Zaman gazetesi, son reklam kampanyasında toplumda insanlara düşünce ve yaşantıları nedeniyle bazı 'yaftalar vurulduğunu' ima ederek, bu tür ayrışmaların derin yaralar açtığına dikkat çekiyor.
Akşam Gazetesi'nin ulusalcı yazarı Serdar Akinan, Zaman Gazetesi'nin reklamında geçen kelimelerin yanında, gazetede sürekli yeralan 'ergenekoncu, ulusalcı, laik' gibi ifadelerin yer almamasını eleştiriyor.
YAFTALAMADAN DÜŞÜNÜN
Zaman gazetesinin yeni reklam kampanyasını görmüşsünüzdür. Saçı uzun bir genç “satanist” etiketiyle müzik dinliyor. Bir “dinci”nin elinde bir gazete var. Bir taksici, dikiz aynasında Türkiye formunda b
BU KELİMELER NEDEN YOK?
Kampanya filminde olmayan kelimeler ne? Zaman’ın sayfalarında en çok yer verdiği kelime ve kelimeler... Zaman’ın lügatındaki “yafta”lar, nedense, yok... “Laik” yok... “Seküler” yok... “Solcu” yok... “Ulusalcı” yok... En önemlisi “Ergenekoncu” yok... Neden? Yanıtı çok basit. Ortada bir misyon var. Bu açığa çıktı... Ergenekon soruşturması kapsamında Susurluk uzantısı son derece kirli isimler temizlenecekken cemaat bunu muhalefeti susturacak bir cadı avına çevirtti... Ama bu cadı avı o kadar dejenere oldu ki... Misyon kendini iptal etti. Merdan Yanardağ’ın tam da Fethullah Gülen hareketinin arka planını anlatacağı bir konferansa gitmeden gözaltına alınıp konferans bitince serbest bırakılması bile tek başına bir ölçü değil mi?
MADEM YAFTA YAPIŞTIRMIYORSUNUZ..
Kamuoyu, Ergenekon soruşturmasında Susurluk uzantısı bir ekibin olduğuna inanıyor. Aynı oranda da bu soruşturmada alınan isimlerin başta cemaat ve misyonunu ortaya çıkartacak söylemleri dile getiren isimleri susturacak veya sindirecek bir kampanyaya dönüştüğünü de görüyor. Bu kampanyada “Ergenekoncu” kelimesinin kullanıl(a)maması çok önemlidir. Sizi ele veren detaydır... Madem “yafta” yapıştırmayan bir gazetesiniz o halde kampanya lügatınıza bir zahmet “Ergenekoncu”, “ulusalcı”, “laik” kelimelerini de ekleyin.
SAİD-İ NURSİ'DEN FETHULLAH GÜLEN'E..
Bedüizzaman Said-i Nursi’nin yıllar önce ne inşa etmeye çalıştığını, 28 Şubat süreci sonrası ise Nur hareketinin en mühim temsilcisi Fethullah Gülen’in peşinden gelen milyonlarca Müslüman’ı nereye taşıdığını artık görmek gerek. Milliyetçi ve devletçi bir anlayışı terk ederek liberal ve küresel bir anlayışa savrulan hareketin askeri bir hiyerarşiyi andıran bu yapısıyla soru sormayan bireyler yarattığı ortada. Risale-i Nur temelde soru sorarak sadece Allah’a hesap veren politize bir birey yaratmayı hedeflemedi mi?
BİR DE AHİRETİ DÜŞÜNÜN
Hatta, birinci Abant Platformu’ndan aşağıdaki sonuç çıkmamış mıydı? (...)Akıl ve vahiy çatışmaz; bireyler sosyal yaşamlarını düzenlemek için akıllarını kullanmalıdır.(...) Hani nerede “akıl” kullanan birey..? Zaman’ın sayfalarında her gün yer alan bir yaftanın reklam kampanyasında kasten kullanılmaması bile cemaat içindeki üst yapının “samimiyet” sınavına dair bir fikir vermektedir. Yaftalamadan düşünün... Bir de ahireti düşünün... Nasıl hesap vereceksiniz?