Psikolojik Danışman Ali Şeker

Psikolojik Danışman Ali Şeker

Sınav Kaygısı: Sessiz Bir Çığlık, Duyulmayı Bekleyen Bir Gerçek

Her yıl milyonlarca öğrenci bir sınava hazırlanıyor. Ama aslında sadece onlar mı sınava giriyor?
Bir çocuğun geleceğiyle ilgili kaygıları, bir annenin uykusuz gecelerini, bir öğretmenin beklentilerini, bir toplumun başarı takıntılarını da yanında taşıyan bu süreçte, hepimiz sınavdayız.

Ve bu sınavın adı çoğu zaman sadece “LGS” ya da “YKS” değil.
Bir çocuğun iç sesiyle, çarpan kalbiyle, kuruyan boğazıyla, titreyen elleriyle yaşadığı sessiz bir sınav:
Sınav kaygısı.

Görünmezdir. Anlatılmaz çoğu zaman. Ama hayatı etkiler.
Çünkü sınav kaygısı yalnızca bir başarısızlık korkusu değil, çocuğun kendini değersiz hissetmeye başladığı bir sürecin habercisidir.

Sınav Kaygısı Nedir? Sadece Bir Korku mu?

Sınav kaygısı, öğrencinin sınav öncesinde ya da sınav anında yaşadığı yoğun stres, endişe ve korkudur.
Bu durum çoğu zaman öğrencinin sahip olduğu bilgiyi kullanmasını engeller, performansını düşürür. Ancak sınav kaygısı yalnızca “heyecan” değildir; kökeni çok daha derin olabilir.

Bu kaygı üç temel düzeyde kendini gösterir:

  • Bilişsel düzeyde, “Ya yapamazsam, ya herkes benden daha iyiyse?” gibi olumsuz düşünceler yoğunlaşır.
  • Duygusal düzeyde, panik, korku, gerginlik ve mutsuzluk gibi duygular görülür.
  • Fizyolojik düzeyde ise kalp çarpıntısı, mide bulantısı, terleme, titreme gibi tepkiler ortaya çıkar.

Her yaşta görülebilir. Ama yaşa göre şekil değiştirir:

  • Küçük yaşlarda sınavın bilinmezliği, anne babadan ayrı kalma kaygısı ağır basar.
  • Ergenlik döneminde ise kimlik arayışı, akran kıyaslaması ve gelecek kaygısı sınavla birleşerek daha yoğun duygular yaratır.

Öğrenciler Ne Yapabilir?

Sınav kaygısıyla başa çıkabilmenin ilk adımı, onun farkına varmaktır.
Kaygı bir zayıflık değil, insanın içindeki uyarı sistemidir. Kontrol edilebildiğinde motive edici bile olabilir.
Ancak kontrol edilemediğinde yıkıcı olur.

Öğrencilere öneriler:

  • Planlı ve sürdürülebilir bir çalışma sistemi kurun.
  • Negatif iç konuşmaları yakalayın ve değiştirin.

Örneğin:“Yapamayacağım” yerine “Elimden geleni yapacağım” demek.

  • Nefes egzersizi yapmayı öğrenin:
    1. Burnunuzdan 4 saniye boyunca yavaşça nefes alın.
    2. Nefesinizi 4 saniye tutun.
    3. Ağzınızdan 6 saniye boyunca yavaşça nefes verin.
      Bu egzersizi sınav öncesi ve sırasında birkaç kez tekrarlamak sakinleşmenize yardımcı olur.
  • Aşırı sosyal medya ve kıyas ortamlarından uzak durun.
  • Destek almaktan çekinmeyin. Rehber öğretmenler ve psikolojik danışmanlar yanınızdadır.

Küçük bir örnek:

Elif, çok çalışan ama sınavda heyecandan soruları okuyamayan bir öğrenciydi.
Öğretmeninin yönlendirmesiyle nefes egzersizi öğrendi. Deneme sınavlarında uyguladı.
Kaygı bitmedi ama artık yönetebildiğini gördü. Sorun bilgide değil, kaygının gücündeydi.

Anne Babalara: Beklenti mi, Güven mi?

Sevgili anne babalar,
Çocuğunuzun sınav başarısından daha kıymetli bir şey var: Onun kendine güven duyması.
Ama bu güven, sınav sonucu değil, sizin yaklaşımınızla inşa edilir.

Yapmamanız gerekenler:

  • “Sakın kazanamazsan mahcup oluruz.” demek,
  • Kıyas yapmak: “Komşunun çocuğu senden daha iyi,”
  • Aşırı baskı ve olumsuz tahminler yürütmek.

Önerilen 3 altın cümle:

  • “Sana güveniyorum.”
  • “Sonuç ne olursa olsun seni seviyorum.”
  • “Bu süreçte yalnız olmadığını bil istiyorum.”

Unutmayın: Çocuğunuzun en büyük güvencesi, sizin koşulsuz sevginizdir.

Öğretmenlere: Güç Veren Sözler, Kaygıyı Hafifletir

Öğrenciler, öğretmenlerini sadece bilgi veren biri olarak değil, aynı zamanda duygusal destek kaynağı olarak görür.
Bu nedenle öğretmenin yaklaşımı, sınav kaygısının seyrini doğrudan etkiler.

Dikkat edilmesi gerekenler:

  • Kıyas yapmayın.
  • Korku dili kullanmayın.
  • Gelişime odaklanın: “Her denemede biraz daha iyiye gidiyorsun.”
  • Empati kurun; bazen başarısızlık arkasında görünmeyen sorunlar olabilir.
  • Öğrencileri dinleyin ve gözlem yapın.

Topluma: Sınavlar Geçer, Sözler Kalır

Toplumun sınavlara bakışı, öğrencinin üzerindeki baskıyı artırabilir.
“Kaç net yaptın?”, “Kazandın mı?”, “İlk 10 bin mi?” gibi sorular, öğrenciye başarı değil, değersizlik hissi yükleyebilir.

Unutmayalım:

  • Komşuların kıyaslamaları,
  • Akrabaların sorgulamaları,
  • Sosyal medyada yayılan ‘şampiyon’ hikâyeleri,
    çocukların ruhunda fark etmeden yükler oluşturabilir.

Öneri:
Başarıyı sadece sonuçla değil, çabayla, azimle, dürüstlükle ve sabırla ölçen bir toplum olmalıyız.

Sınav Kaygısı Ne Zaman Profesyonel Destek Gerektirir?

Sınav kaygısı normal düzeydeyken, bireyin hayatını ve performansını olumsuz etkiliyorsa, şunlar yaşanıyorsa profesyonel destek almak önemlidir:

  • Sürekli uyku ve iştah problemleri,
  • Okula gitmek istememe,
  • Panik atak benzeri nöbetler,
  • Günlük yaşamda işlevselliğin düşmesi.

Unutmayın, yardım istemek güçsüzlük değil, bilinçli bir adımdır.

Sonuç: Sınavdan Geçen Sadece Bilgi Değil, İnsan da Olmalı

Bu yazıyı bitirirken, bir öğrencinin iç sesi yankılanıyor kulaklarımızda:

“Ne olur, sadece notumu değil… halimi de görün.”

Sınav kaygısı; bilginin değil, çocuğun duygusal sağlığının sınavıdır.
Ve bu sınavı hep birlikte vereceğiz.
Öğrencilerle, ailelerle, öğretmenlerle, toplumla el ele…

Çünkü sınavdan yüksek puan almak güzel bir şeydir…
Ama kendine güvenen, ayakta duran, duygularını tanıyan bir birey yetiştirmek, çok daha büyük bir başarıdır.

Kutucuk: 3 Adımda Kaygı ile Başa Çık

1. Fark Et:
Bedeninde ve zihninde sınav yaklaştıkça neler değişiyor?

2. Nefes Al:
Burundan 4 saniye nefes al, 4 saniye tut, 6 saniye yavaşça ver.

3. Değiştir:
“Yapamayacağım” yerine “Deneyeceğim” de.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.