Suriye'den girdi, muhalefetten çıktı

Suriye'den girdi, muhalefetten çıktı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Gitsinler İsrailli gazetecileri askeri sansür kuruluna sorsunlar. CHP Genel Başkanı, Türkiye'yi karalayarak son derece çirkin, tehlikeli bir kampanya yürütüyor'' dedi.

Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, öne çıkan mesajları şöyle:

-Dersimli olarak parti içinde Dersim konusunun konuşulmasına yasaklayacaksın, sonra yabancı gazetelere Türkiye'de fikir özgürlüğü yok diye yazacaksın. CHP bile böyle bir genel başkanı hak etmiyor.

-Anayasa'nın 24. maddesini açın okuyun. Dindar insandan çağdaş olmamaz mı, hem çağdaş hem dindar olamaz mı bir insan? Bunlar dindarlığı ne anlıyor? Fatih projesiyle bunlara bir ders verdik.

-Bunlar bize utanmadan, sıkılmadan mürteci yaftası yapıştırmaya kalkışıyorlar. Türkiye hiç bir zaman irticaya prim vermedi.

-Anayasa'nın 24. maddesini açın okuyun. Dindar insandan çağdaş olmamaz mı, hem çağdaş hem dindar olamaz mı bir insan? Bunlar dindarlığı ne anlıyor? Fatih projesiyle bunlara bir ders verdik.

-Hiç kimse bize mürebbiye edasıyla hedef gösteremez, rota gösteremez. 'Bu hükümetin gizli ajandası var' denilerek ensemizde boza pişirilmesine müsaade etmeyiz. Bu ülkede dindarlara yıllarca 2. sınıf insan muamelesi yapıldı.

-Siz bu ülkede yıllardır laikliği nasıl ölçtünüz? Hangi cihazı kullandınız? Üniversite kapılarında laikliği nasıl kullandınız. İkna odalarında hangi aleti kullandınız? Ey Kılıçdaroğlu, başörtüsü düzenlemesini niye Anayasa Mahkemesine götürdünüz? Biz 9 yıldır hiç bir dayatmanın içinde olmadık, bugün de değiliz, yarın da olmayacağız.

-Siz olsa olsa bilgisayarları formatlarsınız ama zihinleri asla... Hiç bir parti kendi tasavvurunu dayatmaz dayatamaz işte biz bunun bilincindeyiz. Toplum mühendisliğine de karşıyız siyaset mühendisliğine de.

Suriye'de 30 yıl önce Hama'da büyük bir katliam yaşandı. Kadın erkek yaşlı demeden 30 bin masumu katlettiler. Bugün Hama'da kaç kişinin katletildiği bilinmiyor. Uluslararası toplum olayın üzerine gitmedi. Aynı yıl Sabra ve Şatilla'da 4 bin Filistinlinin katledilmesine seyirci kaldı. Neden çünkü ölenler müslamandı, Filistinli'ydi, Suriyeli'ydi.

Emzikleri ağzında katledilen çocukları terörist diye gösterdiler. Hama'da 1982 yılında gerçekleştirilen bu katliam müslaman dünyasında ağır bir yara açtı. O diktatörler yargı önüne çıkmasa da vicdanlarda yargılandılar ve zalim olarak damgalandılar.

BABALARININ İZİNDEN GİDENLER

Topraklarına gelen yabancı güçlere çıt çıkarmadılar. Güçleri sadece kendi halkına yetti. İşgal edilmiş şehirlerini değil kendi haklarını kuşattılar. İran-Irak saaşında 1 milyon askeri kim öldürdü? Halepçe'de Kürtleri siyonistmer mi katletti? Basra'da Necef'te yabancılar mı katletti? Tamanını kendini müslümen gören zalimler dikatötermer modern firavunlar yaptı. 

Babalarının izinden giderler hak ettiklerini mutlaka bulacaktır. baba esad işlediği cinayetleriin hesabını bu dünyada vermedi ama vicdanlarda acımasız bir diktötür olarak tarihe adını yazdırdı.

MADEM KAHRAMANDIN GOLAN TEPELERİ İÇİN NİYE SAVAŞMADIN

Hama'nın hesabı sorulmadı ama emin olunuz ki Humus'un hesabı sorulacak. Madem ölene kadar savaşacak kadar kahramandın neden Golan tepeleri için ölene kadar savaşmadın. Senin kahramanığın senin masum halkına mı? Bu kahramanlık değil korkudur. Her zalimin kalbine sinmiş acziyettir, zavallılıktır. Mazlumun ahı er yada geç mutlaka çıkar.

CHP ESAD'IN SIRTINI SIVAZLADI

Gidip muhalefetin yaptığı gibi zalimlerin sırtını sıvazlamayız. CHP gitsin aynı zihniyeti paylaştığı Baas'a destek versin. Biz Baas ile değil, masum Suriye halkıyla dayanışma içinde olacağız. Babanızın izinden yürümediğinizi gösterin dedik, çünkü umutlandık. Reformları destekledik. Ama Esad döndü dolaştı babası gibi silahların namlusunu kendi halkına çevirdi. Gitiğin yol yol değildir, yanlış yoldan dönmesini bir kez daha tavsiye ediyorum. Esad'a sesleniyorum: Ya beşar men dakka dukka. Ey Beşar eden bulur.

KAN ÜZERLERİNE SIÇRIYOR

Suriye'nin dört bir yanında cinayetler devam ederken uluslararası toplum dur diyememiştir. Esad bunu açık çek olarak yorumlarsa bunun hesabını kim verecek. Suriye üzerinden güç mücadelesi verenler bilsinler ki akan kan üzerlerine sıçrıyor. Biz Suriye'de barış ve istikrarın tesisi için gayret göstermeye devam ediyoruz. Suriye yönetiminin değil halkının yanında yer alan ülkelerle girişim başlatacağını burada söylüyoruz.

SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM

(Paul Auster polemiği) Genişletilmiş il başkanları toplantısında söylediklerimin A'dan Z'ye arkasındayım. 2002 öncesinde medyada en çok da TRT'de bir takım haberler olurdu. Türkiye övüldü gibi haberler seyrek çıktığı için her haber gündeme geliyordu. Türkiye bu komleksten kurtuldu. AK Parti'yle ilgili yorumlar, haberler yayınlanıyor. 14 Ağustos 2001'de bunların olacağını o günden işaret etmiştik. Türkiye ekonomideki başarılarıyla geniş şekilde yer alıyor. Biz yoğunluk gereği seçici davranıyoruz.

KILIÇDAROĞLU PAPAĞAN GİBİ

Geçtiğimiz hafta sonu ABD'li bir edebiyatçının Türkiye'yle ilgili ifadeleri yayınlandı. Belli ki ABD'li yazar Türkiye hakkında yanlış yönlendirilmiş. Bu ABD'li yazarın sözleri CHP Genel Başkanı tarafından cımbızlandı. Bu tartışmayı başlatan biz değiliz. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'dur. Bu ifadeler iç politika malzemesi haline getirilince dikkat kesildik. Türkiye'ye gitmeyeceğini söyleyen yazar 2010'da İsrail'e gitmiş. İsrail devlet adamlarıyla fotoğraf çektirmiş. İsrail'de tutuklu yazar ve gazeteci yok dedi. Kılıçdaroğlu papağan gibi tekrarladı. 

TENEKE KILIÇDAROĞLU

Sayın Kılıçdaroğlu başbakan öğrensin kaç tutuklu gazeteci var dedi. Umuyorum ki, İsrail'e arka çıkan bu sözleriyle birilerinin gözüne girmiştir. Ben olsaydım Mavi Marmara'nın gitmesine izin vermezdim diyerek adını Türk siyasetine altın harflerle yazdırmıştı, tabii teneke. Kılıçdaroğlu son sözleriyle zirve yaptı. Bir gün BDP'nin vagonu, papağanı oluyor. Bir başka gün yabancı yazarlara çanak tutuyor.

Eğer o yazar CHP'nin davetine icap ederse birlikte İsrail'e gitsinler. Aksi takdirde bu seyahat eksik kalır. Gazze'yi gören tepede piknik yapsınlar. En büyük hapishanesi olan Gazze'yi arkalarına alsınlar.

En hafif tabiriyle yalancılıktır. O plajda güneşlenen yavurucuklara haksızlıktır. Filistin şehitlerine haksızlıktır. İsrail hapisanelerini göremeyen nice yazar, gazeteci var. israil'de tutuklu gazeteci yok demek Mahmud Derviş'e haksızlıktır. Kılıçdaroğlu ve ABD'li yazar Filistinlileri gazeteci yazar olarak görmüyorlarsa gitsinler İsrailli gazetecileri İsrail askeri sansür kurumuna sorsunlar. Burada son derece art niyetli bir kampanya var.

ROJ TV'Yİ DE SAVUN

Bazı yazarları da yedeğine alan Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi karalayarak son derece çirkin bir kampanya yürütüyor. Ergenekon davasını önemsiz hale getirmek için bu taşeronluğu yapıyor. Roj TV'yi niye savunmuyorsun. Onu da savun. Git Danimarka'ya Roj TV'yi de savun. Batılı gazetecilerin tecrübe etmedikleri bir durum var.

BATIDA GAZETECİLER DARBE PLANLARI İÇİNDE OLMUYOR

Batıda gazeteciler darbe planları içinde yer almıyorlar. Batıda birilerine haber yazdırıp sonra da bunu parti kapatma davalarına delil olarak koymuyorlar. Biz bu kara propagandaya karşı mücadele edeceğiz. Tüm dünyana gazeteciler ve yazarların değil, terör eylemi yapanların yargılandığını anlatacağız.

KILIÇAROĞLU CHP'NİN BAŞINDA OLMAYI HAKETMİYOR

Türkiye'de ifade özgürlüğü var ki sen hariç Tüm Türkiye Dersim meselesini sorguluyor. İl başkanını görevden alacaksın. Dersimli olarak parti içinde Dersim konusunun konuşulmasına yasaklayacaksın, sonra yabancı gazetelere Türkiye'de fikir özgürlüğü yok diye yazacaksın. CHP bile böyle bir genel başkanı hak etmiyor.

İRTİCA BAYAT KAMPANYA

Bu kampanya son derece bayat bir kampanya. 13 Nisan 1909'dan beri tam 103 yıldır temcit pilavı gibi bu ülkenin önüne getirildi. İrtica diyerek partiler kapatıldı, demokrasi askıya alındı. İrtica diyerek milli manevi değerleri ayaklar altına alındı. Kimi dışlamak istedilerse mürcteci dediler. 

TIPKISININ AYNISI KAMPANYA

Dindar nesil kavramında kopartılan fırtına 31 Mart Vakası'nda, Menemen olayında, AK Parti'nin kapatılma davası öncesinde yürütülen kampanyanın aynısı. Biz bu yolda elinden irtica bahanesi alınıdığı için kimlik bunalımı yaşayan yazarlarla değil, milletimizle yürüyoruz.

Kusura bakmayın biz bunları yutmayız. Kimse istikamet çizemez. Sizin veryansınınız değli halkımın versansını önemli onun da ölçüsü sandıktır. Milletin dilini yakaladığımız için AK Parti burada. Milletin diliyle konuşmadığınız sürece on yıllardır iktidira olamayacaksınız.

DİNDAR İNSANLAR ÇAĞDAŞ OLAMAZ MI?

Anayasa'nın 24. maddesini açın okuyun. Dindar insandan çağdaş olmamaz mı, hem çağdaş hem dindar olamaz mı bir insan? Dindarları ne zannediyor acaba? Bunlar maalesef çağdaşlığı da anlamış değil. Dün Fatih projesiyle yeni ders verdik. İnternet yeni mi icat oldu? AK Parti'den önce niye yoktu? Dindarlığı savunan Başbakan Anadolu çocuğu üniversiteye gidemiyor diyorlar. Çıkmış bir tanesi utanmadan AK Parti müteahhitler yetiştirmiştir diyor. Ne karar zavallısın.

BİZDE İKNA ODALARI YOK SAYIN KILIÇDAROĞLU

Hiçkimse mürebiye edasıyla bize yol çizemez. Biz parti programımızla yola çıktık. Bizim rotamız bellidir. Bu hükümetin gizli ajandası var diyerek ensemizde boza pişirmesine asla müsaade etmeyiz. Bizde ikna odaları yok sayı Kılıçdaroğlu. Bu ülkede dindarlar ikinci sınıf muamelesi yapıldı. Selamün aleyküm diyenler ötelendi, camiler kapatıldı. İmam hatitlerin orta kısmı kapatıldı. İkna odalarında başörtülü çıkmışlar bize elinizde biz dindarmık ölçme meraklısı değiliz. Bizi uluhiyet kavgamız yok ancak kadiri mutlaktadır.

LAİKLİK CİHAZI

Siz bu ülkede yıllardır laikliği nasıl ölçtünüz? Hangi cihazı kullandınız? Üniversite kapılarında laikliği nasıl kullandınız. İkna odalarında hangi aleti kullandınız? Ey Kılıçdaroğlu, başörtüsü düzenlemesini niye Anayasa Mahkemesine götürdünüz? Biz 9 yıldır hiç bir dayatmanın içinde olmadık, bugün de değiliz, yarın da olmayacağız. Siz önce bunu anlatın. Ey köşelerinde yazanlar bunu niçin söylediğini anlıyor musunuz? Dindar nesil derken neyi kastettiğimi anlıyor musunuz?

VAH ZAVALLI

Koskoca prof. "AK Parti yoksullara eğilmedi" diyor. Vah zavallı bak  bunu biz getirdik. 1 milyon bilgisayar gönderdik. Haberin var mı hoca. İnternetin olduğu bir okulda dayatma olabilir mi? Siz olsa olsa bilgisayarları formatlarsınız ama zihinleri asla... Hiç bir parti kendi tasavvurunu dayatmaz dayatamaz işte biz bunun bilincindeyiz. Toplum mühendisliğine de karşıyız siyaset mühendisliğine de. Sorun diğer partilerin vizyonu olmamasıdır.