TSK'nın içindeki KUTSAL MİSYONLAR

TSK'nın içindeki KUTSAL MİSYONLAR

Askere en yakın yazar, Genelkurmay Başkanlarının nasıl seçildiğini yazdı.

Mehmet Ali Kışlalı / Radikal

Komutan Seçmek

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Genelkurmay Başkanı seçmek için sadece kıdem ve Kara Kuvvetleri Komutanı olmak yetmiyor. Konuyu 27 Mayıs’tan sonra bu göreve gelen Cevdet Sunay’dan beri izliyorum.

Kıvrıkoğlu-Özkök görev değişimi ve Özkök’ün üslubunun yarattığı tartışma bu günlerde yeniden gündeme geldi...

TSK için iki kutsal misyon vardır. Bunlardan biri irticaya, diğeri de bölünmeyle karşı mücadeledir. TSK’nın en üst, orgenerallik, oramirallik düzeyine kadar gelmiş olan komutanların bu konudaki inanç ve bilinçlerinden kimsenin kuşku duyabileceğini sanmıyorum. Zaman zaman kimi çevrelerde istismar edilmeye kalkılan şey bu inançtan ziyade, bunların uygulamalarıyla ilgili komutan üsluplarından kaynaklanır.

Nitekim bu konulardaki inancı ve uygulamadaki üslubu çok iyi bilinen Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun, kendinden sonra bu göreve gelmesi kurallara göre beklenen Hilmi Özkök’e karşı çıkması, kanımca üslup farklılığından kaynaklanmıştır.

Kıvrıkoğlu, Özkök’ün üslubunun irtica ile mücadelede yeterli olmayacağı inancıyla onu önlemeye çalışmıştır. Bunu açıkça da ifade etmiştir.
TSK’nın en üst makamına Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan gelinmesi bir gelenektir. Kimi iktidar bu gelenekle oynamak istemiştir. Nitekim yakın tarihte bu gelenek Kenan Evren ve Turgut Özal tarafından bozulmuş, Necdet Üruğ’un yerine Necdet Öztorun’un gelmesi engellenmiştir.

Bu ciddi operasyonu kimi çevre Özal’ın askerler üzerinde kurduğu etkiye bağlarken, kimi çevre de Evren’in siyasette iki Necdet ile yakın dostları, liderleri Turgut Sunalp’ın seçim kazanma olasılığı karşısında aldığı bir önlemden ileri geldiğini düşünmüştür. Yoksa cumhurbaşkanı onayı olmadan bu engelleme yapılamazdı.

Hilmi Özkök’ün üslubundan memnun kalan AKP iktidarının daha sonra Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı’na gelmesini engelleme gayretleri de 2006 yılında hep hissedilmiştir.

Ama bunu Cumhurbaşkanı Sezer’in kararlı tutumu önlemiştir.

AKP, Özkök’e göre üslübunu sert bulduğu Büyükanıt’ın yerine başka bir aday için nabız yoklamaları yapmış, zamanın Cumhurbaşkanı Sezer’in kararlı tutumu görülünce, maceradan vazgeçmiştir.

Ama Demirel’in başbakanlığında denenen bu yoldaki bir arayış, çeşitli manevralardan sonra Kenan Evren’in bu makama gelmesine sebep olmuştur.
Kıvrıkoğlu’nun ‘irticayla gerektiği gibi mücadele edemez’ değerlendirmesiyle adaylığını onaylamadığı Özkök’ün yerine getirilmesini istediği, zamanın Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman KKK’na getirilmiş orada iki yıl daha hizmet ettikten sonra emekli olmuştur.

Şimdi, geleneklere göre, sırada Jandarma Genel Komutanlığı’ndan KKK‘ya getirilen Işık Koşaner var.

Bu konudaki önemli değerlendirmeyi Genelkurmay Başkanı Başbuğ yapacak, AKP hükümetinin TSK geleneklerine uygun kararname hazırlamasını ve aynı zamanda adayın kamuoyu nezdinde kendisinden beklenen vasıfları haiz komutan olarak görülmesini sağlamaya çalışacaktır.

Kıvrıkoğlu’nun zamanında gösterdiği tereddütü görünür hale sokması, Özkök’ün Genelkurmay Başkanlığı görev süresinin görece de olsa tartışmalı geçmesinde rol oynamıştır. Ama ne Büyükanıt’ın tayininde, ne de Başbuğ’un bu göreve gelmesinde, görevden ayrılmakta olan genelkurmay başkanlarının benzer tavrı olmadığından aynı hava yaratılmamıştır.

Atatürkçü görüşleri paylaşan toplumun gereksinimine yanıt verip içini rahatlatacak, TSK’da tartışmaya sebep olmayacak Genelkurmay başkanları aynı zamanda demokrasinin yerleşmesine de yardımcı olmaktadırlar...