Türkiye Veremle Mücadelede Başarı Sağladı

Gazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldırım:-''Veremle mücadele halen devam etmektedir. Türkiye, DSÖ tarafında belirlenen hedefleri yakalamış ve ötesine geçmiştir''-''Türkiye'de tedavi ba

ZEYNEP AKYIL - Gazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Yıldırım, veremin halen tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak varlığını koruduğunu belirtirken, ''Veremle mücadele halen devam etmektedir, Türkiye Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen hedefleri yakalamış ve ötesine geçmiştir'' dedi.

Yıldırım, ''Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası'' nedeniyle AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, verem ölümlerinin 1950'li yıllara kadar tüm ölümler içinde birinci sırada yer aldığını hatırlatırken, bu nedenle Türkiye'de veremle savaşın cumhuriyetin ilk yıllarında başladığını ve halen devam ettiğini ifade etti. 1997 yılında yüz binde 9 olan verem ölüm oranının 2005 yılında yüz binde 3 seviyesine düştüğünü ve devam eden yıllarda da bu düzeyde kaldığını belirten Yıldırım, Türkiye'de 2011 yılında 15 bin 679 tüberküloz hastasının olduğunun bildirildiğini, hasta sayısında giderek azalma görüldüğünü kaydetti.

Türkiye'de yılda yaklaşık 400-500 arasında kişinin veremden öldüğüne işaret eden Yıldırım, ölüm oranları bakımından Türkiye'nin OECD ülkelerinin gerisinde olduğunu fakat DSÖ Avrupa bölgesi olarak belirtilen Doğu Avrupa ülkelerinden ve diğer Asya ve Afrika ülkelerinden daha iyi durumda bulunduğunu söyledi.

-Dünya nüfusunun üçte biri tüberküloz basili ile enfekte-

Veremin etkili bir şekilde tedavi edilebiliyor olmasına karşın, halen tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak varlığını koruduğuna dikkati çeken Yıldırım, ''Tüm dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri tüberküloz basili ile enfektedir. Enfekte kişilerin yüzde 5-10'u yaşamlarının bir döneminde hasta olmaktadır'' dedi.

DSÖ 2012 raporuna göre dünyada 8,9 milyon verem hastası olduğunu, bunlardan 1,3 milyonunun ise öldüğünü anlatan Yıldırım, bu hastaların yüzde 75'inin Afrika bölgesinde olduğunu bildirdi. Yıldırım, tüberküloz vakalarının çoğunun Güney-Doğu Asya, Afrika ve Batı Pasifik bölgelerinde yer aldığını kaydetti.

-Alkol ve sigara bağımlılığı verem riskini artırıyor-

Veremin en önemli belirtilerinin kronik öksürük, balgam çıkarma, bazen kanlı balgam çıkarma olduğunu anlatan Yıldırım, bunun yanı sıra halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, göğüs ağrısı, gece terlemesi gibi belirtilerin de olabileceğini, tedavisinin de 6 aylık bir süre devlet tarafında ücretsiz olarak verilen ilaçlarla yapıldığını ifade etti.

Verem riskini artıran faktörlerin arasında immun sisteminin tam olarak gelişmediği erken yaşlar veya ileri yaş sayılabileceğini belirten Yıldırım, bunun dışında, diyabet, kronik böbrek yetmezliği gibi hastalıkların, alkol ve sigara bağımlılığının da verem riskini artırabileceğini söyledi.

Beslenme bozuklukları ile mide ameliyatı geçirmiş olunmasının da risk faktörleri arasında sayılabileceğine işaret eden Yıldırım, AIDS'in başlı başına verem riskini artıran önemli bir hastalık olduğunu söyledi.

-Türkiye hedeflerin ötesine geçti-

Veremle mücadelenin halen devam ettiğini hatırlatan Yıldırım, son yıllarda Verem Savaş Daire Başkanlığının bütçesinde ciddi artışlar yapıldığını belirtti. Veremle mücadelede Türkiye'nin DSÖ tarafında belirlenen hedefleri yakaladığını ve ötesine geçtiğini bildiren Yıldırım, direkt gözlem altında tedavi uygulaması ile hastaların tedavi başarısının arttığının altını çizdi.

Bunun yanı sıra hastaların teşhis edilme, bildirim ve dispanserler tarafından takiplerinde de ciddi iyileşmeler görüldüğüne işaret eden Yıldırım, ''Tedavi başarısındaki en önemli kriter raporlarda belirtilen ölüm oranlarının azalması ve yıllık hasta sayısının azalmasıdır'' dedi.

DSÖ tarafından ''Tüberkülozu Durdurma Stratejisi'' kapsamında tüberküloz (TB) prevalans ve ölüm hızlarının 2015 yılında 1990 yılına göre yarıya düşürülmesi, 2050 yılına kadar ise TB'nin tüm dünyada eradike edilmesinin hedeflendiğini belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

''Türkiye'nin 1990 yılında tüberkülozu yüz binde 58 iken durdurularak geriye çevrilmiş ve 1998 yılında azalma trendi yakalanarak 2008 yılında yüz binde 30'a indirilmiştir. Türkiye, tüberküloz insidansının azalmaya başlaması hedefine 1998 yılından itibaren ulaşmış ve bu azalma eğilimi devam etmektedir. 2015 yılına kadar TB prevalansı ve ölüm hızının 1990 yılına göre yarıya indirilmesi hedefinde ise Türkiye, belirlenen prevalans hedefine 2005 yılında ulaşmış, belirlenen mortalite hızı hedefine de 2006 yılında ulaşmıştır.''

Muhabir: Zeynep Akyıl
Yayınlayan: Cemil Kartal

Sağlık Haberleri

Sosyal Medya Tuzağına Düşmeyin: Bilinçsiz Spor Sakat Bırakıyor!
Dakikada 6 Can: Aşıların 50 Yıllık Mucizevi Karnesi
Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi
SOSYAL MEDYA ÇOCUKLARI BÖYLE DE TEHDİT EDİYOR
TABLETİ TELEFONU ELİNDEN ALMAYIN