Velî kime denir?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Arapça’da velâ kökünden türemiş olan velâyet; muhabbet, dostluk, yardım ve vekâleten bir başkasının işine bakmak gibi anlamlara gelir. (İsfehânî, el-Müfredât, İstanbul, 1986, s. 837). Velâyet,  nesep ve iman bakımından iki yoldan oluşur. Baba, dede, amca…, çocuğun, torunun ve yeğenin velisi olduğu gibi, mü’min kadınlar ve erkekler de birbirlerinin velileridir. (Bkz. 9/Tevbe 71).

 Veli, aynı zamanda Yüce Allah’ın güzel isimlerindendir: “O, bütün salihlere velilik eder.” (7/Araf 196).  Bu anlamda Allah, kendisine duyulan sevgiye fazlasıyla karşılık veren, kendisini sevenlere dost olan, bütün bir varlığın işlerini üslenen ve yerine getirendir. (Zebîdî, Tâcu’l-Arûs, Mısır, ts., X, 398-99).  Kur’an’da Allah ve insan arasındaki dostluğu tasvir eden pek çok âyet bulunmaktadır: “Allah inananların dostudur. Onları karanlıktan aydınlığa çıkarır”. (2/Bakara 257). “Allah, mü’minlerin dostudur.” (3/Âl-i İmrân 68). “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Dünya hayatında da, ahrette de onlar için müjde vardır..” (10/Yunus 62-64).

Bu âyetlerde de görüldüğü gibi velâyet makamına ulaşmanın ölçüsü; saf iman ve takvâya dayalı bir dindarlıktır. Takvâ ise, nefsi ahiret hayatına zarar verecek kötü amellerden korumaktır. Müttaki de Allah’a şirk koşmaktan kaçınan ve taata uygun işler yapan mü’minin sıfatıdır. İşte gerçek veli, Hz. Peygamberin sünnetine bağlılıkta titizlik gösterir ve gönlünü Allah’ı anmaktan alıkoyacak her türlü meşguliyetten arındırır.

Allah’ın velileri, sevgi, iman, ibadet, taat ve güzel ahlak yönünden O’na yakın olanlardır. Bir rivayette geçtiği gibi: “Onlar görüldükleri zaman Allah akla gelir.” (İbn Mâce “Zühd” 4). Veli ve sâlih kullar için Allah’ın ikrâmı; onların izzet ve şerefini yükseltmede kerâmet gibi özel bir bağışta bulunmaktır.  Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Hz. Meryem’e çeşitli rızıkların verilmesi (3/Âl-i İmrân 36-37); Hz. Süleyman’ın yakınlarından kendisine ilim verilen bir kimsenin göz açıp kapayıncaya kadar kraliçenin tahtını getirmesi (27/Neml 38-40); rivayetlerde ise, yolculuğa çıkıp yağmura tutulan ve mağaraya girip orada mahsur kalan üç arkadaşın dua ile kurtulması (Buhârî “Edeb” 5; Müslim “Zikir” 27) kerâmete örnek olarak gösterilir. En büyük kerâmet ise, herhangi bir velinin hayatı boyunca iman ve istikâmet üzere hayatını sürdürmesidir. Dolayısıyla iman ve amel bütünlüğüne sahip her mü’min,  Allah’ın velisidir.

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.