“Yüksek girdiler yeni bir krizin eşiğine getirdi”

“Yüksek girdiler yeni bir krizin eşiğine getirdi”

ZMO Konya Şube Başkanı Özkan Taşpınar, “Hayvancılık, yüksek girdi maliyetleri, ucuz et ve hayvan ithalatı ile sıkıntı yaşarken bir yandan da kaba yem açığı nedeniyle sap, saman ve yonca fiyatındaki artışla yeni bir krizin eşiğine geldi” dedi

Konu hakkında yazılı açıklamada bulunan Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Taşpınar, şu ifadeleri kullandı:

“2010 yılından bu yana verilen sıfır faizli hayvancılık kredileri ile kurulan işletmelere yurt dışından yüz binlerce hayvan ithal edildi. Buna bağlı olarak hayvan varlığındaki artışla aynı oranda yem üretiminin artmaması, yem bitkilerine verilen desteklerin artırılmaması, hayvancılığı bilmeden sektöre girenlerin bilinçsizce yem talebini artırmaları ihtiyacı karşılamayan kaba yemdeki açığın daha da büyümesi ile son iki ay içinde yem fiyatlarının  yüzde 35 gibi artışına neden oldu. 2008 yılında da benzer bir durum yaşanmış ve çok sayıda süt hayvanı kesime gittiği için büyük kriz çıkmıştı.

Son zamanlarda gittikçe artan girdi maliyetleri nedeniyle 2008 yılında olduğu gibi süt hayvanları kesilmeye başlandı. Bilindiği gibi süt ve etin maliyetinin % 50 den fazlası yemdir.   Hayvancılıkta yaşanan bu sorunları ancak kaba yem problemini gidermekle çözebiliriz. Karlı süt sığırcılığında verime göre yeterli beslemenin yanında işletmelerin kaba yem ihtiyaçlarını kendilerinin karşılaması çok önemlidir. Kaba yemin dışarıdan satın alınması süt ve etin maliyetlerini yükselteceğinden işletmenin zarar etmesine neden olacaktır.

- Hayvancılık işletmeleri kaba yem ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ekim ayında macar fiğ ve yem bezelyesi gibi baklagil yem bitkilerini ekip mayıs ayında hasad eder, mayıs ayında da silajlık mısır ekimi yapabilirler.

- Yem fiyatlarında yüzde 8 olan KDV sıkıntının bir başka boyutudur. Yüzde 8 olan KDV’ nin, yüzde 1’e düşürülmesi yem fiyatları nedeniyle zorlanan üreticiyi rahatlatacaktır.

- Ayrıca en kısa zamanda krizi atlatmak için yurtdışından ithal edilen kasaplık et ve kasaplık hayvan girişi yasaklanmalıdır. Besi materyali ve gebe düve girişine de bir dönem ara verilmelidir.

- Süt hayvancılığında yaşanan sorunların çözümlerinden biride süt tüketiminin artırılmasını sağlamaktır. Geçtiğimiz yıl süt tüketimin arttırılması amacıyla çocukların sağlıklı gelişimi için büyük önem taşıyan “Okul Sütü Programı” başlatılmıştı. “Okul Sütü Programı” bize sorunun üretimden değil, tüketimden kaynaklandığını gösterdi. Yanlış uygulamalarına ve eksikliklerine rağmen bu projeye devam edilmelidir. İlkokula başlama yaşının 7’den 5’e düşürüldüğü göz önüne alındığında çocukların sağlıklı gelişmesi için bu proje yasal bir düzenleme ile zorunlu hale getirilmelidir. Bebeklik döneminde büyüme ve gelişme, çocukluk ve ergenlik döneminde yine büyüme ve kemik, diş sağlığının gelişimi, orta yaş ve yaşlılıkta ise yine özellikle kemik sağlığını koruma ve kemik kırılganlığını en aza indirgeme amaçları ile süt ve süt mamülleri tüketimini arttıracak projeler hayata geçirmelidir. Okul çocuklarında olduğu gibi, hamile bayanlar ve askerlerin de içinde bulunduğu “Sütle Sağlıklı Yaşam Projeleri” çok acil olarak gerçekleştirilmelidir. Ülkemiz tarım arazi varlığı ve iklim özellikleri ile tüketim ve sanayi ihtiyacımızı karşılayacak hatta ihracat yapacak tarımsal potansiyele sahiptir. Bütüncül çözümler üreterek planlı üretim yapılmalı, en kısa zamanda üretim deseni çeşitliliğinin arttırılması amacıyla kıraç tarım yapılan milyonlarca hektar arazi suyla buluşturacak projeler yapılmalı, mevcut projeler bitirilmeli ve ithalat değil üretim desteklenmelidir.”