Tesettür güzeli bile seçilir

Tesettür güzeli bile seçilir günün birinde

 

Tesettürün içine g-string giyilir mi?

Tesettür otelinde nasıl denize girilir?

Cumhurbaşkanı’nın eşi tesettürlü olabilir mi?

Gördük ki, başörtüsünün ya da moda deyimle türbanın tartışmaların hep merkezinde olması, bu ülkede hiç bitmeyecek, bin yıl geçse de…

Yanlarında erkek arkadaşlarıyla Kültürpark’ın kapısında vedalaşan ya da Alaaddin’in kuytu köşelerinde görülmediklerini sanarak sarmaş dolaş olabilen, görene de “bu ne pehriz bu ne lahana turşusu” dedirten, böylece ‘tesettür’ü taşımakta zorlandığı her hallerinden belli olan kızların sayısı artıyor… Başındakinin ne tür bir anlam içeriğine sahip olduğunu öğrenememiş, blujeanli, badili genç kızlar, annelerinden çeyrek asrı geçen başörtüsü mücadelesini dinleyebilselerdi keşke…

Bir yerde “Neden bu halde bu çocuklar?” diye sorduğunuzda, cevap vermekte zorlanmadığınız da oluyor. Milli Eğitim sisteminin resmi ideolojiden arınmamış olması, din kültürü derslerinin müfredata bağlı olarak ezbercilikten öteye geçememesi, birleşik sınıf düzeni vs. kısaca okul ve çevre faktörüyle nedenleri tespit edebiliyorsunuz. Peki ya çare?!   

“Biz insan değil miyiz?”, “Bizim de eğlenmek hakkımız değil mi?” diyorlar…

Haydi çıkın işin içinden… Her insanda var olan o beğenilme duygusuna sahip oldukları mıdır anlayamadığımız. Bu, kimseyi ilgilendirmeyen bir mesele midir? “Şehirlerde yaşıyoruz ve moda diye bir şey var” diyorlar. Peki ya modayı tesettürün ya da ahlaki değerlerin önüne çıkaran kim? Herkes, hızla “daha güzel, en güzel” olma yarışında ve kendilerince bu dünyanın bir parçası olup gitme telaşında.

***

“Çok hassas, çok zor bir şey Müslüman olmak. Ben MÜSİAD’ın Yüksek İstişare Heyeti’ndeydim. Orada bir konuşma yaptım ve dedim ki, “Beni en çok rahatsız eden, cip direksiyonundaki başı örtülü hanımlar.” Niye dediler? “Bir Müslüman’ın bu kadar aç insanın olduğu, kadınların bir ay iğne oyası yapıp 60 milyon kazandığı bir ülkede, bilmem kaç milyarlık cipin tepesinde dolaşmaya hakkı yok... Bir insan olarak muhakkak bir araba alınabilir. Ama bir cip? Bir Müslüman’ın cipe yatıracak parası olmamalı. Parası o kadar çoksa, gitsin İstanbul’un fakir semtlerine, ara sokaklarda dolaşsın, bakkallardaki o ekmek borçları nedeniyle kabarmış olan hesapları ödesin” dedim. Ve emin olun, bunu duyan çok zengin bir işadamının hanımı, cipini satmış ve bakkal, bakkal dolaşıp yoksulların hesaplarını kapatmış. Müslümanlık bu kardeşim! Yani, “Vakko eşarp mı alayım, yoksa Versace mi?” tartışması değil.

“Sadece baş örterek Müslüman olunmuyor değil mi?” sorusuna Prof. Ümit Meriç’in verdiği cevap buydu Vakit’e verdiği mülakatta… Ümit Meriç hanım “Gardırop Müslümanlığı” icat edilmesine tepki gösteriyordu. Modaya tesettürlülerin bulaşmasının sakıncalarını anlatmıştı.

Öyle ‘tesettür’lüler var ki onlarla kıyaslandığınızda dinin örtünme biçiminden çok da haberi olmayan bir çok hanımın gündelik kıyafetinin tesettüre daha uygun olduğunu görüyoruz. Toplumsal yara haline dönüşen bu duruma bir çözüm bulunamadı, dinin ortaya koyduğu standart da modayla bütünleştirilmeye çalışıldığı için bir çok acayiplik aldı başını gidiyor.

Bir çıkış yolu bulmak gerekiyor, değilse kaybettiklerimizi kazanmak mümkün olmayacak. Hatta kazanımlarımız için nasıl bir mücadele vereceğimizi konuşmakta da çok geç kalacağız.

Medyanın körüklediği moda/magazin çılgınlığı böyle devam ederse ben söyleyeyim yakında ne olacağını… Sadece türbanlı genç kızlardan ve potansiyel sevgili adaylarından oluşan bir BBG yarışmasını da yapacaklar. Bir tesettür firması sponsor olur. Önce pardesü ile sonra tesettür mayolarıyla geçit töreni düzenlenir. Tesettür güzeli bile seçilir günün birinde…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum