Şizofrenler toplumdan saklanıyor
Şizofreni Gönüllüleri Derneği Konya Şube Başkanı Emine Nurbarut, toplumda şizofreni hastalarının saklandığını ileri sürdü. Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de her 100 kişiden birinde şizofreni hastalığı tespit edildiğini belirtti.
Mustafa VAROL
Toplumda şizofreni hastalığının tam olarak bilinmediğini, hatta yanlış tanımlandığını kaydeden Şizofreni Gönüllüleri Derneği Konya Şube Başkanı Emine Nurbarut, şizofreninin kişinin duygu, düşünce ve davranışlarında önemli değişikliklere neden olan, belirtileri ve seyri kişiden kişiye değişiklik gösteren, hastaların bir kısmında iyileşmeyle, bir kısmında ise toplumsal ilişkiler ve entelektüel faaliyetlerde önemli kayıplara yol açan ruhsal bir rahatsızlık türü olduğunu söyledi.
Şizofreni hastalığının başlama yaşının genellikle 15-35 yaşları arasında olduğuna dikkat çeken ve kendisini insanın dış görünüşünde, konuşmasında, duygularını ifade etmesinde, davranışlarında ve düşüncelerinde oluşturduğu değişiklikler ve bunların toplumsal yansımalarıyla gösterdiğini belirten Dernek Başkanı Nurbarut şizofreninin belirtilerini ise şöyle sıraladı: Giyim-kuşama özen ve kendine bakım azabilir, alışılagelmişin dışında giyinme görülebilir. Mimikler ve jestlerde azalma, çevrede olup bitenlere karşı ilgisizlik görülebilir. Bazılarında yüz ifadesi donuklaşabilir. Bazı hastalarda konuşma bozulur. Dağınık ve muğlâk olabilir. Yer yer kopmalar içerir, gereksiz ayrıntılarla doludur, belirli bir mantık örgüsü izlenmez. Bazılarında ise konuşma normal görünümdedir. İçine kapanma veya yakınlarına bağımlılıkta artma görülebilir. Amaçsız ve anlamsız davranışlar gösterebilirler. Hiç hareket etmeme, devamlı bir noktaya bakarak hiç konuşmama veya saldırgan davranışlar olabilir.
Yapılan araştırmalarda Türkiye'de her yüz kişiden birinin şizofreni hastası olduğu ve bu araştırmaya göre Konya'da 10 bin şizofreni hastasının bulunduğunu belirten Nurbarut, "Konya'da derneğimize üye sayısı sadece 100 kişi. Bu sayıda gösteriyor ki ilimizdeki şizofreni hastaları toplumdan saklanıyor. Fakat evde tedavi gören hastaların iyileşme şansı çok az. Bu sebeple şizofreni hastalarının toplumla iç içe olması gerekir" şeklinde konuştu.
Şizofreni tanısıyla tedavi olan kişilerin beşte birinde zaman içinde belirtilerin tamamen ortadan kaybolduğunu belirten Nurbarut, "Genel anlamda hastalık yok olmaz, ancak hastaların büyük kısmında düzenli ve sürekli ilaç tedavisi ile önemli iyileşmeler elde edilebilir. Tedavide öncelik ilaç kullanımıyla başlar. Ancak şizofreniyle ilgili bütün sorunların çözümünde ilaç tedavisi tek başına yeterli olmamaktadır. Bu nedenle özellikle toplumsal yaşantıya ait yakınmaların çözümlenmesinde ailenin anlayışlı, destekleyici ve teşvik edici yaklaşımı, hastaya nasıl davranacaklarına dair hekimle işbirliği yapılması son derece önemlidir. Toplumun bu insanlara mutlaka sahip çıkması gerekir" ifadelerine yer verdi.