Türkiye'de 3, burada 5 çocuk şart
Bosna Hersek'te temaslarını sürdüren Başbakran Erdoğan, Saraybosna Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada " Türkiye'de 3 çocuk istiyorum ama burada burada en az 5 çocuğa ihtiyaç var" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bosna Hersek, yüzyıllar boyunca, tüm dünyada birlikte barış içinde yaşama kültürünün sembol ismi oldu. Bosna Hersek denildiğinde farklı etnik kökenlerin, farklı inançların, farklı kültürlerin ahenk içinde bir arada yaşamaları akıllara geldi. Bosna Hersek bu zenginliğini güçlendirerek sürdürmek zorunda'' dedi.Başbakan Erdoğan, Saraybosna Üniversitesi'ni ziyaret etti. Ziyarette, Saraybosna Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Faruk Çaklovitsa, Bosnalı akademisyen Lyubomir Berberoviç, öğretim görevlisi Prof. Dr. Borislav Petroviç ve ünlü Boşnak akademisyen Lamiya Tanoviç yer aldı.
Törenin başında konuşan Prof. Dr. Petroviç, Başbakan Erdoğan'ı Saraybosna'da, Bosna Hersek ve üniversitelerinde konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ''Buraya gelmeniz bizim için büyük onurdur'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan da öğrencilere ve öğretim üyelerine hitap etti. Erdoğan, yaptığı konuşmada, ''Bosna Hersek'in olduğu kadar Avrupa'nın da bu büyük ve köklü üniversitesinde bulunmak benim için gerçekten bir gurur vesilesi'' dedi.
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Başta, merhum Aliya İzzetbegoviç olmak üzere çok sayıda devlet adamının, sanatçının bu üniversite çatısı altında yetiştiğini, eğitim gördüğünü öğrenmek heyecanımı kat kat artırdı. Bu vesileyle 16'ıncı yüzyılda üniversitenin kuruluşunda emeği olan Gazi Hüsrev Bey'den Aliya İzzet Begoviç'e kadar katkıda bulunmuş herkesi de minnetle yad ediyorum.
Bugün akşam inşallah, Saraybosna'da, Saraybosna'nın kuruluşunun 550'inci yıldönümünde, şahsıma tevdi edilen İsa Bey İshakoviç ödülünü teslim alacağım. Saraybosna gibi bir medeniyet şehrinde, bir kültür ve tarih şehrinde, hem bu anlamlı ödülü almak hem de bu köklü üniversitede sizlere hitap etmek benim için eşsiz bir duygu.''
-Erdoğan'dan Boşnakça sözcükler-
Saraybosna Üniversitesi'nin şahsında, 550'inci kuruluş yıl dönümünde tüm Saraybosnalıları kutlayan Erdoğan, Saraybosnalıların dünyanın en güzel şehirlerinden birine sahip olduklarını dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Saraybosna'nın efsanevi sanatçısı Kemal Monteno, bir şarkısında, 'Sarajevo, lubavi moya' yani 'Saraybosna, benim sevgilim' diyor. Yine değerli sanatçı Halit Beşliç; 'Sarayevo, şeher Bosno, volim te' yani Saraybosna, şehrim benim, seni seviyorum' diyor. İnanın, bir Saraybosnalı, bir Bosna Hersekli Saraybosna'yı ne kadar seviyorsa işte biz de o kadar seviyoruz.
Bakınız, şu noktanın altını özellikle çizmek durumundayım. Burada, Bosna-Hersek'te, özellikle de Saraybosna'da, sadece bir dinin, bir medeniyetin, bir kültürün eserleri değil tüm insanlığın eserleri bulunuyor. Hemen yanı başımızda, Başçarşı'dan Sebil'e kadar Ferhadiye Caddesi'nde kısa yürüyüş yapan herhangi bir yabancı, Bosna'nın nasıl bir dünya hazinesi, nasıl bir insanlık mirası olduğunu müşahhas şekilde görebiliyor.''
-''Bosna Hersek, tüm dünya için çok önemli bir misyonu taşıyor''-
Saraybosna Üniversite'nin mezunlar listesinin, Saraybosna'daki renkliliği gözler önüne serdiğini belirten Erdoğan, şair yazar Abdullah Sidran'ın, Hırvat yazar Milyenko Yerkoviç'in ve ünlü Sırp Besteci Korneliye Kovaç'ın bu okulun mezunu olduğunu hatırlattı. Başbakan Erdoğan, tüm bu isimlerin, Saraybosnalı ortak kimliği altında, aynı şehrin sesini, aynı şehrin nefesini dünyaya duyurduklarını ifade etti.
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Bakın burada sizlere çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. Bugün bana tevdi edilecek İsa Bey İshakoviç ödülünü, benimle birlikte Bosnalı ünlü sanatçı Goran Bregoviç de aldı. Siz, burada, Bregoviç'in ezgilerinde ne kadar kendinizi buluyorsanız, inanın bizler de aynı şekilde o ezgilerde kendimizi buluyoruz. Biz Goran Bregoviç'i annesinin, babasının, dedesinin etnik kökeniyle, onların inançlarıyla asla değerlendirmiyoruz. Bregoviç, Bosna Hersek için ne kadar değerli bir sanatçıysa bizim için de o kadar değerli bir sanatçıdır. Bizim değerli sanatçımız Sezen Aksu'nun da Bregoviç'in de Dino Merlin'in de sesleri, sözleri, ezgileri tamamen bu topraklara, bu ortak coğrafyaya aittir.
Bakın bir dönem, bir daha geri gelmesini asla arzu etmediğimiz bir dönem, buradan, şehir merkezinden tepelere bakılınca, sadece keskin nişancıların namluları görülüyordu. Ama o tepelerden Saraybosna'ya bakıldığında ne görülüyor biliyor musunuz? Minarelerle birlikte kiliseler, havralar görülüyor. İnsanlık tarihinin en güzel mimari eserleri görülüyor. Kütüphaneler, okullar, çarşılar, sebiller görülüyor. Tepelerden Saraybosna'ya bakınca Ferhadiye Caddesi'nde Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar değil sadece ve sadece insanlar, çocuklar, kadınlar, erkekler görülüyor. İşte biz bu şehre, yüksekten bakacağız, üstten bakacağız; namlunun ucundan, tüfek dürbününden değil, sniperlardan değil, kalp gözüyle, gönül gözüyle, çıplak gözle bakacağız. Bir yere namlunun ucundan bakan, sadece düşman görür ama kalp gözüyle bakan, insan görür.''
Bosna Hersek'in tüm dünya için çok önemli bir misyonu taşıdığını vurgulayan Erdoğan, ''Bosna Hersek, yüzyıllar boyunca, tüm dünyada birlikte barış içinde yaşama kültürünün sembol ismi oldu. Bosna Hersek denildiğinde, farklı etnik kökenlerin, farklı inançların, farklı kültürlerin ahenk içinde bir arada yaşamaları akıllara geldi. Bosna Hersek bu zenginliğini güçlendirerek sürdürmek zorunda. Bosna Hersek, tarih boyunca olduğu gibi yarın da gelecekte de tüm dünyada, birlikte yaşama kültürüyle herkes tarafından örnek alınmalı, imrenilmeli. Yani tasavvufi ifadesiyle kesrette vahdet, bunu yaşamalı. Yani çoklukta birlik. Bunu yeniden yakalamalı. Bunu yakalar mı bu topluluk, yakalar'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bosna Hersek'in nüfus artış hızı çok düşük. Bunu Bosna Hersek'in artırması lazım ki genç ve dinamik bir nüfusa Bosna Hersek sahip olsun. Bu bakımdan hocalarımızın da desteğine ihtiyacımız var. Ben Türkiye'de '3 çocuk' diyorum ama burada en az 5 çocuk olması lazım'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Saraybosna Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, Dayton Barış Anlaşması'nın üzerinden tam 17 yıl geçtiğini ve 1995 yılında doğan çocukların bugün 17 yaşına, üniversite öğrencisi olacak çağa geldiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Eğer Dayton Anlaşması'nın ardından, edinilen acı tecrübelerden yola çıkarak farklı bir nesli yetiştirebilseydik, çocuklarımızı farklı şekilde eğitebilseydik, Bosna'nın geleceği de o derecede farklı olacaktı. Önyargıyla büyüyen çocuk, önyargılı bir Bosna Hersek'i şekillendirecek demektir. Ama, sevgiyle, hoşgörüyle, anlayışla, farklı olana saygıyla yetişmiş bir çocuk, birlikte yaşama kültürünü ebediyen yaşatacak bir Bosna Hersek'i şekillendirecek demektir. Hiçbir şey için aslında geç değil. Umutsuz olmak, karamsar olmak için hiçbir nedenimiz yok. Gerekirse bugün başlayalım ama eskinin önyargılarıyla değil, yeninin hoşgörüsüyle çocukları geleceğe hazırlayalım.
Türkiye olarak arzumuz, geçmişteki kötü günlere inat, Balkanlarda kardeşliğin, dostluğun, işbirliğinin en güçlü şekilde yaşatılmasıdır. Bölge ülkeleri arasındaki iletişim ve dayanışmayı azami ölçüde artırmak, her alanda çok daha güçlü bir işbirliği tesis etmek durumundayız. Bölgede iletişim ve işbirliğini geliştirme konusunda Türkiye olarak her türlü samimi desteği veriyoruz, vereceğiz.''
-''NATO şu ana kadar Bosna Hersek'e haksızlık yapmıştır''-
''Türkiye-Hırvatistan-Bosna Hersek'' ve ''Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek'' üçlü danışma mekanizmalarını kurduklarını, bu mekanizmaları etkin şekilde işlettiklerini kaydeden Erdoğan, bu mekanizmaları dörtlü hale getirmeyi istediklerini ifade etti.
Erdoğan, şu an gerek bölge ülkeleri için gerekse Bosna-Hersek için ön planda olan uluslararası mekanizmaların Avrupa Birliği ve NATO olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Türkiye olarak, bölge ülkeleriyle birlikte Bosna Hersek'in NATO ve AB üyeliklerine de tam destek veriyoruz. Bosna-Hersek'in vakit kaybetmeden AB üyelik sürecinde hızlı bir şekilde ilerleme kaydetmesi ve NATO Üyelik Eylem Planı'na başlaması önem taşıyor.
Henüz genç bir devlet olan Bosna-Hersek'in AB sürecinden, hukuki, ekonomik ve sosyal yapısını güçlendirme hususunda büyük bir destek alacağını düşünüyorum. Benzer bir şekilde, NATO üyeliği de hem bölge için hem de Bosna-Hersek için, sadece güvenlik alanında değil, ekonomik alanda da önem taşıyan bir gelişme olacaktır. NATO şu ana kadar Bosna Hersek'e haksızlık yapmıştır. Çünkü Bosna Hersek'in daveti hızlandırılmalıdır. Bunu takipçisiyiz, takipçisi olacağız.
Bosna-Hersek'te yaşayanların tamamının NATO'ya sıcak bakmadığını biliyorum. Bunun nedeninin, NATO'yu sadece bir güvenlik örgütü olarak görmekten kaynaklandığını düşünüyorum. Doğrudur, NATO, en başta bir güvenlik örgütü olarak kurulmuştur. Ancak bugün NATO, bundan çok daha fazlasıdır. Örneğin ekonomik alanda güvenliktir ve güvendir. Bosna-Hersek'teki tüm kesimlerin de NATO'yu daha geniş bir perspektiften görmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.''
-Bosna Hersek'e 5 çocuk çağrısı-
Bosna Hersek'in, bugün olduğu yerden çok daha ilerde ve çok daha yükseklerde olabileceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, Bosna Hersek'in bunu ziyadesiyle hak ettiğini dile getirdi. Erdoğan, bu ülkenin, Avrupa'nın ortasında ekonomik potansiyeliyle, genç, dinamik nüfusuyla, çalışkan insanlarıyla çok büyük bir atılımın arefesinde bulunduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Herhalde bundan dolayı gücenmezsiniz... Bosna Hersek'in nüfus artış hızı çok düşük. Bunu Bosna Hersek'in artırması lazım ki genç ve dinamik bir nüfusa Bosna Hersek sahip olsun. Bu bakımdan hocalarımızın da desteğine ihtiyacımız var. Ben Türkiye'de '3 çocuk' diyorum ama burada en az 5 çocuk olması lazım. Ailelerde bunu başarmak lazım.
Ekonominin temelini insan teşkil etmektedir. İnsan varsa emek vardır, sermaye, üretim, tüketim vardır. İnsan yoksa bunların hiçbiri yok. Dolayısıyla da başarı genç ve dinamik nüfustadır. Türkiye ile ilgili de genç ve dinamik nüfusa sahip olduğu değerlendirmeleri yapılmaktadır. Ekonomi insan üzerine inşa edilmiştir. İnsanın olmadığı bir ekonomik sistemi konuşamayız. Bugün Avrupa'daki sıkıntının temelinde de yaşlı nüfus yatmaktadır. Onun için Bosna Hersek bunun tedbirini almalıdır.
Gereksiz tartışmalar, ayrılıkçı girişimler, Bosna Hersek'in potansiyelinin açığa çıkmasının önündeki en büyük engel olur. Bu ülke sizin ülkeniz. Bu ülke, biliyorum ki her birinizin aşkla, sevdayla tutunduğunuz biricik ülkeniz. Bu ülkenin aydınlık geleceği için, tarihin bir kenara bırakılıp, artık geleceğe odaklanılması elzemdir. Ben, Bosna Hersek'in bunu başaracağına yürekten inanıyorum. Türkiye olarak, Bosna Hersek'in bölgenin güçlü, itibarlı, istikrarlı bir ülkesi olabilmesi için de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güçlü şekilde destek vermeye devam edeceğiz.''
