Uygarlığın Bedeli: Kent Hastalıkları
Kırsal kesimin hiç tanımadığı bu yaşam biçimi, beraberinde omurga bozukluklarından sırt ağrılarına, göz hastalıklarından sağırlığa, alerjiden astıma, stresten kansere bir yığın hastalığa yakalanma riskini getiriyor.
Hava kirliliği, gürültü, iki araya bir dereye sığdırılan fast-food yiyecekler, hormonlu gıdalar, kimyasal atıklar, sıkışık trafik, akmayan sular, iş yaşamının yıpratıcı rekabeti, gün boyu oturarak çalışmak, bilgisayarın karşısında tüketilen saatler, kapalı havalandırma sistemleri, kirli hava, sağlıksız çalışma koşulları, zamanla yarışan insanlar Kırsal kesimin hiç tanımadığı bu yaşam biçimi, beraberinde omurga bozukluklarından sırt ağrılarına, göz hastalıklarından sağırlığa, alerjiden astıma, stresten kansere bir yığın hastalığa yakalanma riskini getiriyor. Bu yetmiyormuş gibi hasta bina sendromu, sekreter sendromu, yazar krampı, İstanbul bronşiti, gürültü sağırlığı türünden bir yığın yeni hastalığı literatüre ekliyor. Peki ama nedir bu tuhaf hastalıklar? Uygarlığı yaratarak her geçen gün refah düzeyini arttıran insanoğlu, bir yandan da kendi kuyusunu mu kazıyor?
1-Hasta Bina Sendromu
Amerika'da NBC Televizyonu'nun bir bölümü New York'da yeni döşenmiş çok lüks bir binaya taşındığında herkes çok mutlu olmuştu. Ama bir süre sonra çalışanların çoğunda ortak yakınmalar başladı. Baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, nefes darlığı
üstelik, NBC mensuplarının sanki sözleşmiş gibi hafta sonlarında bu yakınmaları kayboluyordu. Verim düşmeye, insanların yakınmaları artmaya başlayınca yöneticiler durumu ciddi biçimde araştırmaya karar verdiler. Sonuçta bunun kapalı havalandırma sistemi, kapalı pencereler ve diğer enerji tasarrufu araçlarıyla daha da belirginleşen uluslararası bir roblemin en belirgin örneklerinden biri olduğu anlaşıldı ve NBC'nin bu bölümü başka bir binaya taşınmak zorunda kaldı.
NBC'yi yerinden eden bu uluslararası problem, dev plazalarda, lüks iş merkezlerinde çalışan milyonlarca insanı pençesine almış olan "hasta bina sendromu"ydu. Ve "hasta bina sendromu" buna plaza hastalığı da diyebiliriz çağdaş insanın yakasına yapışan kent hastalıklarından yalnızca biriydi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rasim Küçükusta "hasta bina sendromu"nu kısaca "bina içi kirlilik" olarak tanımlıyor ve devam ediyor: "Bu sorunun gelişmiş ülkelerde insanların zamanlarının yüzde 95'ten fazlasını kapalı mekanlarda geçirdiği hesaba katıldığında, hemen tüm insanları ilgilendiren önemli bir toplum sağlığı sorunu olduğu anlaşılır. Eskiden hava kirliliği deyince aklımıza sadece fabrikalar, yoğun trafik, sis gibi dış hava kirliliği gelirken, artık evler, bürolar gibi kapalı ortamların havasının da kirlenebileceğini ve sağlığımız için ciddi tehlikeler yaratabileceğini biliyoruz."
Genellikle dev iş merkezlerinde, plazalarda çalışanlarda görülen "hasta bina sendromu"nun belirtileri zaman zaman başka hastalıklarla da karıştırılabiliyor. Bu belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, yorgunluk hissi, göz irritasyonu (gözlerde sulanma, kaşınma, kızarıklık), burun irritasyonu (burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı), boğazda yanma, boğaz kuruluşu, gıcık şeklinde öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, cilt kuruluğu, ciltte kaşıntılar, burun kanaması, koku ve tat alma bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü olarak sıralamak mümkün. Ancak bu belirtilerin tümü bir arada görülmeyebiliyor. Belirtilerin, kişinin çalışma ortamından uzaklaştığı tatil günlerinde tamamen ortadan kalkması, hastalığın karakteristik özelliklerinden sayılıyor.