dikensiz gül bahçesi” haline getirmek uğruna sadece parti içi muhalefeti değil, “CHP’li seçmeni” de tasfiye etti... Hatırlarsınız; ben bu gerçeği bundan yaklaşık iki buçuk ay önce gördüm ve 1 Mayıs tarihli yazımda, “Türkiye’nin önünü aç Baykal... Sadece çekil. Senden kurtulan ve liderini seçmeyi seçim sonrasına erteleyen bir CHP bile, bugünkü oylarını bir günde ikiye katlayacak güce sahiptir” dedim... Ama o bu çağrımı “doğası gereği” umursamadı bile... Hatta televizyonlara çıkıp, beni şikayet etti, “Bu yazar ve onun gibiler, CHP’yi parçalamak için böyle şeyler yapıyor. Halkımız onlara itibar etmiyor” dedi...
Ben de bunun üzerine, “oyumu açıklamama” prensibimi unutarak 4 Mayıs’ta bir yazı daha yazdım ve aynen şöyle dedim: “Oyumu içim sızlaya sızlaya CHP’ye vereceğim ama bir şartla: Pusulayı sandığa atarken, ‘Bu oyun sana yarayan kısmı haram olsun Baykal’ diyeceğim. Seçimlerden hemen sonra da Baykal’dan kurtulmak için elimden geleni yapacağım. Yapmazsam, namerdim!” Ama milyonlarca “Baykal küskünü” eski CHP’li benim gibi yapmadı. Onlar, partisini “aşırı sağa” çeken Baykal yüzünden CHP’ye oy vermemeyi tercih etti. Sonuç da gördüğünüz gibi oldu!
Bu yazıyı yazarken saat 21,30’u gösteriyor ve Baykal’dan şu ana kadar hâlâ “istifa” haberi gelmiş değil... Oysa iktidara karşı tepkinin böylesine yükseldiği bir dönemi bile değerlendiremeyen bir ana muhalefet partisi genel başkanı hemen istifa etmeliydi...
Siyasi etik, onur, erdem bunu gerektirirdi!
Haydi Baykal; Türk halkına daha fazla kötülük yapma ve CHP’nin yakasından artık düş!
“Seçimi kaybedersem Rodos’a kadar yüzerim” demiştin... Yüzer misin, gemiyle mi gider misin bilmem ama... Git ve lütfen bir daha da geri gelme! Mustafa Mutlu-Vatan