Siyasilerin dünyasında bir gezinti

Siyasilerin dünyasında bir gezinti

Zeki Oğuz, geçmişten günümüze Konya coğrafyasında karşılaştığı siyasileri ve seçim çalışmalarını kendine özgü üslupla yorumluyor.

Ortalık toz duman. Yerel seçimlerde istedikleri sonucu alabilmek için var güçleriyle çalışıyor siyasi partiler... Yerel değil de sanki bir genel seçim havasına sokuldu ülke. Demokrasinin gereği, diyenler çıkabilir, alakası yok. Demokrasinin D’si bulaşmadı daha bize. Bu gidişle demokrasi ile tanışmamız yıllar alacak. Baksanıza iktidarın adalet bakanı bize oy vermezseniz, size hizmet gelmez, mealinde sözler sarfedebiliyor, bir milletvekili seçmeni tehdit edebiliyor.

1969 yılından bu yana bir şekilde seçimlerin, siyasilerin içinde bulundum. Bugün dağ bayır gezmek yerine siyasilerin dünyasında bir gezinti yapalım istedim.
1969 seçimlerinde daha bir yıllık muhabirim. Memleket seçim havasına girmiş, liderlerin biri gidiyor, biri geliyor.

Osman Bölükbaşı o dönem siyasetimizin en renkli simalarından ve en iyi hatiplerinden biri. Bu yüzden o gelince meydan hayli kalabalık oluyor. Rahmetli Bölükbaşı’da biliyor o kalabalığın oya dönüşmeyeceğini. Bunu bildiği için her konuşmasında “harmanınız büyük ama daneniz yok” diyor.

Bir dönem TRT’ye kafayı takıyor, bu yüzden adı tırt Osman’a çıkıyor. Her iktidara kök söktüren bir muhalif, çantalar dolusu dosya ile çıkıyor kürsüye.
1954 seçimlerinde DP silme götürüyor oyları ama Kırşehir yine Osman Bölükbaşı’nı meclise gönderiyor ve cezasını da görüyor. DP iktidarı Kırşehir’i ilçe yapıveriyor.

Bölükbaşı ile birlikte bir hafta boyunca Akşehir, Sarayönü, Ilgın, Yunak taraflarını dolaştık. Midesine müthiş düşkün biriydi. Av meraklısıydı, tüfeği hiç eksik olmazdı arabasının ardında. O tüfeğin yanında da onlarca dosya dolu çanta olurdu.

Necati Soysal 1976’larda Kooperatifler 7.Bölge Müdürüydü. Çok çalışkan, alabildiğine dürüst bir bürokrattı.1977 seçimlerinde CHP den milletvekilliği için aday oldu. Adaylıktan önce bir sohbetimizde, adaylığı üzerinde düşüncemi sormuştu. Olumsuz yanıt vermiştim. Her şeyden önce varlıklı biri değildi Necati Bey. Olmayacak bir iş için döküp saçacak varlığı yoktu. İkincisi o dönem CHP’nin ağır toplarından rahmetli Mustafa Üstündağ’ın karşısında olan bir gurubun içindeydi. Yani hiç seçilme şansı yoktu. Elbette seçilemedi.

Necati Beyden sonra bir sakyatan tanası geldi başımıza. O zamanlar memuru, öğretmeni olur olmaz yerlere sürgün etme modası vardı. O tananın sayesinde ben de tam beş yere sürgün gittim. O dönem Tarım ve Köyişleri Bakanlığının müsteşarı, Günümüzün Ankara büyükşehir Belediye başkan adayı Murat Karayalçın’dı.

Yine bir sürgün olayından sonra makamına çıktım, ben amir değil müdür değilim, benimle uğraşıp durmayın, gibisine bir şeyler söyledim, gülerek tayinimi yeniden Konya’ya yaptı. Aynı yıllar yolum Ankara’ya düşmüşken iki vekilimizi ziyaret etmek istedim. Büroları vardı Sıhhıye’de. Kapılarını çaldım, çıkan yok. Geri döneceğim sırada karşı büroya biri geldi, yakamdaki rozeti görünce “Gazeteci misiniz”diye sordu. Evet,yanıtım üzerine başladı içindekileri dökmeye. Konuştukça öfkeleniyordu. Meğer bizim vekiller arada bir hanımları konuk ederlermiş, bu konukluk da hayli gürültülü olurmuş.

Ben merdivenden inerken, bunlar resmen kadın oynatıyorlar burada, diye homurdanıyordu adam.
Karadağ, yaban atları, Yörükleri ile sık gittiğim yörelerden biri. Çok yoksul bir aile yaşıyor orada. Gezgin arkadaşlarla aramızda bir miktar para topladık ama yetersizdi para. Ahmet Köseoğlu Meram Belediyesi Başkan Yardımcısıydı. Kendisine durumu anlattım, sağolsun iki çuval erzak gönderdi.

Bu seçimlerde Büyükşehir belediye başkan adayı olan Mustafa Özkafa o dönem Büyükşehir belediye başkanıydı ve kapısını gönül rahatlığı ile çalabildiğimiz bir insandı. İkiletmeden yardımcı oldu, bir ramazan günü topladığımız para ve erzakları götürüp verdik aileye.

Bu seçimlerde DSP’den Meram belediye başkan adayı olan İbrahim Aksu’yu Taşkent’te yapılan şenliklerde tanımıştım. Göktepe Belediye başkanıydı ve beldesinin adını duyurabilmek için elinden geleni yapıyordu. Konuşmalarında Özal’a karşı Cumhurbaşkanlığına aday olacağını bile söylüyordu. Bütün derdi beldesinin sorunlarına dikkat çekmekti. Kendisinde tam bir Ermenekli inadı var ve vargücüyle çalışıyor Meram bölgesinde.

Siyasette 60’lı 70’li yıllar cadı kazanlarının kaynadığı yıllardı. Müthiş kutuplaşmıştı ülke. Kimi beldelerde kahvehaneler, camiler bile ayrılmıştı. Günümüzde bunun olmaması sevindirici. Siyasetçinin de siyaset yaparken buna çok dikkat etmesi gerekiyor.

Yalınçevre Torosların ortasında müthiş güzel beldelerimizden biri. Belediye Başkanı Musa Şevik MHP’den seçilmişti. Beldede yapılan şenlikler sırasında tanışmıştık. Belediyenin kıt imkânlarına rağmen bir şeyler yapabilmek için didiniyordu. Geçtiğimiz yıl son görüştüğümüzde beldenin su ihtiyacı için çırpınıyordu. Kendisiyle ilk tanıştığımızda şenlikten bir gün önce gitmiştim beldeye. Bir evin damında oturmuş sohbet ederken “Ah Zeki solcu yazarlar, masanın başına oturur köyü, köylüyü yazıyoruz diye milleti kandırırlar, gelip bir şu vatandaşın halini görseler ya” dedi. “Onlardan biri yanıbaşında oturuyor Musa abi” demedim artık.

Bolay Taşkent’in şirin beldelerinden biri. 1994-2004 Yılları arasında belediye başkanlığı yapan Gazi Güner tanıdığım en dürüst ve çalışkan siyasetçilerden biriydi. Rahmetli onca çalışmasına karşılık bir oyla kaybetmişti seçimleri. Siyasetin azıcık içinde olanlar bir oyun bile ne demek olduğunu çok iyi bilirler.