Tarihin Tanıkları Müzayede Sahnesinde
Arthill’in 49. müzayedesinde Sultan Abdülmecid’in altın mineli kutusundan 2. Abdülhamid’in özel esans şişesine, 150 nadide saray eseri ve klasik araçlar koleksiyonerlerle buluşuyor.
Türk-İslam ve Osmanlı sanatının en nadide örnekleri, tarihe ışık tutan özel bir organizasyonla koleksiyonerlerin beğenisine sunuluyor. Arthill Müzecilik tarafından düzenlenen 49. müzayede, Osmanlı saray çevresine ve hanedan üyelerine ait 150 özel eseri bir araya getiriyor. Sultan 3. Ahmet’ten Sultan 5. Murat dönemine kadar uzanan geniş bir tarih aralığını kapsayan bu özel seçkide; diplomatic hediyeler, sultanların şahsi eşyaları ve yüksek devlet erkanına ait nadide parçalar yer alıyor.

Sadece sanat eserleriyle sınırlı kalmayan organizasyonda, 2. Dünya Savaşı ve öncesine ait 1938 model Mercedes-Benz Type 230 Cabriolet ve 1956 model BMW Isetta 300 gibi ikonik klasik araçlar da otomobil tutkunlarını bekliyor.

Sultan Abdülmecid’in Diplomasi Hediyesi ve Hırka-i Saadet Şişesi
Müzayedenin en dikkat çekici parçaları arasında tarihi hikâyeleriyle öne çıkan sultan eşyaları bulunuyor. Sultan Abdülmecid Han’ın 1839 yılında Beylerbeyi Sarayı’ndaki törende Prusya Kraliyet Yüzbaşısı’na takdim ettiği altın mineli enfiye kutusu, üzerinde yer alan özel ithaf yazısıyla dönemin diplomatik ilişkilerine doğrudan tanıklık ediyor.

Bir diğer öne çıkan eser ise Sultan 2. Abdülhamid Han için özel olarak tasarlanan billur cam esans şişesi. Topkapı Sarayı’ndaki Has Oda’da düzenlenen Pars merasimi sırasında Hırka-i Saadet dairesinde hazırlanan esansın konulduğu bu özel şişe; altın mekanizması, sultanın şahsi inisiyali, tuğrası ve üzerindeki Osmanlıca yazılarıyla koleksiyonun en değerli parçalarından biri olarak gösteriliyor. Ayrıca Fransız kuyumcu Odiot imzalı gümüş takım da Şehzade Mehmet Burhaneddin Efendi’ye sünnet hediyesi olarak verilmiş 20 kilogramlık ihtişamıyla dikkat çekiyor.

"Koleksiyonerlik Sadece Eser Toplamak Değildir"
Ailesinde dördüncü kuşaktır devam eden koleksiyonculuk geleneğini sürdüren ve 30 binin üzerinde esere yön veren Hüseyin Kocabaş, yeni nesil meraklılara önemli uyarılarda bulundu: "Koleksiyoner ile alıcıyı ayırt etmek gerekir. Biriktirdiğiniz eserlerle ilgili bir skala ve arşiv oluşturmazsanız bu sadece toplayıcılık kalır. Piyasadaki sahtecilik riskine karşı mutlaka ciddi ekspertiz süreçlerinden geçmiş, sertifikalı eserlere yönelmek şart."

Dünyanın İlgisini Çeken Osmanlı Sanatı
Osmanlı sultanlarının aynı zamanda birer sanatkâr ve sanat koruyucusu olduğunu vurgulayan Kocabaş, dönemin ihtişamının eserlere doğrudan yansıdığını belirtiyor. Osmanlı sanat eserleri, bugün sadece yerli alıcıların değil, tüm dünyadaki üst düzey özel koleksiyonerlerin de odağında yer alıyor. Hanedana ait bu seçkin parçaların doğru ekspertizle tescillenip sergilenmesi, Türk-İslam sanat mirasının küresel ölçekte korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor.
Kaynak: