Serpil Yalçınkaya

Serpil Yalçınkaya

UÇTU UÇTU ÖYKÜ UÇTU

Gazeteci yazar Fatma Tutak  daha önceden köşemde de tanıtmış olduğum Tavan Arası Öyküleri adlı eserinden sonra ikinci eseri olan Uçtu Uçtu Öykü Uçtu adlı eseri yakın zaman önce yayınlandı. Uçtu Uçtu Öykü Uçtu şirin kapaklı eserini elime alıp satıraralarında göz gezdirince daha önceden tanıdığım parağraflara rastladım. Gerçekten okumuş muydum yoksa başka yazılardan çağrışım mı yapmıştı bilemeyince her ne kadar çocuklar için hazırlanmış bir eser olsa da alıp okumaya karar verdim.

Okumaya başlayınca anladım ki kitaptaki kimi öyküler Yenigün Gazetesi’nde önceden çıkmış, kimi  öyküleri ise daha önce hiç yayınlanmamış yeni öykülerden oluşturulmuş.  Özellikle  Sırlı Ayna’yı ilk okuduğumda da oldukça beğenmiştim. Ciltli bir kitapta yer aldığını görünce oldukça sevindim doğrusu.

Eser on iki kısa öykü ile Akköylü Mehmet adlı uzun bir öyküden oluşuyor. Bizden, bizim kültürümüzden deyimler, maniler, şiirler ve duygulara yer verdiği için kişi okurken daha çok kendisini buluyor Fatma Tutak’ın yazılarında. Kitaptaki kimi öykülerinde  ne kadar iyi bir gözlemci olduğunu anlıyoruz.

Eserin kapak tasarımı çocukların ilgisini çekecek şekilde tasarlanmış olsa da bence ebeveynler önce kendileri okumalı bu eseri. İçeriğinde vicdani muhasebe, iç hesaplaşma, insanın kendisiyle yüzleşmesi , özlemleri, yılgınlıkları gibi daha derin , kafa yorulması gereken bir anlatım tarzı var. 

Günlük hayatımızda defalarca şahit olup da es geçtiğimiz olayları kaleme kağıda dökerek, bilinç düzeyine çıkarmayı başarmış. Kişileri ve olayları resmederek canlı bir vücuda büründürmüş sanki yazar. Akıcı bir üslup, sanki yaşanmış bir olayı yakın bir arkadaşınızdan dinliyormuşçasına okuyorsunuz sıcacık öyküleri.

Kimi öykülerinde sonuca bağlamadan bırakmış Fatma Tutak, okuyucusunu düşünmeye, farklı farklı ara sokaklara girip çıkmasını sağlamış…Bu anlamda çarpıcı enstantaneler içeren öykülerden oluşturmuş eserini diyebiliriz. Kimi zaman bir yaraya parmak  basmış,uya(ndı)rmış okuyucusunu kimi zaman bir yaraya merhem olmuş, kapatmış o yarayı.

“Uç güzel uçurtma! Sen hiç yere inme e mi! Hayallerimle beraber sonsuza kadar gök kubbede arz-ı endam etmeye devam et. Bana çocukluğumdan, bana kahkahalarımdan , bana sevinç sarhoşu olduğum; denizin ılık nefesini yanaklarımda hissettiğim, güneşin tatlı yakıcılığı altında ılık uykulara daldığım zamanlardan haber getir. Uç güzel uçurtma! Şimdiki çocuklara hâlâ gökyüzünde onları bekleyen hıçkırıklı kahkahalar olduğunu müjdele. Asla ve asla hayal etmekten ve mutluluğun peşinde koşmaktan vazgeçmemelerini salık ver. Uç nazlı uçutmam uç…”

Bu satırlar hem çocuklara hitap ederken hem de özlem, büyüklere nasihat gibi duyguları da içeriyor sanki…Aynı anlatım tarzı Titiz Ahmet Usta, Yazar Ne Yazar  adlı kısa öykülerinde de var.

Anadolu insanına has adet, töre, gelenek ve görenekleri yerleştirmiş uygun yerlerine öykülerinin.

Fatma Tutak’ı bu ikinci eseri için tebrik ediyor, daha geniş yaş aralıklarına hitap edebilecek nitelikte eserlerini de okumayı ümit ettiğimi buradan dile getiriyorum.

Selametle, ihsanla kalınız.

Kitap Hakkında Bilgiler

image001-041.jpg

 

Yayın Tarihi: 2017

Yayınevi: Kent Kitap

Baskı Sayısı: 1.Baskı

Sayfa Sayısı: 175

Temin Adresi: Milli Basım Yayın. Maltepe M. Davutpaşa Cd. Güven İş Merkezi 83/3. Zeytinburnu- İstanbul

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum